Sibel Hanım’ın adaleti

YORUM | VEHBİ ŞAHİN

Baştan belirteyim, bu yazıyı üzülerek yazdım.

Üzüldüm, çünkü Müslüman vasfı temayüz etmiş kimi yazarlar, dinin temel değerlerini çok iyi bilmelerine rağmen mesele Cemaat olunca bildiklerini unutuyorlar.

Hatta unutmakla kalmıyor, bu müktesebatı Cemaat’e karşı da ‘ustaca’ kullanıyorlar.

Bahse konu çok örnek var.

Ama ben sadece Sibel Eraslan’ın dün Star gazetesinde çıkan yazısını irdelemek istiyorum.

Adalet ve hukuk konusunda yazarın duyduğu endişe ile yazdığı gazetenin yayın politikası arasında müthiş bir çelişki var çünkü…

Peki neden Sibel Eraslan?

Kendisi kıymet verdiğim bir yazar…

Bu birincisi…

Dünkü yazısı, yazının yayımlandığı gazetenin manşetiyle birlikte okunduğunda daha bir anlam kazanıyor.

Bu da ikincisi…

 

CEMAAT PARANOYASI

Önce Sibel Hanım’ın makalesinden kısaca bahsedeyim.

Yazının başında şu ayet-i kerime serlevha edilmiş:

-İçinizden hayra çağıran bir topluluk bulunsun…

Konu ise adalet ve hukuk…

Yazar, Avukat Muharrem Balcı’nın bu konuda yaptığı çalışmalardan övgüyle söz ediyor.

Sonra meseleyi Cemaat hakkında açılan davalara getiriyor.

Muharrem Bey’in uyarılarından bahsediyor.

Sibel Hanım’a göre savcıların yeterli delil olmadan açtıkları davalar hukuka güveni sarsıyor.

Cemaat aleyhine iddianame hazırlayan savcıların bir kısmının bugün yargı takibinde olmasından duyduğu endişeyi dile getiriyor.

“FETÖ şüphesinin merceğinde olan bazı savcıların hazırladığı iddianamelerle nasıl yol alınır… Ciddi bir sistem çelişkisiyle karşı karşıyayız…” diyerek yazısını bitiriyor.

BU NASIL ANA YÜREĞİ SİBEL HANIM?

Üzüldüm…

Haktan ve hukuktan bahsederken bile dönüp dolaşıp suçu Cemaat’e yüklemesini hangi dini kıstasa dayandırıyor Sibel Hanım, inanın çok merak ediyorum.

Yüz binlerce masum insanı soruşturmadan geçirenlere, zindana atanlara tek laf etmiyor.

Ama…

Cemaat’e dava açan savcı ve hakimlerin, Cemaat mensubu olduğunu iddia ediyor.

Bunu da ciddi bir sistem çelişkisi olarak nitelendiriyor.

Pes yani…

Üzüldüğü o kadar belli ki Sibel Hanım’ın…

Bunu dert edinmiş ve köşesine taşımış.

Beni şaşırtan da işte bu…

Nasıl olur da samimi bir gönlü olduğunu yazılarında hissettiren biri bu satırları kaleme alır?

Takip edenler bilir.

Pek çok yazısında “anne” olduğuna sık sık vurgu yapıyor.

Şefkat dolu bir yüreğe sahip olduğunu belirten biri onca mezalimi görmezden nasıl geliyor?

Bu nasıl bir ana yüreği anlamış değilim.

 

‘ABLALAR KUMPAS DOĞURUYOR’

Dün ilginç bir tevafuk oldu.

Sibel Hanım’ın yazısını yayımlayan Star gazetesi iğrenç bir manşete imza attı.

“Ablalar kumpas doğuruyor” diye aşağılık bir başlıkla verilen haberde, son bir senede doğum yapar yapmaz hapse mahkum edilen genç kadınların çocuk sahibi olması, kirli bir oyun olarak nitelendirildi.

Bu haberi yazan muhabir, bir de istatistik üfürmüş.

Son bir yılda Cemaat ablalarının doğum oranında 3 kattan fazla artış gözlenmiş.

Muhabir Kemal Gümüş, doğum yapan ablaları nasıl bulup saydı acaba?

Rezalet bir haber…

Yazıklar olsun!

 

KATMERLİ ZULÜM

Hakikat ne peki?

Son bir senede doğum yapan hanımları polis, savcılık talimatıyla hem de hastanede gözaltına alıyor.

Lohusa hallerine, henüz kapanmayan ameliyat yaralarına bakmadan günlerce nezarethanede sorguluyor.

Sonra savcı talep ediyor, mahkeme yeni doğum yapmış anneleri tutukluyor.

El kadar bebekler, sütüne muhtaç annelerinden koparılıyor.

Anneler ağlaya ağlaya emziremedikleri çocuklarının hakkı olan sütlerini lavobaya döküyor.

Bu zulüm değil midir?

Zulümdür.

Hem de katmerli bir zulümdür.

Bir insanlık suçudur.

Hatta soykırımdır.

 

ANNE SİBEL ERASLAN’A SORULAR

Şimdi Sibel Hanım’a sormak lâzım?

-Bu manşeti okuyunca bir anne olarak ne hissettiniz?

-Bu genç hanımlar gazetenizin iddia ettiği gibi kirli bir oyun için mi hamile kalıyorlar?

-Siz de bir annesiniz, söyler misiniz hangi anne doğar doğmaz kendisinden koparılacak bir yavruyu dünyaya getirmek ister?

Hiçbir anne kendinden bir parça olan ciğerparesinden ayrı düşmek istemez.

Bunu en iyi siz bilirsiniz Sibel hanım…

Çünkü siz de bir annesiniz.

O zaman sizden rica ediyorum.

Vicdanınıza başvurun ve bu sorulara “adalet” ile cevap verin.

-Bu kadınlar gerçekten kumpas mı doğuruyor?

 

PASLI VİCDAN

Lütfen kalbinizin sesini dinleyin.

Hak ve hakikate sahip çıkın.

Bu cümleleri, yazınızın başına koyduğunuz ayet-i kerimeyi (içinizden hayra çağıran bir topluluk bulunsun…) vesile ederek yazdığımı belirtmek istiyorum.

Sizin vicdanınıza güveniyorum Sibel Hanım…

Zira Peygamber Efendimiz’in pak zevcelerinin hayat hikâyelerini yazan bir yazarın vicdanının paslanmış olabileceğini  düşünemiyorum.

Umarım beni yanıltmazsınız.

Zulme daha fazla ortak olmazsınız ve adaletle hükmedersiniz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin