Pasaport, hukuk ve Müslümanlar! [Mahmut Akpınar]

Dün bir kebapçıdaydım, yardımcı oluyordum. Arap ülkelerinden birisinden Müslüman bir genç mutlu, biraz da şımarık bir tavırla arka cebinden İngiltere pasaportunu çıkardı ve küt diye tezgâhın üzerine koydu. Aksanlı İngilizcesiyle ukalaca: “Aldım. Artık pasaportum var!” dedi.

ABD veya Avrupa’da yaşayanların en önemli muhabbet konuları “vatandaş mısın?”, “vatandaşlık süreci ne durumda?” “indefinite (sınırsız), Green Card aldın mı?” gibi vatandaşlıkla ilgili olanlar. Çocuğu doğumla vatandaşlık alsın ve geleceğini kurtarsın diye sadece doğum için ABD’ye gelenler var. Bunu yapan meşhurlar ve zenginler de var. Meseleyi sadece ‘sonradan görmelik’le izah etmek kolaycılık olur. İnsanların en temel ihtiyaçlarından birisi kendini güvende hissetmek, tehditlere karşı korunma altında olduğunu bilmektir. Bunu ise ancak adaletli bir yönetim ve hukuk düzeni temin eder. İnsanların pek çoğunun bu ülkelerin pasaportunu almak istemelerinin temel nedeni ekonomik ve hukuki açıdan kendini güvene almak. Belirsizliklerden, her an yaşanabilecek istenmeyen sürprizlerden kurtulmak. Pek çok insan ülkesinde can güvenliği olmadığı için buralara geliyor. Aydınlar, yazarlar, akademisyenler, düşünürler düşünce ve ifade özgürlüğünden dolayı buraları tercih ediyor.

ABD’den Kanada’ya, Avrupa ülkelerinden Avustralya’ya kadar pek çok ülkede göçmen ofisleri en yoğun, önemli kurumlar. Bu ülkeler bir miktar seçici davransalar da planlı ve hedefli şekilde göç kabul ediyorlar. Zira göçmenlerin katkısını biliyorlar. Özellikle nitelikli göçmenler beyin ve sermaye akışı sağlıyor. Ülkelerinde yetişmiş, bir seviyeye gelmiş ama siyasi sebeplerle tehdit gören beyinleri, bilim insanlarını, müteşebbisleri alıyorlar ve önlerini açıyorlar. Böylece:

  • Masraf etmeksizin yetişmiş, nitelikli insanları ülkelerine çekip onların birikiminden, teşebbüs gücünden, sermayesinden yararlanıyorlar.
  • Ülkelerinde kültürel, dini, etnik zenginlik ve çeşitlilik sağlıyorlar; bu da dinamizm, üretkenlik getiriyor.

PASAPORTUN DEĞERİ, ÜLKENİN ASIL DURUMUNU ANLATIR

Pasaport bir ülkenin vatandaşı olduğunuza, o ülkenin haklarına ve korumasına sahip olduğunuza dair bir dokümandır. Bazı ülkelerin pasaportları çok kıymetli iken bazı ülkelerin pasaportları başa bela olabiliyor. Terörle, şiddetle, diktatörlükle anılan bazı ülkeler vardır ki, devletler o ülkelerin vatandaşlarını kendi topraklarına almamak için defalarca elekten geçirirler. Bazı ülkelere bütün devletler vize uygularken bazılarına hiçbir devlet vize uygulamaz; hatta onları ülkelerine çekmek için promosyon yapar, özel çaba sarf ederler. Pasaportun değeri o ülkenin zenginliğiyle, hatta gücüyle alakalı değildir. Bazı zengin Arap ülkelerinin vatandaşları dünyada şüpheli, terörist gibi algılanıyor, uçaklara alınırken defalarca aranıyorlar. Çin, Rusya ülkeler güçlü ama pasaportları sahibine kolaylıktan çok sıkıntı doğuruyor. Bu ‘güçlü’ ve ‘zengin’ ülkelerin vatandaşları İsviçre gibi küçük bir ülkenin vatandaşı olmak için kuyruklar oluşturuyor, türlü çilelere katlanıyorlar.

Bir de Türkiye gibi ülkeler var ki dünyada kendi vatandaşının peşine düşüyor. Mafya yöntemleriyle, paralar ödeyerek kendi insanlarına yurt dışında dahi zulmetme derdinde. Şu sıralar milyonlar Türkiye pasaportuna sahip olmaktan dolayı zorluk çekiyor. Zira Türkiye’deki hukuk dışı, absürt uygulamalar nedeniyle insanlar pasaport süresini uzatamıyor. Bir kararla yüz binlerce insanın pasaportu iptal edilebiliyor ve insanlar kimliksiz, vatansız, çaresiz bırakılıyor.  Havaalanlarında hiç beklemediği bir anda pasaportunun geçersiz olduğunu öğrenip sıkıntılara maruz kalıyor. İnsanların pasaportuna sahip olmak için kuyruk olduğu, paralar emekler döktüğü gelişmiş demokratik ülkeler dünyanın bir ucundaki vatandaşını hakkını aramak, problemini çözmek için seferber olurken Türkiye şu sıralar devletin tüm imkânlarını hiçbir suç kaydı olmayan vatandaşlarını zora sokmak, derdest etmek için kullanıyor.

HUKUK VE ADALET İÇİN İSLAM ÜLKESİNE SIĞINAN VAR MI?

Yurt dışına ilk çıktığımda insanların vatandaşlık almak için canhıraş bir çaba içinde olduklarını görünce garipsemiştim hatta “Abartmayın, vatandaş olsanız ne olur, olmasanız ne olur” demiştim. Biraz da milliyetçi duygularla bu insanları ayıplamıştım. AKP iktidarı son birkaç yılda hukukun, demokrasinin, istikrarın, insan haklarının olduğu bir ülkenin pasaportuna sahip olmanın önemini bize etkili şekilde öğretti.

Yeryüzünde yüzden fazla İslam ülkesi var. Bunların içinde adı ‘İslam Cumhuriyeti’ olanlar, Şeriatla yönetilenler var. İslam, adı üstünde barış, huzur demek.

Siz dünyanın herhangi bir coğrafyasında mağdur olup da adalet, huzur, barış aramak için bir İslam ülkesine sığınan duydunuz mu?

Filistinlilerin Suriyelerin mecburiyet karşısında komşu ülkeye sığınıp sokaklarda, gayrı insani kamplarda yıllarca yaşama mecburiyetinde kalmasından bahsetmiyorum. Kaldı ki onlar da ilk fırsatta denizlerde boğulma pahasına batıya sığınma arayışındalar.

Siz hukuk adalet, insan hakları arayışında olan birilerinin bir İslam ülkesine yerleşmeye karar verdiğine şahit oldunuz mu?

Bizim medeniyetimize göre adalet mülkün temeli değil midir? Kur’an’daki dört temel kavramdan biri ADALET değil midir?

İnsanlar Müslüman coğrafyalara sığınmıyor ama sürekli oralardan kaçıyor. Çünkü bu coğrafyalarda adalet yok, zulüm, baskı, şiddet var. Can-mal güvenliği yok. Dünyadaki mülteci hareketliliği büyük oranda Müslümanlardan ve Müslüman ülkelerden kaçan insanlardan oluşuyor. Neden acaba? Müslümanlar geçmişle böbürlenmek, İslam’ın yaşanmayan faziletlerini hikâye etmek yerine bunu sorgulamalılar!

VATANDAŞLARINIZA HUKUK VE REFAH SAĞLAYABİLİYOR MUSUNUZ?

Bir ülkeye güç katan petrol, para, zenginlik, hatta ordu vs değildir. Bir ülkeyi güçlü, cazip, yaşanır kılan hukuktur. Hukuk ekmek kadar, su kadar önemlidir. Eğer hukuk yoksa devletin, ordunun gücü kendi halkını ezmek için kullanılır. Arap kardeşimizin yaptığı gibi, bir pasaportu ‘hava atılacak’ hale getiren onun kâğıdı, amblemi, kabı değildir. Onun size sağladıklarıdır!

Maalesef başta Türkiye olmak üzere bugün pek çok Müslüman ülke vatandaşları kendi pasaportundan kurtulmak için bir sürü riske giriyor, hayatını tehlikeye atıyor, botlarla denizler aşıyor, nehirler-dağlar geçiyor. Bu ülkelerin liderleri ise boş öğünmeler, mübalağalı gösterişler peşinde!

Liderine değil sıradan bir vatandaşına huzur, hukuk, refah sağlayabilen bir ülke güçlüdür. Ülkeleri pasaportları açısından sınıflandırmak etkili bir yöntemdir.

İmkân olsa herkes dilediği ülkenin vatandaşlığını alabilse hangi Müslüman ülkede ne kadar nüfus kalır?

Avrupa ülkelerinde yaşayıp her gün batıya sövenlere “Ya burası, ya Türkiye!” dense ne kadarı Türkiye’ye döner?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin