Şaşkın ördek

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Ülkede muhalefet her gün yeni bir dünyaya uyanan ördek gibi! Yaşadıkları politik ortamı kavrayamıyorlar. Elbette işlerine öyle geldiği için kavrayamıyormuş gibi yapanlardan söz etmiyorum. Çünkü onlardan da mebzul miktarda var. Yani ya çıkarcı ve ahlaksızlar, ya da aptal! Şimdilik birincisini konu dışı bırakayım ve bir sav ortaya atayım. Ve diyeyim ki, muhalefetin sorunu çıkarcı ve ahlaksız oluşu değil, aptal oluşudur.

Bu muhalefet, CHP ve HDP’den milletvekillerinin milletvekilliğinin düşürülmesinden sonra büyük yaygara kopardı. Bazıları yine Türkiye’de demokrasinin sonundan falan bahsetmeye başladı hatta! Gülmeyin, bu hangi ülkede oluyor biliyor musunuz? En çok oy alan üçüncü partinin onlarca vekilinin ve yüzlerce yerel yöneticisinin sudan gerekçelerle ve abrakadabra adli vodvillerle kodese tıkıldığı bir ülkede!

Yüz yetmiş binden fazla kamu görevlisinin bir gecede, kimin tarafından yapıldığı belli olmayan, kanıta falan dayanmadan, insanların savunmaları bile istenmeden resmi gazetede hain terörist ilan edilerek atıldığı bir ülkede! Ahmet Altan, Mümtazer Türköne, Osman Kavala, Sedat Laçiner ve diğer yüzlerce aydın ismin, birbirlerinden her ne kadar çok farklı ideolojik “mahallelerden” olsalar da, toptan hain ilan edilip, onlarca hatta yüzlerce yıl hapse mahkûm edildikleri bir düşünce suçu cehenneminde!

HDP’li belediyelere, seçimlerde yüzde yetmiş, yüzde altmış gibi astronomik oranlarda oy alıp halk iradesi ile seçilmiş olmalarına karşın, bir gecede görevden alınan ve paçavra gibi savrulan, yerlerine kayyum atanan bir ülkede! Yani muhalefetin yaşadığı dünya bu! Ama muhalefet, bu vekilliklerin düşürülme hadisesini sanki ilk kez hukuksuz bir şey oluyormuşçasına büyük bir hayret ve infialle karşıladı. 

Benim hayat hikâyesini lise sıralarında defalarca okuyup büyük etkisinde kaldığım fizikçi ve düşünür Albert Einstein, bilindiği üzere dünyanın en zeki insanları arasında ön sıralardadır. Evren modelinin onun devrimi sonrası değişmesi, makro fizik ve astronomi ile ilgili onlarca kuramın onun çalışmalarına dayanması falan gibi herkesçe bilinen özelliklerinin dışında, insan potansiyeline ilişkin düşünceleri de önemlidir, Einstein’ın. “Aptallık aynı şeyi sürekli tekrar edip farklı sonuç beklemektir” ifadesini çok severim. Ve bu alıntı, sanki salt bizim şaşkın ördek muhalefet için söylenmiş gibidir.  Yıllardır kan kaybeden ve sonunda ex olan bir politik sistemin hala yaşadığına inanan veya en azından öyle bir algıya sahipmiş gibi davranan Türkiye muhalefeti, sürekli aynı şeyi tekrarlayan ve başka sonuç bekleyen bir eblehten faklı mı? Gelin bu soruya çok net gerçeklerle yaklaşalım. Anayasaya aykırı uygulamalar sistematik biçimde yapılıyor.

Anayasanın tanıdığı hak ve özgürlükleri sistematik olarak ihlal eden bir rejim var. Seçilmiş parlamenterleri, belediye başkanlarını, il meclis üyelerini falan istediği zaman, gerekli gördüğünde görevden alıyor. Nasıl? İçişleri marifetiyle. Faşizan bir keyfiyet düzeni oluşmuş, ki bu hukuk devletinin tam tersidir. Kural kaide kalmamış. Dahası, istediği muhalif bireyi de içeri alıyor. İstediği tüzel kişilere de (mesela şirketler, vakıflar vs.) istediği gibi el koyuyor, özel mülklerini ve maddi birikimlerini gasp ediyor. Satranç oyunu esnasında rakibin istediği aleti (satranç taşını) kurala falan dayanmaksızın alması gibi! Futbol maçında karşı takımın oyuncusunun topu elle tutup koşmaya başlaması, sizin kale önüne gelince degaj çeker gibi abanıp gol atması, hakemin de bu golü vermesi gibi! Şimdi siz bu koşullarda satranç oyununa veya futbol müsabakasına hala devam eder misiniz? Türkiye muhalefeti bu durumda! Ve bu, tam da Einstein’ın aptal tanımına uyuyor.

Einstein’dan konu açıldı, onunla devam edelim. “Aptallık ve zekâ arasındaki fark şudur: zekânın sınırı vardır” diyor büyük bilim adamı. Türkiye’de ne zaman muhalefetin bir şaşkın ördek davranışına tanıklık etsem, “hah, işte artık uyanacaklar!” diye umuyorum. Çünkü normali bu! Ama heyhat! Zekânın sınırı var. Ve artık muhalefete kredi vermiyor, onların düzeleceğine dair bir umut beslemiyorum. Fakat Türkiye kamuoyu, sosyal medyadan izlediğim kadarıyla söyleyebilirim, halen aptallığın sınırı olmadığını gösteriyor.

Einstein zekaya ilişkin olarak diyor ki: “Oyunun kurallarını öğren. Sonra herkesten daha iyi oyna”. Fakat ya oyunun kuralları yoksa? Emin olun Einstein onu da biliyordu. Çünkü Hitler Almanya’sında oyunun kurallarının nasıl iptal edildiğini ve diktatörlüğün kurulduğunu bizzat yaşadı! Demek ki oyunun kurallarını – sistemin nasıl işlediğini – bilmek yetmiyor. O kurallar manzumesini bir arada tutan ve işleten bir denge var. Bu denge ortadan kalkmaya görsün. Her şey tepetaklak oluyor. Demek ki kuralları öğrenip en iyi oyunu da oynasanız, başkaları sizin kalenize topu elle taşıyorsa ve buna hakem müdahale etmiyorsa, zekânın da çok fazla bir anlamı yoktur, kabiliyetin de! Türkiye’de, yolsuz, ahlaksız ve kifayetsiz insanların bir yerlere gelmesi, dürüst ve nitelikli insanlarınsa sistemin çarkları arasında sıkışıp parçalanmaları bundan! Sonuçta ne oluyor? Beyin göçü! Aklı başında ve olanağı olan insanların büyük bir çoğunluğu, Türkiye’den umudu kesip ülke dışına çıkmaya çalışıyor. Sistem de tıpkı eski komünist Doğu Bloku ülkelerinde olduğu gibi, insanların seyahat özgürlüğünü (anayasal hak!) gasp ederek onları sosyal soykırıma mahkûm ediyor. Einstein oyunun kuralından bahsederken, demokratik açık toplumları kast ediyordu. Demek ki zekâ Türkiye’de esasında başa beladır. Bazı aksayan şeyleri görüp düzeltmeye çalıştınız mı kifayetsiz muhterislerden oluşan politik zümrenin gazabıyla karşılaşırsınız. Onlar çok intikamcı ve acımasızdır. 

Haydi, şimdi gel de Einstein’dan başka bir alıntı koyma buraya! “Zayıf insanlar intikamcıdır. Güçlü insanlar affeder. Zeki insanlar görmezden gelir” diyor büyük usta. Türkiye bir intikam toplumudur. En kötüsü de yargının politik intikam aracına dönüştürülmüş olmasıdır – ki bu bir önceki maddede ele alınan oyunun kurallarının delinmesidir. Türkiye’de sürekli bir politik kan davası vardır. İnsanlar yaşam biçimlerinden ve dünya görüşlerinden farklı tahayyülleri olan grupları elimine etmek ister. Kemalistler, İslamcılar, Türk nasyonalistleri, sosyalistler, Kürtçüler, hep bu tasfiye hayaliyle yaşar. Devleti ele geçirmek ve sonra da kendilerine yapılan haksızlıkların aynısını başka gruplara yapmak, temel politik motivasyondur. Gerçek güç affetmekten geçiyor. Zeki insanların görmezden gelme şansı vardır. Ama hem zekâ hem de etik bir arada olursa, görmezden gelmek zorlaşır. Buna karşın, bazen özellikle Türkiye cadı kazanının dışında olan insanlarda “yerin dibine batsın!” tepkisi gelmiyor mu? İşte bu tepkinin nedeni çoğu zaman, gerçeğin kavranmasıdır. Nedir o gerçek? Türkiye’nin düzelmesi bir neslin yaşamından daha uzun sürecek. Çetin Altan Ahmet ve Mehmet Altan’ların da aynı baskı, zulüm ve işkenceleri göreceğini bilseydi, ne yapardı? 

Bu değişmeme durumu, beni ister istemez bir başka Einstein bilgeliğine götürüyor. “Zekânın ölçüsü değişme yetisidir”. Oysa Türkiye değişmiyor, değişemiyor. Bu koşullarda “Türk milleti zekidir!” buyuran kurucumuza mı hak vermek gerekiyor? Esasında galiba Atatürk bunları bir temenni olarak söylemiş! “Türk milleti zekidir!” derken, “ah keşke zeki olsa!” demek istiyor belki de. Aynı şey çalışkanlık için de geçerli. Çünkü ben Türkiye’de tembellerin ve düşük IQ insanların politik elitlerin büyük çoğunluğunu oluşturduğunu görüyorum. En önemlisi de, ahlak (etik) fukaralık! 

Şimdi bu yazıyı nasıl bir Einstein vecizesi ile sonlandırsam? Hah, buldum! “Eğer basitçe anlatamıyorsan, iyi anlamamışsın demektir”. Türkiye’deki muhalefeti en basit şekliyle anlatmak, şaşkın ördek metaforudur. Her gün yeni bir dünyaya uyanan, hatalarından asla ders almayan, öğrenmeyen, hep aynı hataları tekrar edip, daha iyi sonuçlar uman! Oyunun kuralları tümden ortadan kaldırılmış olmasına karşın, hala topu elle taşıyıp gol atan oyuncuyu hakeme şikâyet etmeye kalkan! Oysa o hakem, bir sonraki aşamada belki de golü atan olacak! Bizim muhalefet belki o zaman tribünlere hakemi şikâyet edecektir, kim bilir? Dedim ya, şaşkın ördek. 

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin