Şartlı tahliye düzenlemelerindeki adaletsizlik (1)

YORUM | AZİZ KAMİL CAN

Terörle Mücadele Kanunu ve TCK’nın terör suçları ile bağlantılı maddelerinde muğlaklık bulunduğu, soyut, geniş ve keyfi yorumlara açık olduğu yıllardır hem hukukçular hem de AİHM benzeri kurumlar tarafından dile getirildiği halde maalesef şu ana kadar siyasiler tarafından bu kanunlar ile ilgili olarak insan haklarına uygun bir düzenleme yoluna gidilmedi. İktidar, bu keyfilikten yararlanarak bu maddeleri sopa gibi istediği biçimde muhalifleri üzerinde uygulamaya devam etmiştir.

Bu maddelerdeki adaletsizlik infaz yasasına da yansımıştır. En ağır adi suçlarda bile süreli hapislerdeki infaz (İnfaz Yasası md 107) 2/3 iken terör suçlarındaki (TMK 17 ve İnfaz Yasası 108) infaz 3/4 tür. Yani bir gazeteci, yazdığı bir haber veya köşe yazısı yüzünden aldığı cezanın dörtte üçünü yatarken, birini 10 yerinden bıçaklayan ya da parasını gasp eden adi bir suçlu, aldığı cezanın üçte ikisi oranında hapis yatmaktadır.

Yine 5275 sayılı İnfaz Yasasına göre (md 107/4) suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde şartla tahliye süresi kırk yıldır ve bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz. Yani adi bir örgüt yöneticisi veya üyesi 100 kişiyi öldürse, tecavüz etse, işkence etse, azami 40 veya ilgili madde gereğince bazı durumlarda 36 veya 30 yıl hapiste kaldıktan sonra serbest kalabilir.

Ancak eğer bir terör örgütü üyeliği kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alınmış ise İnfaz Yasasının 107/(16). maddesi devreye girecektir. Buna göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı Dördüncü Bölüm, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölüm, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, şartlı tahliye hükümleri uygulanmaz. Yani bir kişi “sayın Abdullah Öcalan, sayın Fetullah Gülen vs” diyerek veya birkaç toplantıya katılarak, silah kullanmadan ve kimseye saldırmadan bu kişilerin düşüncelerini takip ederek bir takım siyasi muhalif hareketler içerisinde bulunur ve eylemleri devlet düzenine karşı suçlar kapsamında değerlendirilerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırsa bu fıkraya göre ölene kadar hapiste olacaktır.

Nitekim bugün bu şekilde ceza alıp ölene kadar cezaevinde kalma kararı verilen 18-22 yaş aralığında daha çocuk sayılan çok sayıda askeri öğrenci bulunmaktadır.

Ayrıca koşullu salıverilme (şartlı tahliye) başlıklı TMK 17. maddesinde “tutuklu veya hükümlü iken firar veya ayaklanma suçundan mahkûm edilmiş bulunanlar ile disiplin cezası olarak üç defa hücre hapsi cezası almış olanlar, bu disiplin cezaları kaldırılmış olsa bile şartla salıverilmeden yararlanamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almayan diğer mahkumların da şartla tahliye yolu bir nevi kapatılmıştır. Çünkü zaten muhalif düşünceye sahip olan bu kişilere idarenin kontrolündeki cezaevi yönetimince keyfi bir biçimde disiplin cezası verilmesi kuvvetle muhtemeldir. Diğer suçlular açısından bu şart koşulmamışken terör suçluları için bu düzenlemenin yapılmış olması anayasal eşitlik ilkesine de aykırıdır.

Gündemde olan İnfaz Yasasındaki değişikliklerin herkes için daha adil olabilecek bir noktaya çekilmesi Hükümetin vatandaşlarına karşı görevi olduğu gibi, yapacakları adil düzenleme, yarın boyunlarına kadar suça bulaşmış olan iktidar mensuplarına da lazım olabilir.

Sonraki yazıda, infaz yasasında yapılması düşünülen şartlı tahliyede indirim düzenlemesi ve bulaşıcı hastalık riski nedeniyle cezaevlerinde tahliye sorununu ele alalım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin