Pompeo’nun İstanbul ziyareti ne anlama geliyor?

HABER ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON Tr724

Diplomaside semboller önemlidir.

Hatta bazı ‘hareketler’ saatler süren konuşmalardan ya da sayfalar dolusu açıklamadan daha anlamlıdır.

Tıpkı ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun İstanbul’a gelip hiçbir hükümet yetkilisi ile görüşmemesi gibi.

Eğer haberleri ‘Erdoğan medyası’ndan takip ediyorsanız muhtemelen fark etmemiş bile olabilirsiniz.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Fransa’dan başlayarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu toplam 7 ülkeyi kapsayan uzun bir Avrupa-Ortadoğu turuna çıktı.

Pazartesi günü Paris’teydi, orada başta Cumhurbaşkanı Emanuel Macron olmak üzere önemli isimlerle görüştü ve aynı günün akşamında İstanbul’a uçtu.

Salı günü Fener Rum Patrikhanesi’nde Patrik Bartholomeos ile görüşecek.  Resmi programda başka bir görüşme yok.

Türkiye tarafından yapılmış bir açıklama da yok. Hafta içinde çıkan haberlere göre Ankara bu ziyaretten oldukça rahatsız.

GÖRÜŞME NEDEN YOK ?

Pompeo’nun Türkiye dışındaki ülkelerde başta cumhurbaşkanı-başkan ve dışişleri bakanları ile görüşürken Türkiye’de hiçkimseyle görüşmemesinin ‘resmi’ açıklaması ‘zaman darlığı’ şeklinde.

Resmi söylemlere’ göre ‘Pompeo ve Türk tarafının programları çok sıkışıktı  ve randevu ayarlanamadı’.

Ancak gerçeğin böyle olmadığını gösteren veriler var.

Mesela ABD Dışişleri Bakanlığının bilgilendirmesine göre ABD tarafı Türk yetkililerle görüşmeye açık olduklarını ancak bu görüşmenin İstanbul’da olması gerektiğini söylüyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise görüşmenin başkent Ankara’da olması şartını öne sürüyor.

Sonuçta görüşme planlanmıyor.

Böylece Pompeo okyanusun öbür yanından gelip İstanbul’da sadece dini temsilcilerle görüşüp ayrılacak.

Ankara’nın ‘dini özgürlükler’ konulu bir ziyarette Pompeo ile görüşmek istememesi bu konuda gösterilen kötü performansın sonucu da olabilir.

Gerçi “seçimi kaybetmiş bir yönetim, şurada iki ay sonra görevi bırakacak birisi, bir şey kaybetmeyiz” diye düşünen de yok değil.

Bu ‘görüş’ü destekleyen diğer bir detay ise şöyle;

Türk ve ABD’li yetkililer program için görüşürken ABD tarafına ‘Erdoğan’ın programını değiştirdiği’ bilgisi iletiliyor. Bu hamlenin mealinin ‘görüşmek istemiyoruz’ demek olduğunu bilmek için uzman diplomat olmaya gerek yok.

Her şekilde Pompeo ile hiçbir Türk yetkilinin görüşmemesi Trump-Erdoğan ikilisi arasındaki sıcak ilişkinin de sonuna gelmesi olarak yorumlanabilir.

Daha düne kadar bırakın Dışişleri Bakanı’nı, alt düzey bürokratlarla görüşebilmek için lobi şirketlerini paraya boğdukları, Senato’da birileriyle görüşebilmek için ne kadar çabaladıkları düşünülürse Pompeo gibi ‘birinci halka’dan bir isimle görüşmek için çaba sarf etmemeleri hayli anlamlı. Pompeo’nun İstanbul’a kadar gelip Ankara’ya gitmemesi de Amerika tarafının iyi ilişki için can atmadığını gösteriyor.

AMERİKALILARIN ‘CAMİ TERCİHİ’ DİKKAT ÇEKİCİ

Dahası Pompeo’nun ‘mesaj yüklü’ kısa ziyaretinde kritik bir ‘gönderme’ daha var.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo İstanbul ziyaretinde Patrikhane’den sonra Tahtakale’deki Rüstem Paşa Camii’ni ziyaret ediyor.

Bilindiği gibi Rüstem Paşa, Kanuni’nin damadı.

ABD’lilerin ‘damat’ göndermesi yaptıklarını sanmıyorum ama Türkiye’nin ‘damat’ gündemi ile yatıp kalktığı günlerde böyle bir tercihte bulunmaları da hayli ilginç.

Pazartesi günü ABD Dışişleri Bakanlığınca verilen brifingde bu tercih sorulduğunda bakanlık yetkilisi kabaca “Çinileri çok güzel, Mimar Sinan’ın mimari dehasını yansıtıyor. Ayrıca yolumuzun üstündeydi” şeklinde açıklama yaptı.

ABD’lilerin ‘çinileri çok güzel’ diye İstanbulluların bile doğru düzgün bilmediği bir camiyi tercih etmesinin siyasi mesajı ortada.

Hatırlanacağı gibi Ayasofya’nın camiye çevrilmesi sonrasında Pompeo ‘büyük hayal kırıklığı’ yaşadıklarını söylemişti.

Aslında ABD tarafının İstanbul’da popüler olmayan bir camiyi tercih etmesi ‘Ayasofya mesajı’ olarak okunabilir. Eğer Pompeo Ayasofya’yı ziyaret etse bu Erdoğan’ın cami kararına onay anlamına gelecekti.

POMPEO VE MACRON NE DEMEK İSTEDİ?

Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere.

Pompeo’nun Türkiye seyahatinde hiçbir hükümet yetkilisi ile görüşmemesi ve Ayasofya yerine Rüstem Paşa Camii’ni ziyareti başlı başına ‘kuvvetli mesaj’ ancak, tartışma doğuracak sözler Paris’ten geldi.

Pazartesi günü Paris’te olan Pompeo, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüştükten sonra Fransız Le Figaro gazetesine konuştu.

Reuters’in haberleştirdiği açıklama hayli sert.

Özetle Pompeo ve Macron Türkiye’nin ‘agresif politikaları’ndan duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getiriyor.

Reuters’in haberinde özellikle Suriyeli cihatçılara dair bir referans gözükmüyor ama Pompeo Türkiye’nin Dağlık Karabağ, Libya ve Akdeniz’deki askeri hareketliliğinin sıkıntı kaynağı olduğunu söylüyor.

Pompeo devamında “Avrupa ve ABD, Erdoğan’ın agresif politikalarının kendi halkının lehine olmadığını anlatma konusunda beraber çalışmalı” diyor.

Erdoğan medyası bu ifadeleri “Türkün gücü Amerika ve Fransayı titretti” şeklinde sunabilir fakat Macron ve Pompeo görüşmesinden sonra hem de Pompeo’nun İstanbul’a indiği saatlerde böyle bir açıklamın gelmesi ilişkilerin ‘sanılanın ötesinde kötü’ olduğunu gösteriyor.

Peki bu ifadeler neyin işareti olabilir?

Macron’un Erdoğan ve AKP hükümeti ile ilgili fikirleri herkesin malumu.

Erdoğan’ın Trump ile kurduğu bireysel-yakın ilişki nedeniyle Pompeo doğrudan Erdoğan’ı hedef alan açıklama yapmamıştı ancak Pazartesi günü verdiği demeç ‘bu hassasiyetin artık gözetilmediğini’ gösteriyor.

Geride kalan süre zarfında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın daha agresif politikalar sergilemesi sürpriz olmayacaktır.

Erdoğan’ın uzun zamandır Başkan Trump dışında Washington’da dostu yoktu. Trump seçimi kaybetti ve artık vaktini golf oynayarak geçiriyor.

Bu arada New York Times’in haberine göre ABD seçim sonuçlarını tartışırken Başkan Trump Beyaz Saray’da ‘İran’ın nükleer tesislerini vursak ne olur?’ brifingi almış.

Geçtiğimiz Perşembe günü Oval Ofis’te yapılan toplantıda Trump İran’ın nükleer tesislerine yönelik askeri saldırıyı gündeme getirmiş.

Ancak başta Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Genelkurmay Başkanı Mark Milley’in ‘bunun iyi bir fikir olmadığı, böyle bir hareketin daha büyük çatışmaya yol açabileceği uyarıları üzerine Trump bu fikirden vazgeçiyor.

Gerçi Trump’ın bu fikirden şimdilik vazgeçmiş olması geride kalan iki aylık süre zarfında yeni çılgınlıklar denemeyeceği anlamına gelmiyor.

Buna Erdoğan’la ilgili beklettiği dosyaların önünü açmak dahil.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin