Sahura kalkan Bektaşi: AYM

YORUM | BÜLENT KORUCU

Anayasa Mahkemesi’nin ne zaman hukuka uygun davranış rolü yaptığını görsem hep o Bektaşi fıkrası gelir aklıma. Baba Erenler’in, oruç tutmadığı halde sahura kalktığını görenler bunun sebebini sorar. O da her zamanki üslubuyla noktayı koyar: Sahura da kalkmayıp hepten mi gavur olayım! AYM’nin bu defaki kararı öyle değil, Baba Erenler hepten gavur olmayı göze almış… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bile, ‘bizim hukuk bize yeter, sen ne bilecen’ atarı yapmışlar. Daha açık söylemek gerekirse minderin yani uluslararası hukukun dışına kaçma alıştırmaları yapıyor.

Hatırlarsanız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; “AYM kararlarını tanımıyorum, saygı da duymuyorum” demiş ve kendini hukukla bağlı görmeyeceğini ilan etmişti. Umarım haklı çıkmam ancak AYM de uluslararası hukuku tanımayacağını ilan ediyor. Zaten çok iğreti durduğumuz uluslararası sistemden kaçışın yollarını döşüyor. Sadede gel, karar neymiş önce onu söyle dediğinizi duyar gibi oluyorum. İnanın onun hiç bir önemi yok, burada odaklanmamız gereken şey, Erdoğan Rejimi’nin bir aparatı olan Yüksek Mahkeme’nin yeni bir aşamanın işaret fişeğini çakması.

Elbette karar da önemli ve dikkat çektiğim noktaların anlaşılması adına konuşmak zorundayız. 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan bir yargıcın ‘suç işlediğine dair somut bir delil bulunmadan ve mesleğinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığına’ dair başvurusu AİHM tarafından haklı bulunmuş. AYM, böyle bir görevi, daha önemlisi yetkisi olmadığı halde devreye giriyor ve AİHM’nin kararını bir anlamda ‘temyiz’ etmeye kalkıyor. Kendisinin ve istinaf mahkemelerinin kimi kararlarına direnen yerel mahkemelerin pozisyonuna düşüyor böylece. Gerekçeleri ise sadece yetkisizlik bağlamında değil esas itibarıyla da dayanaktan yoksun.

Öncelikle 2802 sayılı kanunla getirilen güvenceleri çarpıtarak işe koyuluyor. Adı geçen kanun hakim ve savcıların soruşturulması ve yargılanmasıyla ilgili usule ait kesin kurallar koyuyor. ‘Usul esasa mukaddemdir’ kuralına göre usule dair kanunlara uyulmadan yapılacak her türlü işlem hukuksuz ve doğal olarak hak ihlalidir. AYM, yüksek mahkeme üyesi olmayan yargı mensuplarının görevleriyle ilgili değil kişisel bir suçla itham edildiklerini öne sürüyor. Sanırsınız adamlar gofret çalarken yakalanmış. Oysa suçlama tam da kanunun öngördüğü şey; yani görevini bir terör örgütü lehine kullanmak. Yüksek yargıçların kişisel suçlarını bile belli izinler çerçevesinde belli merciler soruşturabiliyor. Onlar için ise ‘suç üstü hali’ istisnasını istismar ediyor AYM. Suçüstü halinin olmadığını Hakimler Savcılar Kurulu Başkanvekili Mehmet Yılmaz defalarca itiraf etti. “Darbeye katıldıklarına dair delil bulamadığımız için mecburen örgüt üyeliğinden yargılıyoruz” beyanatları arşivlerde duruyor Hatta örgüt üyeliği için de delil bulamadıklarını, itirafçılık yoluyla delile ulaşmak için tuzak kurduğunu ve söylece bir kısım ifadelerle işlem yaptıklarını da anlatmıştı.

Alparslan Altan

AYM hem ilk derece hem de yüksek yargı mensupları için suçüstü hali savunması çok komik. Üyeleri Alparslan Altan ve Erdal Tercan 16 Temmuz’da evlerinden gözaltına alındı. Tıpkı 150’ye yakın Yargıtay ve Danıştay üyesi gibi. Hangisi tankın içinde ya da askeri mahalde yakalandı? Hiçbiri. Öyleyse nasıl suçüstü hali oluyor. Bu saçmalığa buldukları kılıf ise ‘örgüt üyeliği suçüstü hali’. Biri bunu izah edebilir mi? Mesela o gün evde örgütsel pijamayla mı oturuyorlardı! 150’si yüksek yargıç 3 bine yakın hakim ve savcı bir gecede evlerinden toplandı. Hepsi aynı anda hangi suçu işliyorlardı ki suçüstü yakalandılar!

2802 sayılı kanuna yaptığı bir atıfla AYM kelimenin tam anlamıyla kendi topuğuna sıkıyor. Kanundaki ifade alıntılanmış ama ben yine de onların yazdığı şekli almak istiyorum. Şöyle diyorlar: “Buna göre başvurucunun tutuklandığı tarihte hâkim ve savcıların kişisel suçları bakımından soruşturma yapma yetkisi, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısına ve son soruşturma da o yer ağır ceza mahkemesine aittir.” 15 Temmuz’u 16’sına bağlayan gece KİM, hakim ve savcılarla ilgili soruşturmayı başlatıp gözaltı talimatlarını verdi? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı. Yukarıdaki kural ile aşağıdaki uygulamayı birlikte savunabilmek için, iki üye arkadaşını kurban vererek kurtulmaya çalışılan korkaklar topluluğu olmak gerekiyor.

Türk mahkemelerinin ulusal hukuka ilişkin yorumlarının Sözleşme’de güvence altına alınan hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğini incelemek AİHM’in yetkisinde ise de AİHM’in ulusal mahkemelerin yerine geçerek ulusal hukuku ilk elden yorumlaması uygun görünmemektedir.” Bu satırlar da söz konusu açıklamadan; karardan demiyorum çünkü AYM’nin AİHM kararlarını denetleme hakkı yok. Yetkinin asıl sahibi AİHM ve bir ulusal yüksek mahkemenin ‘etkin, bağımsız ve sözleşmeye uygun’ denetim yapacağına ikna olursa yetkisini paylaşıyor. Azerbaycan Yüksek Mahkemesi örneğinde olduğu gibi saydığım şartları yerine getirmeyecek olanlarla bunu paylaşmıyor. Hatta ileri giderek kararlarını uygulamayan Azerbaycan devletini de tarihte ilk defa olarak mahkum etti.

Ulusal mahkemelerin denetlenmesinin Avrupalı yüksek mahkemeye ait olduğunu satır arasında itiraf ediyor ama çamura yatıyorlar. Onlarca kere yerel mahkemelerin kararları hakkında ‘ihlal’ hükmü verildi ve hiçbirine böyle itiraz etmek akıllarına gelmedi. Ülkeyi tamamen uluslararası hukuk ve sistemin dışına çıkaracaklar endişemde haksız mıyım?

2 YORUMLAR

  1. Yine hatirlattiniz…
    Adama bak ya!
    Butun milletin onunde “AYM kararlarini tanimiyorum; saygi da duymuyorum” diyebiliyor.
    Utanmadan…
    Ne kendi partisinden biri cikip “bu kadar da olmaz” diyor, ne de muhalefetten biri cikip “ozur dile” diyor.
    Bugun de biri cikip dedigi sozun arkasinda olup olmadigini soramiyor.
    Sinirlerimi debrestirdiniz yine…

  2. İyi çalışmalar Bülent bey, Baba Eren benzetmesinin kaynağını bilmemekle beraber, Alevi Bektaşi geleneği ve müntesipleri açısından bu tarz örneklemeleri bir daha değil bir kaç sefer daha düşünmemiz gerektiği kanaatimi paylaşmak istedim. Malum, teşbihte hata olmaz; hatasız teşbih olmaz. Bu güzel çalışmalar gölgede kalırsa üzülürüz, tekrar iyi mesailer

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin