Ekrem Dumanlı, TR724’te hazırlayıp sunduğu Okuma Zamanı programında izleyicilerine spor, tarih ve insan hakları temalarını işleyen kitap ve filmleri tanıtttı ve dikkat çekici bir okuma ve izleme listesi sundu. Programda ele alınan eserler, sadece sporun fiziksel yönüne değil, toplumsal ve kültürel etkilerine de ışık tuttu.
“Spor Sadece Bir Aktivite Değil, Bir İnanç Sistemi”
Dumanlı, programın başında sporun modern toplumlarda nasıl bir inanç sistemi haline geldiğini vurgulayan The Religion of Sports kitabından bahsetti. Amerikalı gazeteci ve yazar Joe Posnanski tarafından kaleme alınan kitap, sporun bireyler ve toplumlar üzerindeki etkisini ele alıyor.
“Bu kitap, sporun sadece bir fiziksel aktivite olmadığını, insanların hayatlarını nasıl şekillendirdiğini ve hatta bazen bir inanç sistemine dönüştüğünü anlatıyor,” diyen Dumanlı, izleyicilere kitabın spor ve din ilişkisine dair yeni bakış açıları sunduğunu söyledi.
Kitabın özellikle Amerika’da sporun toplumsal etkilerini inceleyen bölümlerine değinen Dumanlı, Boston Celtics ve Boston Red Sox gibi ünlü spor takımlarının yerel topluluklar üzerindeki etkisini örnek gösterdi.
Futbol ve Din: “Futbol Tanrıları Kavramı”
Programın ilerleyen bölümlerinde Dumanlı, futbol terminolojisinde sıkça karşılaşılan “futbol tanrıları” ifadesinin dinî çağrışımlarını analiz etti.
Dumanlı “Bu ifadeler, sporu bir tür inanç sistemi olarak görmenin bir yansımasıdır. Özellikle taraftarların, takımlarına ve oyuncularına olan bağlılığı, bir tür adanmışlık ritüeli gibidir,” dedi. Futbolun insan hayatındaki yerinin çok daha derin olduğunu belirten Dumanlı, Beşiktaş forması giyen futbolcuların gol sevinci sırasında secdeye varma alışkanlığını da hatırlattı ve dinî ritüellerin spor sahasında nasıl yaşandığını anlattı. “Muhammed Salah gibi oyuncuların bu davranışları, sporun sadece fiziksel bir aktivite olmadığını, aynı zamanda değerler ve inançlarla da harmanlandığını gösteriyor.” saptamasında bulundu.
Tarihi ve İnsan Hakları Konulu Film Önerileri
Ekrem Dumanlı, sporun tarihsel ve toplumsal etkilerini daha iyi anlamak isteyen izleyicilerine iki önemli film önerdi. İlk olarak 1936 Berlin Olimpiyatları’nı konu alan Race filmini tanıttı. Film, siyahi atlet Jesse Owens‘ın Hitler Almanyası’nda düzenlenen olimpiyatlarda kazandığı 4 altın madalyanın hikayesini anlatıyor.
Filmin sporun toplumsal mesajlar verebilme gücünü gözler önüne serdiğini vurgulayan Dumanlıya göre, “Jesse Owens’ın başarısı, ırkçılığı ve üstün ırk ideolojisini çürüttü. O dönem için büyük bir insan hakları zaferiydi.”
İkinci film önerisi ise yine 1936 Olimpiyatları’nda geçen The Boys in the Boat oldu. George Clooney’nin yönettiği bu film, ekonomik zorluklar içindeki bir grup Amerikalı üniversite öğrencisinin kürek takımı olarak olimpiyatlara katılma hikayesini konu alıyor.
“Fanatizmden Uzak Durmalı”
Dumanlı, sporun bireysel ve toplumsal faydalarını vurgularken, aşırı fanatizmin tehlikelerine de dikkat çekti.
“Bir takımı desteklemek, onunla sevinip onunla üzülmek normaldir. Ancak fanatizm hayatı zehir edebilir. Sporun amacı dostluk, barış ve mutluluk getirmek olmalı,” ifadelerini kullanan Dumanlı, sporun birleştirici yönünün altını çizdi.
Programın sonunda izleyicilere hitaben, “Hayatın her alanında olduğu gibi sporun da bir ölçüsü olmalı. Fanatizmden uzak durarak sporu keyifle yaşamak mümkün.” mesajını verdi.