Özgür Özel: ”Türkiye’de şu anda Erdoğan’ın konuştuğu yerde oturup onu dinleyecek bir siyasi atmosfer yok”

1 Ekim’de TBMM’nin yasama yılı açılışına partisinin katılmama kararıyla ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e gelip yürütmenin başı olarak yargıya verdiği talimatla yasama organının ana muhalefet partisine operasyon yaptığı bir siyasi süreçte, orada onu dinlememiz düşünülemezdi. Gelecek sene 1 Ekim’de aynı durum olursa aynı tutumumuz olur. Ama resmi törenleri boykot etme gibi bir yaklaşımımız bizim olmaz. 10 Kasım’a, 29 Ekim’e Anıtkabir’e gideriz. Ama Erdoğan’ın birinci aktör olduğu ve söz söylediği, konuştuğu yerde oturup da onu dinleyecek bir siyasi atmosfer yok şu anda Türkiye’de” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün partisinin Bolu’da yapılan milletvekili kampını takip eden basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları cevapladı. Özel’e; Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ile Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut eşlik etti.

Özel, “Ekrem İmamoğlu cezaevinde, siz her fırsatta aday olmayacağınızı söylediniz. ‘Mansur Yavaş için de ön seçim yaparız’ dediniz. Seçmen ‘Bizim adayımız Özgür Özel’ refleksi gösterirse tutumunuz aynı mı olur” sorusuna ise “Birincsi, bizim adayımız Ekrem İmamoğlu. Çünkü arkasında artık ben, parti, yetkili kurullar ya da iki milyon CHP’li değil, 15 buçuk milyon vatandaşın oyu var. Ekrem İmamoğlu aday olabildiği sürece adayımızdır” cevabını verdi.

Özel, “ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik bir operasyon bekliyor musunuz” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Bunu konuşan, tartışan Melih Gökçek ve oğlu. Ben de Ankara Adliyesi’ne seslendim zaten. Dedim ki bunlar bu kararları nereden biliyorlar? Bu operasyonu nereden biliyorlar? Şimdi de bir şey yapacak, olacak diyorlar. O zaman nerede soruşturmanın gizliliği? Ya dezenformasyon, o zaman niye böyle şeyler yapıldığında gerçek olmayan bilgiyi alenen yayma suçu sadece muhalefet partileri için mi var? İktidar partisinin önceki büyükşehir belediye başkanı ve şimdiki bir milletvekili, baba-oğul ilişkisi içinde dezenformasyon yapıyorsa buna niye, kimse hamle yapmıyor? Ben bu soruma cevap bekliyorum.”

“DÖRT GENEL BAŞKANI ARADIM”

BirGün gazetesinin aktardığına göre Özel, “1 Ekim’de muhalefet liderlerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile verdiği fotoğraflar sonrası muhalefet liderlerinin eleştirilmesi sonrası, genel başkanları aradığınızı söylediniz. Ama seçmenin hayal kırıklığını artıran bir görüntü oldu. Bu konuda nasıl bir strateji izleyeceksiniz” sorusuna şu cevabı verdi:

“Zaten dört genel başkanı aradım. Ayrıca Saadet Partisi’nin Genel Başkanı’nı da aradım ama orayı şu gündemde aradım: Sumud Gemisi’nde bulunan milletvekillerimizi aradım, bugün konuşabildim onlarla. Çünkü dün aradığımda çekmiyordu internet. Görüştükten sonra da Saadet Partisi Genel Başkanımızı aradım ve Türkiye adına, hepimiz adına çok önemli bir görev yaptığını milletvekili arkadaşlarımızın, bizim de hem bütün desteğimizin hem dualarımızın onlarla olduğunu söyledim. Dün dört genel başkanımızla konuşmuştum. Onlara bu yaşananlardan, yani maalesef sosyal medyada gelişen bir linç kültürü var ve gitgide tepkileri kendi kendine büyüten bir şey oluyor. Zaman zaman hepimiz bundan nasibimizi alıyoruz. Örneğin geçen sene Devlet Bey’in söylediği bir söz, benim cevabımda hiçbir sorun yok ama orayı yayınlamadılar. ‘Siyaseten böyle konuşuyoruz. Üzülmüyorsunuz değil mi’ dedi. Ben orada cevabımda Celal Adan’ı kastederek muhalifleri gayet memnun edecek bir şey söylemiştim. ‘Biz de sözümüzü esirgemeyiz ama saygıda da kusur etmeyiz’ gibisinden. Oradan böyle bir kısmını kullanmışlardı sosyal medyada. Günlerce bana da aynı şeyler yaşandı. Hem bu deneyimlerimi sayın genel başkanlarla paylaştım ve zaten herkesin gözünün önünde olan, Meclis Başkanı’nın davetiyle olan, o davete de icabet etmenin gerektiği bir süreçte böyle bir kriz çıkarılmasına üzüldüğümü söyledim.

“BİZ, SİYASİ TARİHİN EN AĞIR SALDIRISI ALTINDAYIZ”

Dün mitingde ve bugün de konuşmamda da söylemiştim. Bizim partimizden, mevcut milletvekillerimizden, yöneticilerimizden herhangi birisinin o konuda bir olumsuz ifadesi zaten olmamıştı. Onu da yakından takip ediyorlar. Benim hiç bu olaylar gelişmeden önce, daha Silivri’de cezaevi çıkışında bu bana sorulduğunda da demiştim ‘Kimseyle istişare etmediğim için partilerin katılmasından doğal bir şey yok. O arkadakinde de bir mesele yok. Hiçbir genel başkana haksızlık yapmam istemem, yapılmasın.’ Sosyal medya böyle. Ama sosyal medyayla sokak arasında da bir fark var. Yani inanın, gidip Anadolu’da gezseniz hani sosyal medyadaki kadar ağır eleştiriler olmaz. Çünkü vatandaş siyasetçilerden diyalog istiyor. Yani kendi köyünde AK Partili ile Gelecek Partili kavgalı olmadığı için, yukarıda da bir kavga görüntüsünü istemiyor. Bizim durumumuz özel. Biz, siyasi tarihin en ağır saldırısı altındayız ve bir başsavcı eliyle CHP hedef haline getirilmiş durumda. AK Parti’nin de bugün Sayın Erdoğan’ın biraz da sinirli bir tonla siyasi operasyonu üstlendiğini ve sahiplendiğini görüyoruz. Bize de kendince başka bir rol biçiyor.

“ERKEN REAKSİYON VERMENİN GEREKLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜM”

O yüzden bizim durumumuz özel ama ben diğer siyasi parti genel başkanlarına da söyledim. Bundan sonraki süreçte de onlarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Zaten onların da üzüldüğü nokta: Partinin siyasi ortamında bir değişiklik olmadığı halde bir fotoğraf karesi üzerinden bu kıyametin koparılmasına tepki gösteriyorlar. Hani CHP ile partiler arasında kurumsal bir sıkıntı yok ama tabii çok enteresan bir şekilde bir televizyon haberi, bir köşe yazısı, bir açıklama, bilinmeyen birinin attığı bir tweet bile bazen siyasi partilerin sırtına yük kalabiliyor. Ben bunun böyle olmaması açısından özellikle bu görüşmeyi gerekli gördüm. Çünkü geçmişte yazılan bir köşe yazısını CHP’nin genel başkanı yazmış gibi değerlendiriyor siyaset bazen. O yüzden de erken reaksiyon vermek ve doğru yerde pozisyonunu açıklamanın gerekli olduğunu düşündüm. Yoksa ‘Bizimle ne alakası var’ deseniz zaman içinde sanki bu tutum sizin kurumsal tutumunuz gibi algılanıyor.”

“ÖYLE MECLİS’TEKİ FOTOĞRAFLA CHP’Yİ KİMSE YALNIZLAŞTIRAMAZ”

Özel, ‘Fotoğraf karesiyle CHP yalnızlaştırılmaya mı çalışılıyor” sorusunu şöyle cevapladı:

“Meydanlardaki fotoğraflara baktıktan sonra, öyle Meclis’teki fotoğrafla CHP’yi kimse yalnızlaştıramaz. Biz her gün o ilin tarihinin en büyük mitinglerini yapıyoruz ve bunu herkes kabul ediyor. O yüzden CHP yalnızlaşmaz. Ayrıca o fotoğraf karesindeki genel başkanların bizim 19 Mart’tan beri yaşadığımız süreçte, Sayın Erdoğan ve Bahçeli dışındaki genel başkanlar, bizimle dayanışma göstermek için daha ne yapsınlar? Kalktılar, partimize geldiler. Sosyal medyadan paylaşımlar yaptılar. Kendi grup konuşmalarında desteklediler. Yani o yüzden bir yalnızlaşma varsa o fotoğrafta, Sayın Erdoğan ile Bahçeli o fotoğraftaki diğerlerine göre daha yalnızdır. Çünkü onlar iki genel başkanla işi götürüyorlar. Muhalefette kimse bizi ayırmadı biz de kimseyi ayırmıyoruz. O yüzden ben orada bizim açımızdan bir sorun görmüyorum. Bir de esasen yaşadığımız bu süreç böyle olmasa, yani biz geçen sene 31 Mart’ta seçimleri kazandıktan sonra nisanda, mayısta Türkiye’nin biz dahil bir Meclis resepsiyonunda, bir şeyde herkesin olduğu bir fotoğrafı özleyen bir partiyiz biz. Yani şöyle ki o zamanlar Sayın Erdoğan kendisinden ayrılıp parti kuran iki genel başkanı muhatap kabul etmiyordu, ellerini sıkmıyordu, bayramlaşma yapmıyordu. Doğrusu bugün yapılan. Diğer taraftan DEM Parti’yi; altı buçuk milyon oy almış, ‘Sen terör örgütünün partisisin’ diyorlardı onlara ve onlar şeytanlaştırıyordu. O yanlıştı, doğrusu bugün yapılan.

“MECLİS’E GİRSEK KENDİMİZİ İNKAR ETMİŞ OLURUZ ARTIK”

Ama bugün yapılan iş, bize yapılan bunca saldırıdan dolayı biz Meclis’e girsek kendimizi inkar etmiş oluruz artık Erdoğan bize bunları yaparken. O zaman ben kendi seçmenime ne diyeceğim? Ben geçen sene Meclis’e de girdim ayağa da kalktım. Parti böyle bir saldırı altında değildi. Partim birinci partiydi. Ve yeni bir sayfa açtık ve ‘Diyaloğa imkan tanıyoruz’ demiştik. Öyle devam ediyor olsaydık bugün Türkiye ne halde olurdu? Borsa ne halde olurdu? Ekonomi ne halde olurdu? Belediye hizmetleri ne halde olurdu? Bugün Türkiye’de aksayan bir belediye hizmeti varsa mesela CHP yüzünden aksamıyor ki belediyeleri silkeleyen Erdoğan yüzünden aksıyor. O yüzden ben meseleye biraz şeyden bakıyorum: Bu bize yapılan bu iş artık tahammül sınırlarını bırakın, ahlak sınırlarını dışına çıktı. O yüzden biz orada yokuz. Ama kendinden ayrılan partileri hain görmek, altı buçuk milyon insanımızın oy verdiği partiyi terör örgütüyle eşlenik görmek sorunlu bir mevzuydu. Erdoğan şimdi kendi yalnızlığını veya bizim ona meşruiyet vermeyen ve tepki gösteren, ülkenin ana muhalefeti, birinci partisi, kurucu parti seni dinlemiyor. Oradaki yalnızlığına çare ararken attığı bu adım, onu bir doğruya götürdü aslında. Baştan beri yapması gereken budur yani. Kimseyi ayırmaması lazım.”

“ADIMIN ÖZGÜR OLDUĞU KADAR HER İKİ KARARDAN DA EMİNİM”

CHP lideri Özel, “Geçen yıl 1 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ayakta karşılamanız bazı CHP’li milletvekilleri tarafından eleştirilmişti. Bu yıl Genel Kurul’a katılmamanız milletvekilleri tarafından eleştirildi mi? Milletvekillerinin tutumu ne yöndeydi” sorusuna karşılık şöyle konuştu:

“O günün doğrusu oydu. Bu konuyu açan arkadaşımız çok fazla olmadı ama yarın açan olursa tekrar ona cevap veririz. Ama şu kadarını söyleyeyim: O günün doğrusu oydu. Zaten toplumun genelinde de destek gören bir süreci yürütüyorduk. Ama biz bunu yaptıktan yedi gün sonra bir siyasetçiyi İstanbul’a başsavcı atatıp Erdoğan bize balta çekti. Ve 30 Ekim günü itibarıyla da savaş ilan etti. Türkiye’nin en büyük belediyesini terör örgütüyle ilişkili diye görevden alıp kayyum atadı. Bugün Türkiye neler yaşıyor? Neler konuşuyor? Sayın Bahçeli Ahmet Özer için neler söylüyor, görüyoruz. Ne olduysa ben geçen sene 1 Ekim günü birinci parti olmanın sorumluluğunu yerine getirdim diyalog zemininin sürmesi, çatışma zemininin oluşmaması için. Ama biri size balta çekiyorsa, savaş ilan ediyorsa o vakitten sonra savaş ilan edilen bir parti ne yapması gerekiyorsa onu yapıyoruz. Bugünün de doğrusu bu. Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim.”

“ANAYASA’YA UYMAYANLA ANAYASA YAPMAYIZ”

Özgür Özel, eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın “AK Parti 2026 sonbaharında yeni Anayasa referandumu yapmayı düşünüyor” açıklaması hatırlatılarak sorulan “Yeni Anayasa için tarih dillendirilmeye başlandı. Meclis’teki fotoğrafın yeni Anayasa için sandalye sayısı açısından bir yansıması olur mu” sorusuna karşılık şu değerlendirmeyi yaptı:

“Anayasa’ya uymayanla Anayasa yapmayız bir kere, çok net bir şekilde. Bunun dışında dünkü fotoğraftaki muhalif kesimde özellikle sosyal medyada ortaya çıkan bir negatif enerjiyi körüklemeye yönelik bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Öyle Şamil Tayyar’ın yaptığı açıklama, muhalif seçmeni, Anayasa değişikliğinden kaygılı seçmeni travmatize etmeye yönelik bir açıklama. Gereğinden fazla bir önem atfetmeyi düşünmem bu aşamada. Ama meşru muhataplarınızın böyle bir hazırlığı olduğu, çabası olduğu… Biz Meclis’in komisyonuna girerken de Anayasa meselesine nasıl yaklaştığımızı söylemiştik, tüm partilerden konuda gerekli açıklamalar gelmişti. Şu an için bizim radarımızda öyle bir şey görünmüyor. Siyasi radarımıza girmiş değil. Şamil Tayyar’ın açıklamasını görünce -kendisi de iletişimci, gazeteci- dünkü ortaya çıkan ruh durumunu istismar eden demeyeyim ama kendi partisi lehine ve muhalif seçmende travma yaratmak için ortaya attığı bir şey olarak değerlendirdim ben.”

“ERDOĞAN’I DİNLEYECEK BİR SİYASİ ATMOSFER YOK ŞU ANDA”

Özel, “Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu yerde bulunmama durumunuz devam edecek mi” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Tabii konjonktür değiştiğinde, şartlar değiştiğinde partinin yetkili organlarında her şeyi tartışıyoruz. Mesela şu değil 10 Kasım’da Anıtkabir’e gideceğiz, Cumhurbaşkanı var diye Anıtkabir’e gitmemezlik yapmayız. Resmi törenlere katılmamazlık yapmayız. Bu başka bir şey. Ama Meclis’in açılışında Meclis Başkanı bir konuşma yapıyor çok kısa. Ardından Cumhurbaşkanı’nı davet ediyor. Ve o sırada da İstiklal Marşı okunuyor hep beraber. Sadece Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını terk etmenin Meclis’te bir olanaksızlığı vardı. Yoksa Numan Kurtulmuş’u dinleyip çıkmayı da tercih edebilirdik ama o sırada bir İstiklal Marşı seremonisi var ve Meclis’te bu hoş bir görüntü olmazdı. Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e gelip yürütmenin başı olarak yargıya verdiği talimatla yasama organının ana muhalefet partisine operasyon yaptığı bir siyasi süreçte, orada onu dinlememiz düşünülemezdi. Gelecek sene 1 Ekim’de aynı durum olursa aynı tutumumuz olur. Ama bir senede siyasette ne gelişmeler oluyor? Geçen seneden bu seneye bakınca neler yaşadık, gördünüz ama böyle resmi törenleri boykot etme gibi bir yaklaşımımız bizim olmaz. 10 Kasım’a, 29 Ekim’e Anıtkabir’e gideriz. Ama Erdoğan’ın birinci aktör olduğu ve söz söylediği, konuştuğu yerde oturup da onu dinleyecek bir siyasi atmosfer yok şu anda Türkiye’de.”

DUYUMLARI DOĞRULAYAN, ENDİŞELERİ KÖRÜKLEYEN BİR ATAMA”

Özel “İstanbul’daki mahkeme başkanlarının değişeceğine yönelik önceden bilginiz olduğunu söylemiştiniz. Son değişikliklerden sonra görüşünüz nedir? Yeni operasyonların olabileceği yönünde yorumlar yapılıyor. Neler söylersiniz” sorusuna  karşılık şunları söyledi:

“Duyumları doğrulayan, endişeleri körükleyen bir atama oldu. Ama bugünden bir şey söylemek istemem. Yani sonuçta ben İzmir’e gittiğimde, operasyon yapıldığında dedim ki ‘Bu süreç, İstanbul süreci gibi yürürse İstanbul süreci gibi mücadele ederiz. Ama değilse yargı sürecini takip ederiz.’ İzmir’de iddianame 10 günde yazıldı. Mahkeme kasıma bırakılınca, uzak bir tarihe, o dosyadaki herkese tahliye verildi. Tutuklulukların olduğu dosyaya da yakın bir tarih verildi. Şimdi de yine yakın bir tarihte ve birinci mahkemede de tutukluların yarısı da tahliye edildi. Tutuksuz yargılamaya doğru bir şey… Tabii bütün süreçler İzmir’de iyi gidiyor diyemem. Ama hiç olmazsa ilk bakış açısıyla yedi-sekiz aydır iddianame beklediğimiz yerde 10 günde yazılan bir iddianame var. Biz de o zaman takım elbisemizi giydik, kravatımızı takıp gittik, mahkemeyi izledik.

Tabii ki bir yandan baktığınızda Esenyurt’ta 30 bin tane konut mağduru yaratmışlar. Millet derdini anlatacak yer bulamıyor. Ve tamamı AK Partili siyasi aktörlerin kusuru var. Bir tane soruşturma açılmamış. TOKİ mağdurları derdini anlatacak makam bulamıyor ayrı ayrı şeylerde. Buralarda bir tane soruşturma açılmamış. İzmir’de iyi niyetle kurulmuş, ön ayak olunmuş bir kooperatifin kimi daha süresi dolmamış, kimi belli aksaklıklardan dolayı olmuş ama ilerleyen ve iyi niyet protokollerinin yaptırdığı bir yerde kooperatifçilikten belediye başkanı, il başkanının tutuklu olduğu nerede görülmüş? Türkiye’nin pratiğinde kooperatiften ceza alan falan kimse yok böyle şeylerden gerçekten. Şey deniyor mesela: Bir ara dolandırıcılık dediler. Hadi dolandırılan diyelim ki kooperatifler, dolandıran nerede? Hepsinin MASAK raporları alınmış ama bir tanesi dosyada yok çünkü tertemiz çıkmış. Böyle acayip bir durum var. Ama yine de o kadar kötü bir pratik yaşatıyor ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İzmir’deki iddianamenin yazılmasına, ağırlıklı tutuksuz yargılama olmasına yakın tarihi duruşma günleri verilmesine kıymet biçer durumdayız. Anadolu yakası için şimdiden bir şey söylemek istemem. Ama başta dediğim gibi duyumları doğrulayan endişeleri körükleyen bir iş yaptıkları da kesin.”

“MANSUR YAVAŞ’A YÖNELİK BİR OPERASYON BEKLİYOR MUSUNUZ?”

Özel, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yürütülen konser soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonun devamının geleceğini düşünüyor musunuz? Özellikle ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik bir operasyon bekliyor musunuz” sorusuna karşılık şöyle konuştu:

“Bunu konuşan, tartışan Melih Gökçek ve oğlu. Ben de Ankara Adliyesi’ne seslendim zaten. Dedim ki bunlar bu kararları nereden biliyorlar? Bu operasyonu nereden biliyorlar? Şimdi de bir şey yapacak, olacak diyorlar. O zaman nerede soruşturmanın gizliliği? Ya dezenformasyon, o zaman niye böyle şeyler yapıldığında gerçek olmayan bilgiyi alenen yayma suçu sadece muhalefet partileri için mi var? İktidar partisinin önceki büyükşehir belediye başkanı ve şimdiki bir milletvekili, baba-oğul ilişkisi içinde dezenformasyon yapıyorsa buna niye, kimse hamle yapmıyor? Ben bu soruma cevap bekliyorum. Onun dışında ne düşünüyorum, böyle şeylerin Ankara Adliyesi’nde yaşanmıyor olduğunu ümit etmek istiyorum ama bir cevap bekliyoruz.”

Özgür Özel, “Soruşturma dosyasında MASAK listesinde adı geçenlerden biri, Osman Gökçek’e gidip dilekçe vermişti. Savcılığa değil de Osman Gökçek’e gidiyor olması hakkında ne söylersiniz” sorusuna karşılık şu cevabı verdi:

“Soruşturma dosyasında ki herkesin MASAK raporu tertemiz, bir kişinin pis. O kişi de soruşturma dosyasında yok. MASAK raporuna bakıyorlar ve soruşturmada olmayan Melih Gökçek artığı bir pisliği, Osman Gökçek’e güya gidiyor ve soruşturma dosyasına dahil ediyorlar. Ve bu kişinin itirafçılığıyla tutuklamalar yapıyorlar ve yargılama yapıyorlar. Yani hani balık baştan kokmuş denir ya, tuzla balık yer değiştirirmiş durumda. Olacak iş değil. Dosyada olmayan bir suçluyu bulup, dosyaya sokup, itirafçı yapıp, onu salıp geri kalanına işlem yapıyorlar. Orada dosyada bir suçlu var, MASAK raporu kirli bir kişi var. O da Melih Gökçek artığı birisi. Kendi pisliği eliyle Mansur Yavaş’a kara çalmaya çalışan bir kumpas kurmuş durumdalar orada yani. Dosyanın o detaylarına hep hakimim, takip ediyorum.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin