Sandıktan çıkmayan iktidar [Mehmet Yıldız]

Türkiye’de AKP dışında siyaset yapan birinin kısa vadede seçim kazanıp da iktidara gelmesi zor. Ama işini bilen (!) siyasetçi, yeterli seçmen desteği almasa da iktidar koltuğuna oturabiliyor. Yeter ki dengeleri tespit edip doğru zamanda doğru ata oynamasını bilsin. Buyurun örnekleri.

***

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Haziran’da önüne konan bütün seçeneklere huysuz bir çocuk edasıyla ‘hayır’ dedi. Halbuki uzun süredir iktidardan uzak kalan ülkücü hareket için seçim yoluyla iktidar olma fırsatı ayağına kadar gelmişti. 5 ay sonra tekrarlanan genel seçimlerde bu huysuzluğun bedelini bir önceki seçimde çıkardığı milletvekili sayısının yarısını kaybederek ödedi.

Önce etrafında aklı başında kim varsa birer birer defterini dürdü. Genel başkanlığı tartışmaya açıldı. Oturduğu koltuğu terk etmemek için o güne kadar en ağır eleştirileri yönelttiği AKP ve yargısından muazzam bir destek aldı. Öyle ki bir zamanlar demeçlerinin altyazı olarak bile geçmesine tahammül edilemeyen iktidar medyasında neredeyse ‘Atanmış Başbakan’ Binali Yıldırım’dan daha fazla yer bulmaya başladı.

Son dönemde ‘tamam ben idare ediyorum ama artık memleketin tapusunu üzerime yapın’ diyen Erdoğan’ın başkanlık mücadelesine AKP’lileri bile şaşırtan destek verdi. Son Anayasa değişikliğine tam kadro destek vererek, Erdoğan rejiminin taşıyıcı kolonlarından biri oldu. Söylentilere göre yeni dönemde Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak ülkemize hizmet vermeye devam edecek. Hatta Erdoğan tarafından atanacak yeni kabinede birkaç bakanlık koltuğu alarak ülkücü hareketi iktidara taşıma başarısını (!) gösterecek.

‘Kendi seçmeninizi de mi dikkate almayacaksınız?’

MHP seçmeni bu işe ne der? Bazılarının ‘size oy veren insanları, kendi seçmeninizi de mi dikkate almayacaksınız’ diye yalvarıp yakarmasının bir mantığı var mı? Bence yok.

Çünkü Bahçeli’nin MHP seçmenini dikkate alması için bir sebep de yok. Zira o seçmen bugüne kadar Devlet Bahçeli’ye iktidar vermedi ki! Ona iktidar verebilecek yegâne gücün Erdoğan olduğunun farkına vardı ve sonuna kadar ona oynuyor. Kendi içinde son derece mantıklı ve tutarlı.

Ve kenar mahalleden gelip, Reis’in kendisine bahşedeceği iktidar koltuğunun hakkını vermek için de bütün Reisçileri mahcup edecek bir performans sergilediği de muhakkak!

‘İçimizdeki gizli ve sinsi AKP’li’ Numan Kurtulmuş

2010 yılında Saadet Partisinden ayrılıp Has Parti’yi kuran Numan Kurtulmuş, büyük vaatlerle 2011 seçimlerine girdi ancak yüzde 0,77 oy alabildi. O dönemde Erdoğan ve arkadaşları için sarf ettiği ‘Harun gibi geldiler Karun gibi oldular’ sözünü sonradan tevil etse de muhtemelen kendisi dahil kimseyi inandıramadı. ‘En büyük sıkıntımız içimizdeki gizli ve sinsi AKP’lilerdir’ demesinden çok kısa süre sonra Erdoğan’ın daveti üzerine AKP’ye katıldı.

AKP’ye geçişi sonrasında 180 derece çark ederek, “Benim sözüm herhangi bir şahsı veya kurumu hedef almayan bir ilkeyi ifade eden sözlerdir” deyip sözlerinin arkasında olduğunu vurguladı.

‘Rantın babasına’ koştu

Bir başka örnek, hükümetin en önemli koltuklarından birini işgal eden Süleyman Soylu.

Kasım 2008’de Demokrat Parti’ye genel başkan olarak seçilen Soylu, iki yıllık genel başkanlığı süresince Erdoğan’a karşı “Başbakan rantın babasını getirdi”, “Paçalarından yolsuzluk akıyor”, “Kendini padişah olarak görmek istiyor” şeklinde çıkışları, bugünün Sulh Ceza Hâkimlerinin önüne gitseydi uzun süre hapisten çıkamazdı.

Bir önceki seçimde  yüzde 5,4 oy almış Demokrat Partiyi bir sonraki seçimde yüzde 4’e düşürünce istifa etmek zorunda kaldı. Bir süre bekleyip Eylül 2012’de AKP saflarına katıldı. Demokrat parti başkanıyken meydanlarda Erdoğan’a karşı yönelttiği çok sert eleştirileri nasıl yalayıp yuttuğu halen tartışma konusudur.

O da seçmeninin vermediği iktidarı üstelik en önemli bakanlık koltuklarından birisini Erdoğan sayesinde elde etmeyi başardı.

Yüzde 1’den Saray’a

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun zamansız bir şekilde aramızdan ayrılmasının ardından Büyük Birlik Partisi’ne genel başkan olan Yalçın Topçu, girdiği ilk seçimde partisine yüzde 1’in altında oy aldırabildi. O da benzerleri gibi bir süre bekledikten sonra AKP’ye kapağı attı. Bir ara geçiş hükümetinde Turizm Bakanı oldu. Şu sıralar Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı sıfatıyla Saray’ın sefasını sürüyor.

Bahçeli’den önce Türkeş tadına baktı

En önemli vasfı Ülkücü Hareketin lideri merhum Alparslan Türkeş’in oğlu olmak olan Tuğrul Türkeş, siyasete MHP’den girdi. Bahçeli ile karşı karşıya gelince partiden ayrılıp Aydınlık Türkiye Partisini kurdu. Umduğunu bulamayıp bir süre sonra MHP’ye geri döndü.

Haziran 2015 genel seçimleri sonrasında kurulan geçici seçim hükümetinde Bahçeli’nin muhalefetine rağmen Bakan olarak kabineye girdi. 1 Kasım seçimlerinden sonra da bakanlık koltuğunu korumaya devam ediyor.

***

Tek sorun Google..

Bugün AKP saflarında siyaset yapan Kurtulmuş, Soylu ve benzerlerinin vakti zamanında AKP ve Erdoğan’a karşı neler dediği Google’a girildiğinde canlı canlı ortaya çıkıyor. Dün bu lafları söyleyenlerin bugünkü durumuna bakınca, azıcık ilkeli bir insan nasıl bunları yalayıp yutabiliyor dememek imkânsız.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin