Söylemeye geç kalma! Baba gidince ne kalır?

Bir baba öldüğünde yalnızca bir insan mı gider?

Yoksa onunla birlikte bir ev, bir çocukluk, onlarca hikâye ve bütün bir hafıza da mı kaybolur?

Ekrem Dumanlı ile Okuma Zamanı’nın bu bölümünde Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un Ölüm ve Bahçıvan kitabından yola çıkarak ölüm, yas, baba-oğul ilişkisi, hatıralar ve hayatın anlamı konuşuluyor.

Kitabın unutulmaz cümlesi: “Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”

Ölüm ve Bahçıvan ne anlatıyor?

Yazar, kanser nedeniyle ölmek üzere olan babasının yanına gider.

Hastane günleri boyunca:

  • çocukluğunu,
  • babasıyla yaşadığı anıları,
  • aile hikâyelerini,
  • babasının bahçesini,
  • söylenen ve söylenemeyen sözleri

yeniden hatırlar.

Babanın giderek ölümüne yaklaşması, oğlunu kendi hayatıyla da yüzleşmeye zorlar.

Bahçıvan neden bahçeye dönüşüyor?

Programda bahçe güçlü bir metafor olarak ele alınıyor.

Bir anne veya baba önce çocuklarını büyüten bahçıvandır.

Yıllar geçtikçe yaşadıkları, anlattıkları, öğrettikleri ve bıraktıkları hatıralarla kendileri de bir bahçeye dönüşür.

Temel soru şu: Bir insan öldükten sonra geride ne bırakır?

Ölümü anlamadan hayat anlaşılır mı?

Programda ölüm yalnızca hayatın sonu olarak değil, hayatın değerini anlamanın yollarından biri olarak değerlendiriliyor.

İnsanın anne veya babasının ölümüne hazırlanabileceğini düşünmesine rağmen, kayıp gerçekleştiğinde ortaya çıkan boşluğun çok daha farklı olduğu anlatılıyor.

Big Fish: Gerçek mi, hikâye mi?

Programın ikinci bölümünde Tim Burton’ın Big Fish filmi ele alınıyor.

Edward Bloom hayatını devler, cadılar, sirkler, olağanüstü insanlar ve büyük maceralarla süsleyerek anlatan bir baba.

Oğlu ise yıllar geçtikçe bu hikâyelerden bıkıyor.

Çünkü ona göre babası gerçeği anlatmıyor.

Fakat babasının ölümüne yaklaşırken oğul, hikâyelerin izini sürmeye başlıyor ve çok önemli bir şey keşfediyor:

Babası her şeyi uydurmamış; gerçek hayatı hikâyeye dönüştürmüş.

Babam ve Oğlum

Programın son bölümünde Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum filmi hatırlatılıyor.

12 Eylül’ün yarattığı kırılmaların da arka planında olduğu film üzerinden:

  • baba ile oğul arasındaki küslük,
  • söylenemeyen sevgi,
  • ideolojilerin ailelerde açtığı yaralar,
  • ölüm yaklaşınca yaşanan yüzleşme

ele alınıyor.

Üç eser aslında aynı soruda birleşiyor:

Sevdiğimiz insanlara söylemek istediklerimizi söylemek için neden çoğu zaman ölümü bekliyoruz?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin