Saigon’un son nefesi

YÜKSEL DURGUT | YORUM

Bugün, 30 Nisan 1975’te Saigon’da sona eren savaşın üzerinden yarım asır geçti. Ancak Vietnam halkı için bu tarih, yalnızca bir zafer değil; Batı’nın sömürge prangalarını kıran “dirilişin sembolü” oldu. Oysa bu diriliş, ilk değildi. Bundan tam 21 yıl önce, 1954’te Dien Bien Phu’da Fransız ordusunu dize getiren Viet Minh, “sömürgeciliğin sonunu haber veren bir deprem” yaratmıştı.

1941’deki Atlantik Bildirisi’nde Churchill ve Roosevelt, Avrupa sömürgelerine “kendi kaderini belirleme hakkı” sözü vermişti. Japonya’nın 1945’te teslim olmasıyla Viet Minh, bu sözün muhatabı olmayı bekledi. Ne de olsa Japon işgaline karşı Çin ve Müttefiklerle birlikte savaşmışlardı. Ancak Soğuk Savaşın gölgesi, sömürgecilikten daha karanlıktı.

Fransa’nın yeniden hâkimiyet kurması için İngiliz General Douglas Gracey, henüz bölünmemiş Hindistan’dan askerleri Saigon’a yığdı. Daha da çarpıcı olan, Müttefiklerin teslim olmuş Japon birliklerini Viet Minh’e karşı silahlandırmasıydı. Fransa, Nazilerden çektiklerini unutup Cezayir’de aynı vahşeti sergilerken; ABD, “komünizm korkusu” ile Vietnam’ı 20 yıl boyunca kan gölüne çevirdi.

ABDnin 1975teki hezimeti, bir daha asla” söylemini doğurdu. Ancak bu, 1980’lerde Afganistan’da CIA’in en büyük gizli operasyonuna, 2001’de ise 20 yıllık işgale engel olamadı. Kabilden helikopterlerle kaçış, dünya basınına Saigonun tekrarı” manşetlerini yazdırdı.

Tarih, öğrenilemeyen dersler sarmalında dönüyor. Bugün Filistin’de yaşanan katliamlara da My Lai’de 504 kişinin kanının dökülmesine de dünya hep sessiz kaldı.

1954 Cenevre Anlaşması, Vietnam’ı 17. paralel ile geçici olarak böldü. 1956’da yapılacak birleşim seçimleri, ABD’yi dehşete düşürdü. Zira dönemin başkanı Eisenhower’ın itiraf ettiği gibi: “Ho Chi Minh % 80 oy alırdı.”

Seçimler iptal edildi; Güney’deki kukla rejim, ABD destekli diktatörlüğe dönüştü. Sonuç: 3 milyon Vietnamlının, 58 bin ABD’linin öldüğü; My Lai’de hamile kadınların, bebeklerin katledildiği bir cehenneme döndü.

1955’teki Bandung Konferansı, 29 Afrika ve Asya ülkesini ‘sömürgesiz bir dünya’ idealinde birleştirdi. Çin’den Zhou Enlai’nin pragmatizmi, Hindistan’dan Nehru’nun entelektüel duruşu, Mısır’dan Nasır’ın karizması, tarihi değiştirecek bir fırsat yarattı. Konferans, “Batı’ya karşı Doğu” naralarına rağmen, Soğuk Savaş’ın gölgesinde kaldı.

Donald Trump’ın tehditleri, Reagan döneminin korku siyasetini hatırlatıyor. Ukrayna’da süren savaş, Vietnam’dan Suriye’ye uzanan vekâlet savaşlarının yeni perdesi.

Vietnam’ın zaferi, sömürgeciliğe karşı insanlığın kazanabildiğini gösterdi. Ancak Batı’nın geçmişteki sömürgeci zulümleri, işgal politikaları veya insanlık suçlarını unutması, görmezden gelmesi veya tekrarlaması yani ‘tarih amnezisi’, bu zaferi gölgeliyor. 

Gazzedeki çocukların çığlıkları, My Laiin Filistinin direnişi, Viet Kongun yankısı. Tarih, galibiyetlerle değil, unutulanlarla tekerrür ediyor.

2 YORUMLAR

  1. Bizimkilerde ABD de Batida Vergimi cok düzgün veriyorum diye seviniyor. Demokratik Bati diye tesbih cekiyor! Yatirimlari ABD ve Batiya yapmayin. Kiritik Teknolojileri baska yerde üretin. Beyaz Irkin Lüks yasami icin Köle gibi calismayin. Kendimiz üretelim, ortakliklar yapalim. Sabah Aksam Google, Tesla, X, Mercedes … diyecegimize kendimiz yapalim!

    • Amerika’ya Söverken iPhone’dan Tweet Atanlar Cemiyeti (İRODİNİDİR)

      Sabah akşam “Beyaz adamın lüksü için köle gibi çalışmayın” diyen arkadaş, tweetini Kaliforniya’da montajlanan, Çin’de üretilen, ABD’de vergilendirilen bir cihazdan atıyor. Altına da not düşmüş: “Yatırımlarınızı Batı’ya yapmayın.” Keşke bu notu Apple Pay ile Starbucks’tan kahve alırken değil de, Anadolu’da bir kooperatiften alışveriş yaparken yazsaydın.

      Bir de herkesin diline pelesenk olmuş bir “bizimkiler” lafı var. Kim bu bizimkiler? Hani şu “bizimkiler Batı’da vergi ödüyor”, “bizimkiler onların düzenine hizmet ediyor”, “bizimkiler yine uyanamamış” dediğin kişiler? Bir an dur, düşün: Belki o “bizimkiler” dediğin sensin. Belki de senden biraz daha fazla çaba gösteren ama senin gibi yerli yersiz akıl dağıtmayan insanlar.

      Çünkü nedense herkes bir başkasına topu atıyor. “Onlar yapmalı, onlar üretmeli, onlar uyanmalı.” Peki sen? Sen ne yaptın bugüne kadar? iPhone’unu bırak bir kenara, bir Türk girişimine destek verdin mi? Kod yazmayı denedin mi? Yerli bir ürünü bilerek tercih ettin mi? Yoksa YouTube’da “Tesla nasıl patlıyor” videoları izleyip “bizde niye yok” diye iç geçirdikten sonra yine Trendyol’dan ithal ürün mü sipariş ettin?

      “Kritik teknolojileri başka yerde üretin” diyorsun, güzel. Ama sen kendi odanda modem bile değiştiremezken, global üretim zincirlerine akıl vermeye kalkıyorsun. Ayda bir gelen güncellemeden bile şikayet ediyorsun ama “kendi sistemimizi kuralım” diye ahkam kesiyorsun.

      Eleştiri haktır, eyvallah. Ama önce öz eleştiri. Çünkü bu “bizimkiler” masalında herkes kahraman rolünde, kimse figüran olmak istemiyor. Herkes akıl veriyor, kimse taş taşımıyor. Lafla olmaz bu işler dostum. Madem bu kadar biliyorsun, önce sen yap. Yap da görelim.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin