Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinden 15 gün sonra, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte bölgeye giden MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yine muhalifleri tehdit etti. Bahçeli, “Depremden menfaat devşirmenin arayışında olanlar ahlaksızlığın markalarıdır. Bunları tek tek not aldığımız da çok iyi bilinmelidir.” dedi. “Ne sandıktan kaçarız, ne de demokrasiyi yok sayarız.” ifadelerini kullanan Bahçeli’nin “Depremler ve diğer afetler yaşanacaktır. Bu yakıcı gerçekten kaçış yoktur.” sözleri de dikkat çekti.
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından kayda değer bölümler şöyle:
Milli felaketlerde ortak aidiyet paydasında uzlaşamayanlar, insani değerlere yabancılaşan mihraklardır. Türkiye devasa bir musibetin tesirindedir. Gölcük depremi bir milattır. Bu tarihten önce inşa edilen binalarda zemin etüdü zorunluluğu yoktu. Hazır beton yoktu. Binaların demirlerinin dayanıklılığı azalıyordu. Müteahhitler malzemeden çalmayı alışkanlık haline getirmişti.
Depremden menfaat devşirmek isteyenler hata yapar. Depremden menfaat devşirmenin arayışında olanlar ahlaksızlığın markalarıdır. Bunları tek tek not aldığımız da çok iyi bilinmelidir. Kaos peşinde kim koşuyorsa insanlığı tartışmaya açıktır.
Her yıl 300 bin binanın dönüştürülmesi planlanmıştır. Depremler ve diğer afetler yaşanacaktır. Bu yakıcı gerçekten kaçış yoktur. Depreme ve ilgili yönetmelere uygun dayanıklı binalar yapmaktan başka seçenek yoktur.
Hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Felaketten çıkardığımız derslerle daha güvenli, daha huzurlu, daha sağlıklı geleceğin temelini atmalıyız. İnsan kaynaklı hataları sıfırlamak zorundayız.
İstanbul için dillendirilen felaket senaryolarının bütün ihtimallerini değerlendirip muhtemel depremlere hazırlıklı olmalıyız. Kaybedecek zamanımız yoktur. Cumhur İttifakı olarak biz bu ağır yükü her şart altında kaldırırız.
Hükümet verimli ve etkili bir afet yönetimi ile Kahramanmaraş depremindeki yaraları sarmaktadır. Devlet her şeye hakimdir. Acımız büyüktür ancak hayatta zamanın hafifletemediği hiçbir acı da yoktur.
Yardımlaşma kanallarının aktif olması ister istemez bazı çevreleri rahatsız etmektedir. Bunlar aramızdaki ayrıkotlarıdır. Bunlar içimize sızmış Bizans devşirmeleridir.
Acımızı bilmeyenlerle ortak bir geleceğimizi nasıl paylaşacağız? Dünya alem deprem bölgesine insani yardım sevk ediyorken iç muhalefetin utanç verici haline ne diyelim. Kahramanmaraş depreminin tüm boyutlarıyla konuşulacağı günler elbet gelecek, sorumlulardan adalet önünde hesap sorulacaktır. Kaldı ki ahlaksız müteahhitleri kapsamına alan soruşturma işlemektedir.
Bir gazetenin (Cumhuriyet) şu nifaklı içerikli şu manşetine bakar mısınız… ‘Milletin parasıyla millete bağış’ Diğer bir gazetenin manşeti de şudur; ‘Suçlu olay yerine döndü’ Bir başka gazetenin manşeti ise ’40 bin ölü var tek bir istifa yok’… Acımızı, anımızı, adımızı ve ağıdımızı bilmeyenlerle ortak bir geleceği nasıl paylaşacağız?
SEÇİM TARİHİ SPEKÜLASYONU ÜRETMEK VEBALDİR
Seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir. Bir yanda arama kurtarma devam ediyorken diğer yanda devleti ve hükümeti suçlamak en hafif tabirle terbiyesizliktir.
Diyorlar ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar artmış. Afet iyi yönetilememiş. Diyorlar ki yardım faaliyetlerinin doğru koordine edilemediğinden felaketin boyutları vahim seviyeye ulaşmış. Ülkemizin en acil ihtiyacının yeni ve etkin bir iktidar olduğunu kaydetmişler.
Sizde hiç mi Allah korkusu kalmadı? Yere batsın sizin siyasetiniz. Böyle bir ucuz ve meczup siyasete nasıl saparsınız? Rahat olun, biraz sabredin, Türk Milleti sizin boyun ölçünüzü yakında sandığa gömerek ilan edecektir.
Ne sandıktan kaçarız, ne de demokrasiyi yok sayarız. Acılarımızın ortasında seçim polemiği yapan zillet ittifakı paranoyaktır. Askerler nerede dediler, kahramanlar her yerdeydi.

Sen tek tek not al. Arkadaşın da deftere yazmaya devam etsin.
Biz en az 41.000 not aldık.
Siz, inşaat belgelerinin bulunduğu yıkılmamış binayı yıkıp, belgelerden kurtulmayı isteyin.
Dozerlerle parçalanarak çıkan binlerce notumuz da enkazdan çıkmaya devam ediyor bizim.
“Askerler nerede dediler, kahramanlar her yerdeydi” diyen adama,
“Her yerde değil, depremzedelerin yanında olmalıydılar. O kahramanları engelleyen kimdi?” diye sorulduğunu hatırlatmak lazım.
Askere yardım fırsatının ne zaman verildiğini depremzedeler değil de, deprem bölgesine saatte 2 km’den az bir hızla intikal edebilen Bahçeli bilecek öyle mi? (Ankara-Hatay 680 km, 15 gün 360 saat)