Rejimin yargı silahı; Gaziantep operasyonu

AV. NURULLAH ALBAYRAK | YORUM

AKP yargısında suçlar ve deliller, hukukun öngördüğü evrensel kriterlere göre değil, ideolojik bakış açısına göre ve keyfi bir şekilde belirleniyor. Suçların nitelendirilmesi somut eylemlere göre değil, kişilerin aidiyetleri ve sosyal bağlarına göre şekilleniyor. Yani, kimin suçlu olup olmayacağı, eylemlere göre değil, kimlerle ilişki kurduğuna, hangi gruba mensup olduğu ya da hangi sosyal çevrede yer aldığına göre belirlenir. AKP medyası bir soruşturma ya da yargılama haberi yaptığında haberi bu şekilde okumak gerekir.

Bu hukuk dışı uygulamanın somut örneklerinden birini geçtiğimiz hafta Gaziantep merkezli olarak 47 ilde gerçekleştirilen polis operasyonunda gördük. Yapılan bu operasyon çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan kişilere karşı aile bağları ve arkadaş çevrelerine dayandırılarak, somut bir eylem olmaksızın, ideolojik bir suçlama mekanizması işletildiğini gözler önüne sermiştir.

  • “Neden yurt dışına çıktın?”
  • “Uçak biletini kim aldı? Kiminle gittin? Nerede kaldın?”
  • “Ev arkadaşına neden para gönderdin?”
  • “Aile üyelerinizden gözaltına alınan oldu mu?”

Bir suç soruşturmasında olmaması gereken bu sorular nedeniyle 225 kişi gözaltına alındı. Ne yazık ki hukuki olmayan değerlendirmeler neticesinde 77 kişi tutuklandı. 125 kişi ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. 23 kişi ise polis ifadesi sonrasında serbest bırakıldı.  

“Mağdura, mazluma kimliği sorulmaz!” ilkesi gibi, AKP yargısı tarafından suçlanan, tutuklanan ya da adli kontrolle serbest bırakılan kişilerle ilgili de, “Suç ne?” veya “Suçlamanın delili ne?” gibi sorular sorulmamalıdır. Çünkü bu tür sorular, hukukun özünden sapmak ve kişileri suçlu gibi kabul etmek anlamına gelir; bu durum, tam olarak AKP yargısının istediği bir yaklaşımdır. Gerçek şu ki; AKP iktidarı, yargıyı bir ‘silah’ olarak kullanarak masum insanları cezalandırmaktadır.

Bu nedenle, “Tutuklanan öğrencilerin suçu ne?” gibi bir soru ile sorgulanması, bu çocuklara yapılacak ek bir hukuksuzluktur.

Yine de dosyada yer alan suç ve suç delili nedir diye merak edenler için, işte gerçek;

  • Aile fertlerinin KHK’lı olması,
  • Gözaltına alınanların daha önce herhangi bir adli işlem görmemiş olması,
  • Yurtdışı seyahati yapmış olması,
  • Ev arkadaşına havale göndermiş olması gibi, suç olmayan sıradan bu fiiller, terör suçlamasının sözde delili olarak sunulmuştur.

Bu durum hukuksuzluğun ne denli derinleştiğini ve mağdurların haklarının nasıl hiçe sayıldığını göstermek için yeterli olsa gerek.

Gözaltına alınan üniversitelilere sorulan sorular ise burada suç delili nerede denilecek cinsten; Buyurun işte sorular;

  • Öğrenim hayatınız boyunca hangi lise ve üniversiteye gittiniz? Dershanelere gittiniz mi? Hangi evlerde veya yurtlarda kaldınız?  
  • Ehliyet ve pasaportunuz var mıdır? Legal veya illegal yollardan yurt dışına giriş çıkış yaptınız mı? 
  • Bugüne kadar hangi internet adreslerini (Instagram, Twitter, Facebook) kullandınınız, açıklayınız. 
  • Aylık geliriniz nedir? Gelir kaynaklarınız nelerdir? Bu kaynakları size kim, nasıl, hangi yollarla ne kadar sağlamaktadır? 
  • Ailenizden herhangi birisine adli ve idari işlem yapıldı mı? Yapılmış ise nerede ne zaman yapıldığı hakkında ifade veriniz? 
  • Yurt dışına çıkma amacınız nedir? Yurt dışına çıkarken ve ülkemize gelirken yanınızda herhangi birileri var mıydı? Yurt dışına çıkabilmek için gerekli parayı nasıl tedarik ettiniz? Uçak biletini kim aldı, parasını kim ödedi? Gittiğiniz ülkede nerede konakladınız? Konakladığınız otel, pansiyon? Burada sizden başka kimler kaldı açıklayınız? 
  • Yurt dışına gittiğinizde sizi karşılayan herhangi birileri oldu mu? Bu ülkede hangi eylem ve faaliyetlerde bulundunuz? Sizi karşılayan şahıs ya da şahıslarla yapmış olduğunuz görüşmeler, faaliyetler nelerdir? Sizden başka kimler katıldı, isimlerini söyleyiniz? 
  • Daha önce hangi işlerde çalıştınız? Bu işlerde ne kadar süre çalıştınız? 
  • Sizin sanal cüzdan veya kripto para hesabınız var mıdır? Bu hesaplarda ne kadar paranız vardır. Bu hesabı kripto parayı ne zaman açtırdınız? Hesabınıza örgüt tarafından para yatırıldı mı? Kripto para gönderdiniz mi?  Kripto paranızı ne amaçla harcamaktasınız?
  • Bugüne kadar bankalar ya da finans kuruluşları üzerinden aile bireyleriniz haricinde başka şahıslara para transferi yaptınız mı? Yaptıysanız hangi bankacılık yöntemini kullanarak gerçekleştirdiniz? Para transferinde kendi kimliğinizi mi kullanmaktasınız? Para transferleri ne amaçla olmuştur? Anlatınız. 

Emniyet aşamasında sorulan bu sorular, terör suçlamasının delili olarak gösterildi ve üniversite öğrencileri tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. 2019 yılında göreve başlayan Sulh Ceza Hakimi , adeta bir ‘AKP Hakimi’ gibi hareket ederek öğrencilerin tutuklanmasına karar verdi. Tutuklama kararında yer alan gerekçeler, AKP yargısının nasıl işlediğini açıkça gözler önüne seriyor:

  • Birden fazla kez yurtdışına seyahat ettiği yönünde yapılan araştırma tutanağı,
  • Suçtan kurtulmaya yönelik, hayatın olağan akışına aykırı savunmalar,
  • 15 Temmuz sonrasında terör suçlamasıyla işlem gören kişilerle görüşme yaptığına dair HTS kayıtları.

AKP Yargısı, bu gerekçeleri terör suçuna dair kuvvetli suç şüphesi oluşturduğuna dair delil olarak sunmuş ve 77 kişinin tutuklanmasına karar verilmiştir. Dile kolay, 77 hayat. Bu kişiler arasında kalp hastası olanlar, sağlık sorunları yaşayanlar, 4 aylık hamile olanlar ve önümüzdeki hafta sınavları olan öğrenciler bulunmaktadır.

Sonuç olarak, AKP yargısının hukuksuz uygulamaları sadece bir kesimin değil, tüm toplumun adalet ve hak arama mücadelesini tehlikeye atmaktadır. Masum eylemler üzerinden suçlu ilan edilen, sosyal bağları ve aidiyetleri üzerinden suçlanarak tutuklanan kişiler, hukukun değil, AKP iktidarının baskıcı politikasının kurbanı olmuştur.

Yalnızca öğrenciler değil, tüm toplum, birer potansiyel mağdur haline gelmiştir. Hukuksuzlukla mücadele etmek ve adaletin yeniden tesis edilmesi için, toplumun her kesiminden ses yükseltmek ve bu adaletsizliğe karşı birleşmek tercih değil zorunluluktur.

1 Yorum

  1. Ergenekon-AKP-MHP ittifakı artık hiçbir sınır tanımıyor. Türkiye’de yaşayan her bir Hizmet gönüllüsü ciddi bir güvenlik tehdidi altındadır.

    Rabbim bu insanlara tez zamanda hayırlı kapılar açsın, zalimlerin de hakkından gelsin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin