CHP lideri Özgür Özel, belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet operasyonu üzerinden CHP’yi hedef alan Recep Tayyip Erdoğan’a 17/25 Aralık asrın yolsuzluk soruşturmasını hatırlatarak cevap verdi. Özel, “Utanmadan, sıkılmadan bugün çıkmış Cumhuriyet Halk Partisi’ne baklava kutularından bahsediyor. Ben baklava kutusunu gördüm, derhal harekete geçtim. İki müfettiş görevlendirdim. Ama senin ayakkabı kutularından sabıkan var. 17-25 Aralık’ta bakanların evlerinden ayakkabı kutularıyla para çıkarken, onları Yüce Divan’a yollamayan, hırsızını bile savunan sensin. Hırsızına sahip çıkan sensin. Ayakkabı kutusuyla bu devleti rezil eden, bu milleti soyan sensin Erdoğan. Hırsızına sahip çıkan, ayakkabı kutularına sahip çıkan, ‘Babacığım babacığım paraları sıfırlayamadım’ diyen oğluna fırça atan! Bu millet seni unutmadı. Gün gelecek o defterleri açacağız. O bakanları da ona sessiz kalanları da Yüce Divan’da yargılayacağız. Ant olsun.” ifadelerini kullandı.
CHP, İBB Başkanı ve partinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlattığı ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinglerine devam ediyor. Sancaktepe Sarıgazi Demokrasi Caddesi’nde yapılan mitingde ilk olarak CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudu. Ardından Özgür Özel kürsüye geldi. Şunları söyledi:
- 112 gündür adalet ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. 112 gündür bir darbeye karşı direnme hakkımızı kullanıyoruz. Karşımızdakiler milletten korkuyorlar. Sandıktan korkuyorlar. Meydanlardan, sokaklardan korkuyorlar. Onlar sokağa çıkamıyorlar. Pazara gidemiyorlar. Hatırınızı soramıyorlar. Ülkenin kötü gidişine engel olamıyor, hesap vermeye gelince sizden bucak bucak kaçıyorlar.
- İşte biz; haklılar, güçlüler, hem sesi çıkanlar, hem de aslan gibi yüreğiyle bu meydanlara koşanlar, onlara sesleniyoruz. Bu milletten kaçamazsınız. Bu darbeyi sürdüremezsiniz. Adayımızı esir tutamazsınız. Ekrem Başkan’ı alacağız, iktidarı alacağız. Millet kazanacak, halk kazanacak, biz kazanacağız. ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu.’ Helal olsun hepinize.
12 şehitin hesabını soracağız
- 12 şehidimiz için saygı duruşunda bulundunuz, İstiklal Marşımızı okudunuz. Böyle bir ihmali bir türlü içimize sindiremiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 19 askerimizin bir mağaraya sokulup, metan gazından 12’sinin hayatını kaybetmesini içimize sindiremiyoruz. Ordumuzun envanterinde insansız araçlar, robotlar varken, oraya ölçüm cihazlarının çok önceden gitmesi gerekirken, evlatlarımızda gaz maskesi, oksijen tüpünün olması gerekirken, bunların bir kısmının ihmal edildiği, tedbir alınmadığı ve boşu boşuna 12 aslan parçasını kaybettiğimizi düşündükçe bunu bir türlü içimize sindiremiyorum.
- Bir metan gazı ölçüm dedektörünün sadece bin 100 lira olduğu noktada bu büyük ihmali asla kabul etmiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bunu sonuna kadar araştıracak. Milletimize söz veriyoruz. Mehmetçiğin canını hiçe sayanlardan mutlaka hesap soracağız.
- Maalesef bu beceriksiz iktidarın elinde ekonomimiz gün geçtikçe dibe doğru sürükleniyor. 13,5 milyon işsizimiz var, son 10 yılın en kötü durumu. Ve maalesef ne eğitimde, ne istihdamda olan ev genci olarak nitelendirilen gençlerimizin sayısı 4,5 milyonu buldu.
- Erdoğan sokaklardan korkuyor, meydanlardan korkuyor diyoruz. Korkar tabii. Ama bunu da hak etti. Niye hak etti? 18 Mart günü, Ekrem Başkan bir iftar sofrasında oturuyor. Sonradan hem düzenlenen iddianameden hem de üniversitenin mahkemeye yolladığı evraktan öğreniyoruz ki; Ekrem Başkan’ın 35 yıl önce İstanbul Üniversitesi’nin aldığı diplomasını işletme fakültesine ‘Bu diplomayı derhal iptal et’ diyorlar.
- ‘Bu diploma YSK’ya verilebilir’ diyorlar. Üniversite diploması bir tek şey için lazım. Eğer Cumhurbaşkanı Adayı olacaksanız YSK o zaman sizden üniversite diploması istiyor. Bu savcı kafayı takmış, Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı Adayı yapmayacak. Ama üniversitenin işletme fakültesi 15 kere uğraşıyorlar, iptal etmiyor. Dekana bastırıyorlar, istifa ediyor yine iptal etmiyor.
- Bu sefer yetkisi olmayan, diplomayı vermeyen, üniversitenin yönetim kurulunu topluyorlar. Diplomayı oradan iptal edip ondan sonra da dava açıp Ekrem Başkan’a siyasi yasak getirmeye çalışıyorlar.
Başımızdaki diplomasızı göndereceğiz
- Şimdi Sayın Erdoğan’ın akşamları muhalefet kanallarını, muhalif kanalları çok izlediğini biliyoruz. Bugün akşam SÖZCÜ TV’yi kararttı ama Tele1 ve Halk TV açık. Hangisinden izliyorsa sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Bak, sen Ekrem Başkan’ın alnının teriyle aldığı diplomasına saldırırsan, onun diplomasını sorgularsan, onun birlikte olabileceği yüzlerce arkadaşı var. Ama senin bir tavla oynayabileceğin, bir üniversite arkadaşın yok.
- Hakikaten buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Yarın sabah üniversiteyi birlikte okuduğu bir arkadaşıyla oturup bir Türk kahvesi içip, sabah keyif kahvesi içip fotoğrafını paylaşırsa ben bir şey söylemeyeceğim. Ama bir kahve içecek üniversite arkadaşı yok. Bir de bizim diplomamıza saldırıyor. Sonra da gençler Sancaktepe’den çıkıp onun diplomasına sesleniyorlar. Ne diyorlar? (Diplomasız Erdoğan.)
- Şimdi Sayın Erdoğan, yaptığın bütün kötülüklerden sonra Sancaktepe’de herhalde toplamda 100 bine yakın Sancaktepe’deki Demokrasi Caddesinin üzerindekilerle stereo yayına geçiyoruz diplomanla ilgili. Stereo yayındayız. Buyurun bakalım. Buradan başlıyoruz. Size söz veriyorum Ekrem Başkanımızın alnının teriyle aldığı o diplomayı geri alacağız, başımızdaki bu diplomasızı da göndereceğiz arkadaşlar. Söz veriyorum.
19 Mart darbesinin maliyeti 150 milyar dolar
- Şimdi bu 19 Mart darbesini yapmanın faturası iyice netleşti. 150 milyar dolarımız gitti. Ve sadece bunu Ekrem Başkan’dan kurtulmak için harcadılar. Bu öyle bir para ki, meydan meydan gezip asgari ücretin 30 bin 250 lira olmasını söylüyoruz ya. Bunun için lazım olan işveren destek payının tam 120 katı. Emekliye verdikleri zammın tam 150 katı. Erdoğan 6 Şubat depreminin yarattığı tahribatın ekonomiye getirdiği yükün 1,5 katı. 86 milyonun cebinden 70’şer bin lira alan, yanlış duymadınız her birimizin cebinden 70’şer bin lira alan bir darbe bu.
- Eğer bu 6 trilyon lirayı Ekrem Başkan’a darbe yapmakta kullanmayıp, bu parayı doğru yere, size, Sancaktepe’ye, buradaki emekliye, asgari ücretliye harcasalardı örneğin 13 milyon işsizimize verilse, bugün işsiz gezen herkese 40’ar bin lira maaş bağlayabilirdik. 6 milyon yoksul aileye öyle sadaka gibi yardım değil, 83’er bin lira maaş bağlayabilirdik.
- 2,3 milyon çiftçinin bütün borçlarını siler, borçlarının iki katı kadar parayı hibe olarak verebilirdik. 2,2 milyon esnafımıza 2,5’ar milyon karşılıksız hibe verebilirdik. Kredi değil, hibe verebilirdik. 1,7 milyon öğrencimize üniversite bursu diye 3 bin lira değil, tam 73’er bin lira verebilirdik.
- Bu parayı sizin mutfağınızdan, sizin cüzdanınızdan alan, bu parayı darbeye harcayanlar doları 40 lira yaptılar. Bugün doları 40 lira yapanlar ilk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geldiğinde, dolar 3,2 liraydı, ‘1 dolar = 1 lira olacak’ dediler. Bugün 1 dolar 40 lira oldu. Paramız pul oldu.
- Arkadaşlarımıza her türlü iftirayı attıranlar, ‘bir suç örgütü lideri’ diye tanımladıkları Aziz İhsan Aktaş’a dönüp bu sefer Adıyaman’a, bir ortağı üzerinden Adana’ya ve çeşitli belediyelerimize iftirada bulundurdular. Rakamları çıkardık. Bu itirafçı dedikleri iftiracı şimdi evinde, yazlığında keyif çatıyor. Güya bu suç örgütü lideri ama o dışarıda, iftira attıkları içeride.
- 388 ihale almış; 300’ünü AKP’lilerden, 88’ini bizden almış. Oysa belediyelerin yüzde 65’i bizde. Ama ihalelerin yüzde 77’sini AK Parti’den almış. Bugün Erdoğan çıkmış grup toplantısında ‘Yolsuzluk yapan ırak olsun, hırsızlık yapan bizden değildir’ diyor. Erdoğan, eğer hırsızlık yapan ırak olacaksa, senin bu ülkeden ırak olman lazım.
17/25 Aralık hatırlatması: “Sıfırlama tapesini unutmadık!”
- Utanmadan, sıkılmadan bugün çıkmış Cumhuriyet Halk Partisi’ne baklava kutularından bahsediyor. Ben baklava kutusunu gördüm, derhal harekete geçtim. İki müfettiş görevlendirdim. ‘Taviz yok’ dedim, ‘Gereğini yaparız’ dedim. Benim baklava kutusuna tahammülüm yok. Ama senin ayakkabı kutularından sabıkan var. 17-25 Aralık’ta bakanların evlerinden ayakkabı kutularıyla para çıkarken, senin arkadaşların ‘Bunları Yüce Divan’a yollayalım’ derken, onları vermeyen, hırsızını bile savunan sensin.
- Hırsızına sahip çıkan sensin. Ayakkabı kutusuyla bu devleti rezil eden, bu milleti soyan sensin Erdoğan. Buradan büyük bir özgüvenle söylüyorum. Hırsızlık yapan, rüşvet alan, devleti zarara uğratan kim varsa Cumhuriyet Halk Partisi’nde yeri yoktur. Ama senin iftiracılarına kurban edeceğimiz, feda edeceğimiz bir tane de arkadaşımız yoktur. Bunu böyle bil.
- Eğer yanlış yapan varsa cezasını çekecek. Ama hırsızına sahip çıkan, ayakkabı kutularına sahip çıkan, ‘Babacığım babacığım paraları sıfırlayamadım’ diyen oğluna fırça atan, bu millet seni unutmadı. Gün gelecek o defterleri açacağız. O bakanları da ona sessiz kalanları da Yüce Divan’da yargılayacağız. Ant olsun.
