Senaryo değişti, her an her şey olabilir

YORUM | SEMİH ARDIÇ

Türkiye ile ABD arasında soğuk rüzgârlar esiyor. Vize krizinde uzun müddettir derinlerde yaşanan gerilim dışa aksetmişti. ABD vize yasağını kaldırsa da farklı cephelerde çözüm bekleyen onlarca başlık mevcut. İncirlik Üssü’nün bile taşınabileceğine dair iddialar ateş olmayan duman çıkmaz sözünü hatırlattı.

ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda irtibat görevlisi olarak vazife yapan Metin Topuz’un 10 Ekim 2017’de tevkif edilmesi bardağı taşıran son damla olmuştu. Yine İzmir’de hapse atılan rahip Andrew Craig Brunson, NASA’da çalışan Serkan Gölge başta olmak üzere Amerika ile vatandaşlık ya da ikamet gibi saiklerle irtibatlı bazı isimler ‘darbecilik’ veya ‘terör örgütü üyeliği’ gibi ithamlarla hapse atıldı.

Tutuklama kararlarının hukukî veçheden mahrum olduğunu mahkeme safahatındaki tutarsızlıklar ortaya koyuyor. Deniz Yücel vak’asında müşahede edildiği üzere hapse atılanların her biri Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘rehine siyaseti’nin kurbanı.

TRUMP’A YAKIN İSİMLERLE ERDOĞAN’IN İRTİBATI

Onları hürriyetine kavuşturmaya matuf teşebbüslerde şu ana dek bir netice alınamadı. Zira düşük profilli ve istikrarsız adımlar atıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın etrafındaki isimlerin Erdoğan ile olan irtibatlarına yön veren bağış ve rüşvet iddialarını zaten FBI tahkik ediyor.

Trump’ın millî güvenlik danışmanı Michael Flynn’i istifaya götüren skandallar zincirinde Türkiye’den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile damat kontenjanından Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın isimlerinin geçmesi basit bir rastlantı olabilir mi? Beyaz Saray Sözcüsü ile Pentagon ya da Dışişleri Bakanlıklarının sözcüleri arasında Türkiye mevzu bahis olduğunda birbirine zıt beyanların gelmesini ne ile izah edeceğiz?

Erdoğan’ın rehine siyasetine mukabil Almanya 6 ayda netice alıyor da ABD niye etkisiz eleman vaziyetine düşürülüyor?

OKYANUS ÖTESİ İLE KOPUŞ YAŞANIYOR

Washington DC ile Ankara arasında ciddi bir kopuş yaşandığı sır değil. Diplomatik dille ifade edilen memnuniyetsizlikler kapalı kapılar ardında sarf edilen sert sözlerin sadece numunesi. Suriye’nin kuzey batısında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) müşterek yürüttüğü askerî harekât uzadıkça, can kayıpları arttıkça ABD’nin ‘bekle gör’ çizgisini silip ‘orada kal’ çizgisini çekeceği gün de yaklaşıyor.

Harekâtın askerî veçhesini asker kimseler tahlil ede dursun. Diğer tarafta ‘Zeytin Dalı’ denilen harekâtın Türkiye’ye maliyetinin katlandığını görmek lazım. Tank, topçu ve hava desteğine sahip, özel harekâtçılardan müteşekkil düzenli bir ordu Türkiye hududuna 45 kilometre mesafede Afrin nahiyesine 41 gündür varamadı. 41 asker şehit oldu. Bazılarının durumu çok ağır 200’e yakın yaralı var. ÖSO’nun kayıpları da ilave edildiğinde Afrin hamlesinin daha şimdiden çok pahalıya patladığı görülecektir.

TSK İÇİN ÇOK BİLİNMEYENLİ DENKLEM

ABD şu ana dek serin kanlı kalmayı tercih etti ve sahada sıcak çatışma ihtimaline karşı Erdoğan’ı ikaz etmesi için Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ı Ankara’ya yolladı. İkazlara kulak tıkayan ve “Harekât Afrin ile sınırlı değil” diyen Erdoğan’ın ısrar ve inadı TSK için pek çok bilinmezi de beraberinde getiriyor.

Türkiye ile ABD arasında Afrin ekseninde her an her şey olabilir. Beyaz Saray’ın Afrin Harekâtı’na karşı atacağı adımlar piyasada en fazla konuşulan kulis bilgilerin başında geliyor. Hollanda mahreçli Rabobank’ın son raporu ‘dolar/TL paritesinde yeni zirvelere hazır olun’ mealindeydi. O Rabobank ki geçen sene başında 1 ABD Doları’nın 3,35’in altına gerileyebileceğini söyleyecek kadar TL’ye itimat ediyordu.

RABOBANK: HİSSE SENETLERİNDE SERT SATIŞLAR OLABİLİR

Şimdi senaryonun değiştiğini belirtirken sebebini de izah ediyor. 2017 senesinin Eylül ayından itibaren Türkiye ile ABD arasındaki ikili münasebetlerin giderek kötüye gittiği tespitinde de bulunuyor.

2 Mart 2018 tarihli rapora göre sert bir satış dalgası Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerini vurabilir. Böyle bir sermaye kaçışı TL’yi zayıflatır ve doları 4 TL’nin üzerine çıkarır. Rabobank, Türkiye’nin hariçten sermaye takviyesi olmadan ayakta kalamayacağının altını çiziyor: “2017 başından bu yana savunduğumuz dolar/TL’de aşağı yönlü bir hareket eğilimi olduğu yönündeki görüşümüzde ülkeye gelen sermaye akışları önemli bir unsurdu.”

ABD İLE KAVGANIN BEDELİ AĞIR OLUR

Bu cümlenin akabinde şerh düşüyor banka ve, “Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin Eylül ayında bozulmaya başlamasıyla bu senaryo değişti.” diyor. Yani ABD ile kavganın bir bedeli olabilir. Sermaye çıkışı hızlandığında doların 3,75-3,84 TL arasındaki seyri yeni bir eşiğe tırmanabilir. Aralık 2017’de görülen 3.98 eşiği geçilirse piyasada TL’den kaçış kimsenin tahmin edemeyeceği kadar hızlı olabilir.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı’nda (OECD) 47,4 milyar dolar tutarında cari açıkla ilk sırada yer alan Türkiye’nin değil büyük sermaye çıkışı, tek sent bile kaybetmeye tahammülü yok. 220 milyar dolar kısa vadeli dış borcu çevirmek için adeta deveyi iğne deliğinden geçirmeye çalışan şirketler yeni bir döviz şokunu kaldıramaz.

1 ABD DOLARI 1,98 TL’DEN 3,82 TL’YE GELDİ

‘En iyimser’ dediğimiz Rabobank bile senaryo değişti diyorsa muhasebe yapmakta fayda var. ABD Merkez Bankası’nın (FED) yeni başkanı Jerome Powell’ın bu sene en az 3 defa faiz artıracağını da bir kenara not edelim.

Dolar faizi arttıkça bedelini yine vatandaş ödüyor. Bakınız 2013’te 1 ABD Doları 1,98 TL iken ekonomi nasıldı, 3,82 TL olduğu bugün nasıl? Artık işsizlik de enflasyon da çift haneye demir attı.

ABD faizi artırdıkça maalesef Türkiye’de döviz kuru, enflasyon, borçluluk ve işsizlik artacak.

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin