Prof. Dr. Osman Karakaya: Reflü, diyabet ve tansiyonda çözüm sizin elinizde!

Kardiyolog Prof. Dr. Osman Karakaya, 20 yıldır reflü şikayeti yaşayan bir hastasının iki ayda 10 kilo verdiğini, reflü yakınmalarının gerilediğini ve bazı ilaçlarını bıraktığını söyledi. Yemeklerden önce, yemek sırasında ve yemekten hemen sonra su içilmemesi gerektiğini savunan Karakaya, özellikle gece geç saatlerde yemenin metabolik dengeyi bozduğunu ifade etti. Zayıflama iğnelerine de sert eleştiriler yönelten Karakaya, tip 2 diyabet ve benzeri metabolik sorunlarda çözümün “fıtri beslenme” ve yaşam tarzı değişikliği olduğunu dile getirdi.

Metin Yıkar’a konuk olan Prof. Dr. Osman Karakaya, uzun yıllardır reflü, diyabet, tansiyon ve kilo problemleri yaşayan hastalar üzerinden beslenme düzeninin sağlık üzerindeki etkilerini anlattı. Karakaya, özellikle reflü şikayeti yaşayan bir hastasının hikayesi üzerinden, yaşam tarzı değişikliğinin kısa sürede önemli sonuçlar doğurabildiğini dile getirdi.

Kardiyoloji uzmanı Karakaya’ya göre, daha önce kalp krizi geçiren, stent takılan, aynı zamanda diyabet, tansiyon, kilo problemi ve 20 yılı aşkın reflü şikayeti bulunan bir hasta, eşiyle birlikte uygulanan programa başladı. İki ay sonunda hem hastanın hem eşinin yaklaşık 10 kilo verdiğini belirten Karakaya, hastanın şeker ve tansiyon ilaçlarını bıraktığını, sadece stent nedeniyle kan sulandırıcı kullanmaya devam ettiğini söyledi. Karakaya, hastanın en dikkat çekici ifadesinin ise “20 yıllık ızdırabımdan kurtuldum” sözleri olduğunu aktardı.

Çözüm, beslenme düzeninde

Programda sağlık sorunlarının büyük bölümünü “metabolik problemler” olarak tanımlayan Karakaya, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, obezite, kronik yorgunluk, uyku apnesi, eklem ağrıları ve reflü gibi birçok rahatsızlığın birbirinden kopuk değil, aynı bütünün parçaları olarak görülmesi gerektiğini kaydetti. Ona göre sorunların temelinde çoğu zaman yanlış beslenme alışkanlıkları ve düzensiz yaşam tarzı yer alıyor.

Prof. Dr. Karakaya, bir başka örnek olarak 21 yaşındaki genç bir hastadan söz etti. Böbrek rahatsızlığı nedeniyle steroid tedavisi gören bu hastanın zamanla ciddi kilo aldığını, diyabet geliştirdiğini ve kalça protezine ihtiyaç duyacak noktaya geldiğini anlattı. Hastaya sürekli kilo vermesi gerektiğinin söylendiğini, ancak nasıl kilo vereceğine dair bir yol gösterilmediğini belirten Karakaya, kendi programlarına başladıktan sonraki 15 günde 7 kilo verildiğini ifade etti.

Reflü uyarısı: Yemekle birlikte su içmeyin

Ünlü kardiyolog Prof. Dr. Karakaya, yemeklerden yarım saat önce, yemek sırasında ve yemekten sonraki yarım saat boyunca su ve diğer sıvıların tüketilmemesi gerektiğini savundu. Buna çay, ayran ve benzeri içeceklerin de dahil olduğunu söyledi. Gerekçe olarak ise mide asidinin seyrelmesini gösterdi. Karakaya’ya göre mide sindirimi belli bir asit yoğunluğunda yürütüyor; bu sırada içilen su mide içeriğini seyreltiyor, mide yeniden daha fazla asit üretmek zorunda kalıyor ve bu durum reflü şikayetlerini artırabiliyor. Ayrıca yeterince sindirilemeyen gıdaların bağırsaklarda gaz, şişkinlik, kabızlık ve kötü koku gibi sorunlara yol açabileceğini ileri sürdü.

Yemek yeme hızına da değinen Karakaya, hızlı yemenin sindirimi bozduğunu, lokmaların yeterince çiğnenmeden mideye gönderildiğini ve bunun hem mideyi hem bağırsakları zorladığını söyledi. Yemeğin aceleye getirilmemesi, iyi çiğnenmesi ve farkındalıkla tüketilmesi gerektiğini belirtti. Fast food kültürünü de bu çerçevede eleştiren Karakaya, hızlı tüketim alışkanlığının obezite ve metabolik bozukluklarla doğrudan ilişkili olduğunu savundu.

Gece beslenmesi konusunda da net uyarılarda bulunan Karakaya, akşam en geç saat 8’de, zorunlu hallerde ise 9’da yemeğin tamamlanması gerektiğini söyledi. Gece boyunca en az 12 saatlik açlık süresinin önemine dikkat çeken Karakaya, mide, karaciğer ve pankreasın da dinlenmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı. Gece geç saatte yenilen meyve, tatlı, çikolata, kek ve benzeri atıştırmalıkların metabolik dengeyi bozduğunu belirtti.

Özellikle üzüm, muz ve çok tatlı portakal gibi meyvelerin gece tüketilmesini doğru bulmadığını ifade eden Prof. Dr. Karakaya, bunların kan şekerini hızlı yükseltebildiğini söyledi. Buna karşılık elma, armut, papaya ve kivi gibi daha düşük glisemik etkili meyvelerin tercih edilebileceğini anlattı. Gece geç saatte atıştıranların sabaha daha aç kalktığını söyleyen Karakaya, “Aç yatarsan tok kalkarsın, tok yatarsan aç kalkarsın” sözünün tecrübeyle sabit olduğunu dile getirdi.

Zayıflama iğnelerine dikkat!

Zayıflama iğneleriyle tedavilere karşı mesafeli durduğunu belirten Karakaya, bazı ülkelerde bu ürünlerle ilgili ciddi komplikasyon iddiaları ve davalar bulunduğunu hatırlattı. Pankreatit, tiroid sorunları, kas kaybı ve görme problemleri gibi yan etkilerden söz eden Karakaya, bu yöntemlerin kalıcı çözüm olmadığını savundu. Karakaya’ya göre tip 2 diyabet, hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi sorunların asıl tedavisi ilaç veya iştah baskılayıcı iğneler değil, beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi.

“Tip 2 diyabet ve tansiyon yanlış beslenmenin sonucu”

Karakaya tip 2 diyabetin yaşam tarzı değişikliğiyle geriletilebileceğini ileri sürdü. Örnek olarak, günde 40 ünite insülin kullanan ve 142 kilo ile programa başlayan bir hastanın iki ayda 14 kilo verdiğini, insülin ihtiyacının 10 üniteye düştüğünü, diğer bazı ilaçlarının da kesildiğini anlattı. Burada söz konusu olanın tip 1 diyabet değil, beslenme ve yaşam tarzıyla bağlantılı tip 2 diyabet olduğunun altını çizdi.

Prof. Dr. Osman Karakaya, modern yaşamın getirdiği yanlış beslenme biçimlerinin birçok hastalığın temel sebebi olduğuna dikkat çekti ve şu tavsiyeleri sıraladı:

-Yemeklerden yarım saat önce, yemek sırasında ve yemekten sonraki yarım saat boyunca su ve diğer sıvılardan uzak durulmalı.

-Yemek hızlı değil, yavaş yenmeli; lokmalar iyi çiğnenmeli.

-Akşam yemeği mümkünse en geç saat 20.00’de, zorunlu hallerde ise 21.00’de bitirilmeli.

-Gece boyunca en az 12 saatlik açlık süresi bırakılmalı.

-Gece geç saatlerde meyve, tatlı, çikolata ve benzeri atıştırmalıklar tüketilmemeli.

-Üzüm, muz ve çok tatlı meyveler yerine daha düşük glisemik etkili meyveler tercih edilmeli.

-Fast food, kola, enerji içeceği ve yüksek şekerli atıştırmalıklardan uzak durulmalı.

-Tip 2 diyabet, tansiyon ve kilo sorunlarında öncelik ilaç değil, beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişikliği olmalı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin