Serie A nasıl bu hâle geldi? [Haber-İnceleme: Efe Yiğit]

Juventus’un Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçında Barcelona’yı 3-0 yenmesi kriz yaşayan İtalya futbolu için bir umut ışığı oldu. Milan ve İnter’in eski günlerini mumla aratan bir görüntü çizdiği Çizme’de bütün umutların adresi Juventus hâline geldi.

2006’da patlak veren şike skandalından dolayı 2. lige düşürülen Juventus’un toparlanması tam 6 yıl sürmüştü. 2012’den bu yana şampiyonluğun tek sahibi olan Juventus’tan artık beklenti yıllardır İspanyol, İngiliz ve Alman kulüplerinin tekelinde olan Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırması.

2010’da Jose Mourinho sayesinde İnter’in Şampiyonlar Ligi’ni kaldırmış, o zamandan beri İtalyan takımları için Avrupa’da başarı hayal olmuştu. 2015’te finale kadar çıkan Juventus, Barcelona’ya 3-1 mağlup olunca boynu bükük dönmüştü. UEFA Kupası’nı son kazanan İtalyan takımı ise 1999’da Marsilya’yı 3-0 yenen Parma’ydı.

Oysa 1980 ve 90’lı yıllarda futbolun kalbinin attığı ülkeydi İtalya. Dünyanın önde gelen yıldızlarının ilk tercihi İtalyan kulüpleriydi. Yabancı sayısının sınırlı olduğu o yıllarda bile Gullit, Van Basten, Rijkaard, Jean Pierre Papin, Lothar Matthaus, Jürgen Klinsman, Batistuta, Effenberg, Michael Laudrup, Maradona ve Weah gibi dünya starları Serie A’da boy gösterirdi.

Milan, Juventus, Lazio, Parma, Napoli ve İnter, Avrupa kupalarının değişmeziydi. Ancak 1990’ların ortasından itibaren futbolun ekseni kaymaya başladı. Serie A’nın yerini İngiltere Premier Ligi aldı. Avrupa’nın 1 numaralı ligi giderek güç kaybı yaşadı. Bugün Serie A, Fransa Ligi’nden sonra 5. sırada zikrediliyor artık. Peki, İtalya Ligi’nde yaşanan bu düşüşün sebepleri neler?

Demode statlar: İtalya’da futbola ev sahipliği yapan statların tamamına yakını I. ve II. Dünya Savaşı yıllarında yapılmış. Statların büyük oranda belediyelerin kontrolünde olması, modernleştirme işlemlerinin yapılmasını yavaşlatıyor ya da engelliyor. İtalya’nın ev sahipliği yaptığı 1990 Dünya Kupası, statların bakımdan geçmesini sağladı ancak aradan geçen 27 yılda çok az değişiklik oldu.

seri a spotAvrupa’nın birçok ülkesinde statların sahipliğini kulüpler yaparken İtalya’da ‘devletçilik’ ön plana çıkıyor. Serie A’da mücadele eden 20 takımdan sadece Juventus’un stadı kendisine ait. 2011’de biten 41 bin kişilik stadın maliyeti 120 milyon Euro’ydu. Statların yapım tarihi eski olunca sahanın etrafında koşu parkurunun olması da doğal oluyor. Empoli’nin Carlo Castellani, Livorno’nun Armanda Pacchi ve Siena’nın Artemio Franchi stadı, koşu parkurlarının çok geniş tutulduğu yerler arasında bulunuyor. Bu statlarda seyirci ile saha arasındaki mesafe artıyor.

Parma’nın Annio Tardini, Milan’ın Giuseppe Meazza ve Roma’nın Olimpiyat stadı; mimari özellikleri ön planda olmasına karşılık günün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak bulunuyor. Birçok ülkede tarihe karışan açık tribünlü statlar Serie A’da hâlâ varlığını devam ettiriyor. Demode statlar seyircinin ve ekran başındaki izleyicinin ilgisini azaltıyor.

Şiddet olayları: 1980’li yıllarda İngiliz futbolunu esir alan holiganizm ve şiddet, 2000’li yıllardan itibaren Serie A’yı mesken tuttu. İngilizler holiganizmle mücadeleyi kazanırken, aynı şeyi İtalyanlar için söylemek güç. Başkent (Roma-Lazio) ve Milano (İnter-Milan) derbileri skorlarından ziyade sahadışı olaylarıyla gündemi işgal eder oldu. Hatta Roma-Lazio karşılaşmalarında adeta başkentte olağanüstü hâl ilân edilmeye başlandı.

Polisin aşırıya kaçan taraftarlara acımasız davranması, maç sonunda taraftarların birleşip polisle çatışması, sahaya yabancı madde atmak ve ırkçı marşlar Serie A’nın bir parçası hâline gelince, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere seyirci tribünden uzaklaştı.

Skandallar: Şike denince Avrupa’da ilk akla gelen ülke maalesef İtalya. 2006’da patlak veren şike skandalına ülkenin köklü kulüpleri Juventus, Milan, Lazio ve Fiorentina’nın adı karışmıştı. 2005 ve 2006’nın şampiyonu Juventus’un başrol oynadığı skandal, İtalyan futbolunun yakın tarihte yaşadığı en büyük yıkım oldu. ‘Temiz ayaklar’ operasyonuyla Juventus küme düşürülürken, diğer takımlar eksi puanla lige başladı. Juventus’un lig düşürülmesi kadrosundaki birçok yıldız oyuncunun takımdan ayrılmasına yol açtı.

2006’da mevzu bitmedi. Son yıllarda en çok şike ve bahis operasyonunun yapıldığı ülke İtalya oldu.

Zenginlerin futbol tutkusu: İtalya’da Milan, Juventus, İnter, Roma, Parma ve Lazio gibi kulüpler zengin ailelerin kontrolünde. 30 yıl Milan’ın sahipliğini yapan ve dün itibariyle kulübünü resmî olarak Çinli işadamlarına satan Silvio Berlusconi, futbolun gereklerini yerine getirip teknik adam ve kulüp yönetimine müdahale etmezken; diğer takımlarda tek söz sahibi kulübün başkanları oldu.

Bir zamanların başarılı kulüpleri Lazio, Parma ve Fiorentina, içine düştüğü mali krizden dolayı iflasın eşiğine gelerek sıradan birer takım hüviyetine büründüler. Futbolu hobi olarak gören kulüp sahiplerinin ekonomik krize girdiklerinde ilk yaptıkları takımın önemli isimlerini satmaktı. Bu durum ise İtalyan kulüplerinin gücünü olumsuz etkiledi.

Yıldız oyuncu sıkıntısı: İtalyan futbolu yeni oyuncu yetiştirmede oldukça sıkıntılı bir süreç yaşıyor. 1991’den beri yapılan ‘Dünyada Yılın Futbolcusu’ ödülünü şu ana kadar sadece iki İtalyan oyuncu (2006’da Fabio Cannavaro, 1993’te Roberto Baggio) kazanabildi. Bugün dünyada adını herkesin bildiği İtalyan oyuncu bulmak neredeyse imkânsız. İtalyanların son yıllarda ön plana çıkan tek yıldız isminin ‘devşirme’ Mario Balotelli olması, İtalyan futbolu hakkında net bir fotoğraf ortaya koyuyor. Yıldız oyuncuların ilk tercihi La Liga ve Premier Lig olurken, Serie A’ya daha çok bu liglerde tutunamayan oyuncular gidiyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin