- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Ahmet Davutoğlu’nun avukatı Hasan Seymen’in müvekkili için kullandığı “seçilmiş son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı” ifadesine itiraz etti. Uçum, parlamenter sistemde başbakanın halk tarafından doğrudan seçilmediğini belirterek Türkiye’de başbakanlık görevini en son Binali Yıldırım’ın yürüttüğünü hatırlattı. Uçum, söz konusu nitelemeyi anayasal açıdan temelsiz bulduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturmasının ardından gündeme gelen “seçilmiş son başbakan” tanımlamasına tepki gösterdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Eylül’de Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299/1. maddesi kapsamında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlattı. Soruşturmanın, Davutoğlu’nun Eylül 2021’de Bingöl’ün Genç ilçesinde yaptığı bir konuşmadaki ifadelerine ilişkin olduğu bildirildi. Davutoğlu’nun 7 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde şüpheli sıfatıyla ifade vermesi bekleniyor.
Davutoğlu’nun avukatı Hasan Seymen, soruşturmayla ilgili yaptığı açıklamada müvekkilinden “Gelecek Partisi Genel Başkanı ve seçilmiş son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı” olarak söz etti. Seymen ayrıca soruşturmayı resmi mercilerden değil basından öğrenmelerini eleştirdi.
UÇUM: HALK BAŞBAKAN SEÇMİYORDU
Mehmet Uçum, 3 Eylül akşamı yaptığı açıklamada bu tanımlamaya karşı çıkarak parlamenter sistemde halkın doğrudan başbakan veya bakan seçmediğini, seçmenlerin milletvekillerini belirlediğini savundu.
Uçum’a göre genel seçimlerde en fazla milletvekilini kazanan partinin genel başkanının daha sonra hükümeti kurması, anayasal açıdan onun doğrudan halk tarafından “başbakan seçildiği” anlamına gelmiyordu.
BİNALİ YILDIRIM’I İŞARET ETTİ
Davutoğlu için kullanılan “seçilmiş son başbakan” ifadesine ayrıca son başbakanın kim olduğu üzerinden itiraz eden Uçum, Türkiye’de Başbakanlık görevini en son Binali Yıldırım’ın yürüttüğünü hatırlattı.
Uçum, başbakanların milletvekili olmaları nedeniyle “seçilmiş” kabul edilmesi halinde de bu tanımın son olarak Binali Yıldırım için kullanılması gerektiğini savundu.
Uçum, “seçilmiş başbakan” tanımının yalnızca genel seçimlerin hemen ardından hükümeti kuran parti genel başkanları için kullanılması halinde ise aynı makamda seçimler arasında görev alan başbakanların farklı bir statüye sokulacağını belirtti. Bunun kendi içinde tutarsızlık oluşturacağını ileri sürdü.
ANAYASA’NIN ESKİ 109. MADDESİNİ HATIRLATTI
Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından yürürlükten kaldırılan Anayasa’nın 109. maddesine de atıfta bulundu.
Söz konusu düzenlemeye göre başbakan Cumhurbaşkanı tarafından TBMM üyeleri arasından atanıyor, bakanlar ise başbakan tarafından milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından belirlenerek Cumhurbaşkanı tarafından atanıyordu.
Bu hükme dayanarak eski sistemde başbakanlık makamının hukuki olarak doğrudan halk tarafından seçilen bir makam olmadığını savunan Uçum, Davutoğlu için kullanılan ifadeyi “uydurma bir sıfat” olarak nitelendirdi.
PARLAMENTER SİSTEM TARTIŞMASINA DA GİRDİ
Uçum açıklamasında parlamenter sisteme dönüş tartışmalarına da değindi. Cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçildiği mevcut sistemden geri dönülmesinin siyasi karşılığının olmadığını savunan Uçum, parlamenter sisteme dönüşü savunan yaklaşımı “gerici bir siyaset” olarak nitelendirdi.
