Sofistler cemaati [Dr. EMİN AYDIN]

Şimdilerde sükut orucunda olduğu anlaşılan Kerim Balcı’nın ahiretteki en büyük sorgusunun bitiremediği kitaplar konusunda olacağını zannederim. Birkaç yıl önce Son Sofestai diye bir kitap yazmaya başlamıştı. Erdoğan’ın muhatabını ikna etmek için Antik Yunan’da Sofistlerin kullandığı bütün mantık oyunlarını kullandığını delilleriyle ortaya koyacaktı. Kitap hala ortaya çıkmadığına göre sanırım işe Aristo’nun dokuz ciltlik mantık eseri Organon’u okumakla başlamıştır.

Geçen gün Erdoğan’ın Başbakan Yıldırım’la dalga geçmek için söylendiği anlaşılan “Önceden okullarda mantık dersi okutulurdu, ne kadar iyiydi.” sözlerini okuyunca yazılmamış o kitap geldi aklıma. Abdulkadir Selvi’nin Hürriyet’teki “O fotoğrafın sırrı” yazısından anlaşıldığına göre adli yılın açılışı vesilesiyle bir araya gelmiş olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, MHP lideri Devlet Bahçeli, Yargıtay Başkanı İsmail Hakkı Cirit, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın aralarında şu konuşma geçiyor. Selvi aynen aktarmış; ben de Selvi’den aynen aktarıyorum:

“Başbakan Binali Yıldırım, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’a dönerek, “Sayın Başkan, darbeler muvaffak olunca kurucu iktidar yetkisini kullanıp yeni anayasa yapıyor. Biz darbeyi önlediğimize göre kendiliğinden kurucu iktidar yetkimiz oluşmuyor mu?” diyor.

O sırada kahkahalar atılıyor.

Ahmet İyimaya: “Sayın Başbakanım mantıkla kurucu iktidar yetkisi üretmeyelim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Önceden okullarda mantık dersi okutulurdu, ne kadar iyiydi.”

Ahmet İyimaya: “Kaldı ki, kurulu iktidarların her zaman kurucu iktidar yetkisi vardır. Tanklarla gelenlerin kurucu iktidar yetkisi var da parmakla gelenlerin kurucu iktidar yetkisi olmaz mı?”

Zühtü Arslan: “Tam anayasa yapılacak zaman.”

Ahmet İyimaya: “Sayın Başbakanım, anayasa yapmanın anahtarı sizin elinizde. Muhalefet liderlerini ikan edin, millet buna hazır.””

Kerim Balcı kadar mantık bilmem. Aristo okumuşluğum da yok. Ama bu konuşmada mantıklı hiçbir cümle bulamadım. Ya da şöyle söyleyeyim; bu adamlar halkı mantık oyunlarıyla aldatmakla kalmıyorlar, cemaat halinde Sofestailik yapıyorlar. Anladığım kadarıyla cümlelerin üzerinden geçeceğim.

Yıldırım: “Sayın Başkan, darbeler muvaffak olunca kurucu iktidar yetkisini kullanıp yeni anayasa yapıyor. Biz darbeyi önlediğimize göre kendiliğinden kurucu iktidar yetkimiz oluşmuyor mu?”

Buradaki çıkarımın mantık dilindeki ifadesi şöyle olsa gerek:

Birinci Önerme: Darbeciler başarılı olunca kurucu iktidar yetkisini kullanarak anayasa yaparlar.

İkinci Önerme: Biz darbeyi önledik.

Gizli Önerme: Bir şeyi başararak bir yetkiyi elde edenleri önleyenler de o yetkiyi elde ederler.

Sonuç: Öyleyse bizim de kurucu iktidar yetkisini kullanarak anayasa yapma yetkimiz vardır.

Bu çıkarımın birinci önermesi yanlış. Darbeciler, başarılı oldukları için değil, darbeci oldukları için ve hukuku askıya aldıkları için anayasa yaparlar. Yıldırım, “Darbeciler başarılı olunca hukuku askıya alırlar; biz darbeyi önlediğimize göre bizim de hukuku askıya alma yetkimiz vardır,” diyor aslında. Bu söz ne kadar mantıklıysa, söylemiş olduğu söz de o kadar mantıklıdır. Ne var ki Sofestailer cemaatinin iki numaralı sofistine tek yanlış yetmemiş. “Biz darbeyi önledik,” önermesi de yanlıştır ve kendi sözleriyle çelişir. Darbeyi millet önlemiştir ve doğrudur, milletin yeni bir anayasa yapma yetkisi her zaman vardır. Yıldırım’ın kullandığı aşikar olan gizli önerme de sorunlu. Bu mantıkla bir seçimi kazanınca ülkeyi yönetme yetkisini kazanacak olan partinin seçimi kazanmasına engel olan parti de ülkeyi yönetme yetkisi kazanmalıdır. Buna göre 15 Haziran 2015 seçimlerinde HDP ülkeyi yönetme yetkisini elde etmiş olmalıdır; zira seçimi AKP’nin kazanmasına engel olanın HDP olduğu açıktır. Üç yanlış önermeden bu sonuç çıkar tabi ki…

Gelelim İyimaya’nın sözlerine: “Sayın Başbakanım mantıkla kurucu iktidar yetkisi üretmeyelim.”
Bu ifadenin mantık dilindeki karşılığı şudur:
Birinci Önerme: Sayın Başbakanım mantıklı biz söz söylediniz.
İkinci Önerme: Kurucu iktidar yetkisi mantıkla değil, başka mekanizmalarla üretilir.
Sonuç: Mantık kullanarak kurucu iktidar yetkisine sahip olduğunuzu iddia etmeniz yanlıştır.
Birinci önermenin yanlışlığını yukarıda gördük. Belki İyimaya, Yıldırım’ın “safsata mantığı” kullanmakta olduğunu ima ediyor ve herkesler de buna gülüyor. Bu durumda bu makaleye de gülsün, safsatacı sofestailer…
Neyse, ikinci önermenin doğru olup olmadığını İyimaya ikinci bir mantık cinayetiyle aydınlatıyor (!): “Kaldı ki, kurulu iktidarların her zaman kurucu iktidar yetkisi vardır. Tanklarla gelenlerin kurucu iktidar yetkisi var da parmakla gelenlerin kurucu iktidar yetkisi olmaz mı?”

Bu karmaşık gibi görülen çıkarımı mantık dilinde şöyle ifade etmek mümkün:
Birinci Önerme: Tanklarla gelenlerin kurucu iktidar yetkisi vardır.
İkinci Önerme: Tanklarla gelenlerin sahip olduğu her yetkiye parmakla gelenler de, yani seçilenler de sahiptir.
Üçüncü Önerme: Kurulu iktidarlar seçimle gelmişlerdir.
Ara Çıkarım: Kurulu iktidarların kurucu iktidar yetkisi vardır.
Gizli Çıkarım: AKP iktidarı olarak biz bir kurulu iktidarız ve kurucu iktidar yetkisine sahibiz.

Birinci önerme yanlış. İkinci önerme “gaspen kullanılan yetki”yi “sahip olunan yetki”yle karıştırdığı için yanlış. Uygulamada AKP iktidarının bu önermeyi hayata geçirdiği doğrudur. 1980 ihtilalini yapanların Diyarbakır Hapishanesinde Kürtlere yaptıklarının aynını şimdi Hizmet müntesiplerine yapanlar, belli ki yetkileri olduğunu düşünüyorlar. Darbeciler insan haklarını askıya alırlar; biz darbeyi engelledik, biz de askıya alabiliriz… Darbeciler yargısız infaz yaparlar; biz darbeyi engelledik, biz de yaparız… Yürütülen mantık da, yapılan uygulama da budur… Kurulu iktidarların seçimle geldiği de doğru olmak zorunda değil. Nitekim mevcut iktidar bir parmakla gelmiştir, ama o parmak halkın parmağı değil, Erdoğan’ın parmağıdır… Bu kadar safsata, Antik Yunan Sofistlerine parmak ısırtırdı…

Gelelim konuşmanın en muhteşem cümlesine: “Önceden okullarda mantık dersi okutulurdu, ne kadar iyiydi.”
Erdoğan şu iki çıkarımdan birini yapıyor olabilir:
Ya bu:
Birinci Önerme: Önceden okullarda mantık dersi okutulurdu.
İkinci Önerme: Şimdi okutulmuyor.
Üçüncü Önerme: Binali Yıldırım mantık dersinin okutulmadığı yıllarda eğitim görmüştür.
Dördüncü Önerme: Mantık okumayanlar mantıksız konuşurlar.
Sonuç: Binali Yıldırım mantıksız konuşuyor. E bu da iyi bir şey değildir…

Ya da bu:
Birinci Önerme: Biri mantık mı dedi?
İkinci Önerme: Ben de bir şey demeliyim.
Üçüncü Önerme: Ama konuşulanları dinlemiyordum, acaba neden bahsediliyordu ki?
Gizli Önerme: Neden bahsedildiğinin ne önemi var, sen ne desen alkışlanıyorsun zaten. Salla bir şeyler!
Sonuç: Ne iyiydi…

Bunların pek bir irdelemeye ihtiyacı var mı bilemedim. Sadece şu kadarını söyleyeyim: Şimdi okullarda mantık dersi okutulmuyor mu acaba diye araştırmak zorunluluğu hissettim. Okutuluyormuş. 2009 tarihli son düzenlemenin yayınlandığı MEB Mantık Dersi Müfredatı kitapçığının giriş bölümünde Atatürk ve Mantık diye bir makale bile var. İçinde Atatürk’ün söylediği iddia edilen “Bizim, akıl, mantık ve zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir,” sözünü görünce hayal gücüm gelecek kuşaklar için hazırlanacak Maarif Dairesi Mantık İlmi Müfredatı kitabını düşünmeden edemedi. “Uzun Adam ve Mantık” başlıklı giriş mahiyetindeki makalede şu sözü de görür gibi oldum: “Önceden okullarda mantık dersi okutulurdu, ne kadar iyiydi.” Hatta biraz aşağıda şu satırlar da okunuyordu: “Ebedi Reisimizin bu sözünden sonra ortaöğretim müfredatındaki mantık dersleri sayısı haftada beş saate çıkarılmıştır.”

Sofestailer cemaatinin bir de okumuş ferdi var. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan. O da demiş ki: “Tam anayasa yapılacak zaman.”
Bu tek başına bir önerme bile değil. Çünkü bir haber cümlesi değil. Bir öykünme ifadesi. Biraz zorlayınca Arslan’ın da şu iki şeyden birini ima ettiği anlaşılıyor: (1) Burada başbakan, cumhurbaşkanı ve adalet komisyonu başkanı karşılıklı olarak saçmalıyorlar, maşallah, muhalefet lideri Devlet Bahçeli kahkaha atıyor. Tam anayasa yapılacak zaman. (2) Lise müfredatından mantık dersi kalkmış mı yahu? Böyle bir şeyi yapsa yapsa AKP’ye sızmış FETÖ’cü milli eğitim bakanları yapmıştır. Bunları yasalarla, kanun hükmünde kararnamelerle temizlemek mümkün değil. Toptan, Anayasal bir mücadele başlatmamız lazım. Tam Anayasa yapılacak zaman.

Hangisini beğenirseniz!
Ben de şöyle diyeyim: Eskiden Hürriyet’in adam gibi editörleri vardı. Her gönderilen yazı yayınlanmazdı. Ne iyiydi!
Benim çıkarımımın da önermelerinde hatalar var farkındayım. Sofestailik böyle işte… Bulaşıyor… Ama bu hataların suçlusu, yazması gereken kitabı yazmayan Kerim Balcı’dır… Zaten teröristlikten aranıyormuş, bunun da hesabını sorsunlar… Ahirete kalmasın…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin