Siyasette kaos; iki başlı CHP!

NECİP F. BAHADIR | YORUM 

Yargının ‘mutlak butlan’ kararına AKP’den başka destek veren yok. Neredeyse tüm partiler lider düzeyinde ‘tepki ve itirazlarını’ dile getirdi. AKP’nin ortağı MHP de buna dahil… Bahçeli mesajını CNN Türk üzerinden duyurdu. Çağrısı Kemal Kılıçdaroğlu’naydı. “13 yıl genel başkanlık yaptığı köklü kurumu incitmemeli… Kaosa sebebiyet vermemeli.” dedi. Somut bir formül de önerdi; “Özel’le görüşerek feragat ettiğini belirtmelidir…”

Aslında anlamlı ve güzel bir çıkış… Ve fakat Bahçeli resmen olmasa da iktidarın bir parçası sayılır. AKP, MHP’nin desteğiyle ayakta duruyor. Meclis’te azınlık durumunda… Peki Bahçeli’nin sözlerinde bir iktidar veya özgül ağırlık var mı? Hayır, bugüne kadar sözlerini politikaya dönüştüremedi. Sadece konuştu. AKP politikalarıyla ters düşen çıkışları hep ‘söz düzeyinde’ kaldı. Oysa söz eyleme dönüşürse, netice verirse kıymetli… Yoksa ‘lafla peynir gemisi yürümez.’

Örnek mi? O kadar çok ki… “İki Ahmetler makama!” dedi. Kastettiği Ahmet Türk ile Ahmet Özer’di. Sözde Erdoğan da ‘kayyım’ politikasından vazgeçecekti.

Ne oldu? Bir gelişme yaşandı mı? Erdoğan, hatır için bile olsa gereğini yaptı mı? “Bahçeli’nin sözü havada kalmasın!” dedi mi?

En azından gönül almak için hepsini olmasa bile bir ikisini dikkate alabilirdi. Ama ‘yok’ saydı. Ortaklık hukuku falan dinlemedi.

Bahçeli’nin sözü hukuk ve demokrasi adına kıymetli mi? Pek emin değilim. Peki niye yazıya onunla girdim? Sadece ‘etkisiz eleman olduğunu’ vurgulamak ve bir ‘hatırlatma yapmak’ istedim. Bahçeli koltuğunu Erdoğan’a borçlu… Bugün CHP’de yaşanan krizin benzeri vaktiyle MHP’de zuhur etti. Meral Akşener MHP’deydi. Bahçeli’ye bayrak açtı. Olağanüstü kurultay için harekete geçti. Doğrusu büyük cesaretti.

İktidarın suç ve günah ortağı!

Çünkü MHP gibi partilerde genel başkana karşı çıkmak ihanetle eş değer görülür. Parti tabanı Bahçeli’den yana değil Meral Akşener’den yana tavır koydu. Mevzuatın öngördüğü imza sayısına ulaştı Akşener. Fakat kurultay salonunun etrafı polis ablukasına alındı. Akşener uzun süre destekçileriyle birlikte tel örgülerin önünde bekledi. O görüntüler demokrasi ve hukuk adına bir utançtı. Bahçeli, AKP’nin ortağı falan değildi. Aksine Erdoğan’a söylemediğini bırakmadı.

Arşivler orada… Zaman zaman sosyal medyada hatırlatılır. Siyasetçinin dünü ile bugünü arasında ‘uçurum’ sıradan sayılır. Bir özeleştiri yapma gereği de duymaz. Oysa yanılmak ve hata yapmak insana mahsustur. Bahçeli, “Ver Bilal’i al Hilal’i!” demişti. Bilal’i alamadı. Ama Hilal’i Erdoğan’ın emrine verdi.

Onun kayıtsız şartsız desteği olmasaydı, AKP bugüne kadar gelemezdi. Siyaset başka türlü gelişirdi. Mevcut sistemin altında MHP’nin de silinmez imzası var. İktidarın suç ve günahlarına ortak.

Dün çabuk unutuldu. Bahçeli’yi Meral Akşener’in elinden kim kurtardı biliyor musunuz? Evet, tahmin ettiğiniz gibi Erdoğan… Akşener’e kurultayı yaptırmadı. Daha sonra bilmem hangi ilçenin mahkemesinden karar çıkarttı. Hukuk ve demokrasi işlemedi. Bahçeli, AKP iktidarının ‘lütfuyla’ koltuğunu koruyabildi.

Orman kanunu işlemeye o zamanlar başladı. Özgür Özel yakın tarihi iyi analiz etseydi, ‘mutlak butlana’ karşı hazırlıklı olur, daha sağlıklı siyaset üretebilirdi.

MHP’yi AKP’nin ‘arka bahçesine’ dönüştürdü

Parti tabanının istemediği ve delegelerin kahir ekseriyetinin noter huzurunda Akşener lehine imza verdiği dönemde Bahçeli uzlaşma yoluna gitti, koltuğundan feragat etti mi? Demokrasi ve hukuk diyebildi mi? “İstenmediğim yerde durmam…!” gibi asil ve haysiyetli bir duruş sergileyebildi mi? Kılıçdaroğlu’na akıl verirken kendisi benzer sınavdan alnının akıyla çıkabildi mi? Erdoğan, Bahçeli’yi yargıyı kullanarak dize getirdi. MHP gibi geleneği olan bir partiyi AKP’nin bir parçasına dönüştürdü.

Erdoğan aynı başarıyı CHP’de de gösterebilir mi? Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın himmetine muhtaçtı. Kabuğundan çıkması, düştüğü yerden kalkması için ‘mutlak butlan’ gibi bir karar gerekiyordu. Gözü hâlâ arkada kalmıştı. İstediği bir gözdü, Erdoğan iki göz verdi. Erdoğan’ın sayesinde eski yetkilerini tekrar ele aldı. Yargı, hukuk falan hikâye… Zaten inanan da yok. Sokaktaki insan da biliyor gerçeği, Mısır’daki sağır sultan da…

Bayram CHP’ye zehir oldu. İki parçaya bölündü. Zaman zaman doğada iki başlı hilkat garibelerinin görüldüğü haberler çıkar. CHP’nin durumu da bu… İki başlı hilkat garibesi gibi bir şey… Bir yanda Kılıçdaroğlu, diğer yanda Özgür Özel… İkisinin de geri çekilmeye niyeti yok. Özel, “Görüşmem!” demişti. Fakat duramadı, Kılıçdaroğlu’nun telefonuna döndü. Neden? Bir ‘uzlaşma’ çabası mıydı? ‘Hemen kurultay’ istedi. “40 gün içinde!” dedi.

Kılıçdaroğlu, zamana yayacak!

Kılıçdaroğlu’nun bu kadar kısa sürede kurultayı toplaması mümkün mü? Biraz koltuğunun keyfini sürmek ister. ‘Arınma’ ve ‘temizlikten’ bahsettiğine göre bazı isimleri partiden uzaklaştırır. Kurultay takvimini de zamana yayar.

Seçim senaryoları aldı başını gitti. Ülke ve siyaset baskın veya erken seçim havasına girdiği an kurultay falan gündemden düşer. Özel ve arkadaşlarının direnci ne kadar sürer ki? Zamanın Kılıçdaroğlu’nun lehine işleyeceği ortada… Yazıya oturduğum sabah saatlerinde Genel Merkez’de tansiyon çok yüksekti. Kılıçdaroğlu’nun ekibi ‘tahliye talebinde’ bulunmuştu. Ve bir arbede yaşandı. İktidar adayı bir partinin düştüğü hâle bakın…

Hukuk ortadan kalktıktan sonra kaos, şiddet, kavga kaçınılmaz. Çok geçmeden devreye polis de girer. Hem mekan o kadar çok önemli değil. Psikolojik etkisi inkar edilemez elbette. Kılıçdaroğlu pekâlâ başka bir binada ‘genel başkanlık’ görevini yürütebilir. Etrafı boş değil. Kendisine destek veren hatırı sayılır oranda milletvekili var. ‘Telefon görüşmesi yapmaktan’ sesinin kısıldığı gözlendi. Siyaset böyle… Saf değiştirmek o kadar kolay… Siyasetçi çıkarı neredeyse orada konumlanır.

Erdoğan dün MHP’ye ‘operasyon’ çekti ve Bahçeli’yi kanatları altına aldı. Bugün benzer senaryo CHP’de yaşanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar Kılıçdaroğlu ile Erdoğan kanlı bıçaklıydı. Menfaatler örtüştü. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na el uzatmakta gecikmedi. Ve son seçimden birinci parti olarak çıkan CHP’yi ‘felç etmeyi’ başardı. İki başlı parti nasıl siyaset üretecek? Nasıl muhalefet yapacak? Seçimlere nasıl hazırlanacak? CHP’nin şu ana kadar verdiği sınav çok kötü…

CHP yelkenleri doldurmuştu. Rüzgârını arkadan alıyordu. İktidarın eşiğindeydi. Önünde büyük fırsatlar vardı. Sol ve partinin büyükleri yaşananlar karşısında bir ‘uzlaşma formülü’ bulamadı. Büyük imkânlar ‘küçük hesaplara’ kurban edildi. Daha önce de söyledim; CHP’nin kaybetmesi Erdoğan’ın kazanacağı anlamına gelmez. Toplumsal muhalefet bir çıkış yolu ve siyasi mecra bulur. Tarih nehri yatağında akmaya devam eder. Suni çabalar sonuç vermez. Yakın tarih bunun örnekleriyle dolu…

3 YORUMLAR

  1. Allah herkese hüsn-i hâtîme nasip etsin. Bazıları ömür boyu rol yapar, ömrünün sonunda Allah maskesini düşürüp gerçek yüzünü cümle aleme gösterir. Kılıçdaroğlu’nun da mütevazı, namuslu, iddiasız biri olma rolü sona erdi. Allah öyle bir hal yarattı ki Kılıçdaroğlu maskesini atıp, müptezelin biri olduğunu dünyaya ilan etti.

  2. Kılıçdaroĝlu yanlış yolda.Davayı o açmamıştı.Böyle sonuçlanması sonrasında yapacaĝı şey.PARTÍYE GENEL KURULA KADAR BAŞKANLIK EDECEĜÍM.ADAY OLMAYACAĜIM.demek olmalıydı.Partiye.zarar verdiĝi gibi itibarını da.sıfırladı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin