AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile otoyolları satış için plan yaptığını belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’yi ayağa kaldıracağım, o köprüleri sana sattırmayacağım.” diye konuştu. Silivri’de devam eden yeni mahkeme salonu inşaatı sebebiyle İBB duruşmalarının ertelenme ihtimaline de değinen Özel, “9 Mart’ta o yargılama başlayacak. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave 3 ay yatmayacak.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle Mart 2025’ten bu yana her hafta gerçekleştirilen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 90’ncısı İstanbul Ataşehir’de gerçekleşti.
Kar yağışı altında gerçekleşen mitinge yoğun bir katılım olurken Özgür Özel’in konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
“VATAN HAİNLİĞİNE TUR BİNDİRİYOR”
”Şimdi malum dün İstanbul’da iki köprü arasında bir yürüyüş vardı. O yürüyüş aslında Nehirden Denize, Filistin’e destek yürüyüşleri gibi İstanbul il örgütümüzün ülkenin gündemini, dünyanın gündemini yakalayan ve buna İstanbul’u ortak eden, heyecan katan önemli mücadelelerinden biriydi. 366 gündür birlikte mücadelemiz ve tüm bu süreçlerdeki emeği için hem il yönetimine ve Özgür Çelik Başkanıma bir yürekten teşekkür alkışı alayım. İşin özü şu, işin özü, niye bu kadar önem veriyoruz? İki köprüyü satacaklar. Yedi tane de otobanı satacaklar, otoyolu. Bunlar AK Parti’den önce yapılmış, rahmetli Demirel’in, Özal’ın, Ecevit’in emekleri olan, onların dönemlerinde başlamış, inşaatı yapılmış, hizmete açılmış yerler. Örneğin Özal’ın yaptığı İzmir – Çeşme Otobanı 103 kilometre. 59 liraya gidiyorsun o mesafeyi. Ama aynı mesafeyi İzmir’den Akhisar‘a kadar 100 kilometre gittiğinde ödediğin para 390 liraya çıkıyor. Şimdi 59 liralık İstanbul Köprüsü’nü satacak, köprü geçişi 350 – 400 lira olacak. Bu köprüleri bundan 10 yıl önce satmaya çalıştı, itirazlar oldu. 5,5 milyar dolar teklif verildi bu köprülere ve otoyollara. Erdoğan o zaman dedi ki ‘7 milyarın altında satmak vatan hainliği’ olur. Bugün kaça satıyor biliyor musunuz orayı? 3,5 milyar dolara satıyor. Ben demiyorum kendi deyimiyle vatan hainliğini ikiye katlıyor. Vatan hainliğine tur bindiriyor.
”O KÖPRÜLERİ SANA SATTIRMAYACAĞIM”
Buradan, bu yağmurun altında, karın altında bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Bu köprülerin yıllık getirisi 600 milyon dolar. Bu köprünün beş yıllık gelirini istiyor. Ne yapacak? O parayla kendince seçim ekonomisi yapacak. Aç bıraktığı emekliyi, süründürdüğü asgari ücretliyi, perişan ettiği köylüyü, çiftçiyi güya kandıracak. Ve karşılığında 25 yıl o köprülerin parasını başkaları alacak. Bakın değerli İstanbullular, beş yıllık kirasına 25 yıllığına verilecek bir yer olamaz. Düşünün 50 bin liraya kiraya verdiğin bir yere 250 bin lira verseler 25 ay kira almamayı kabul eder misin? Herhangi birisi bir şeyin bir aylık kirasını beş ay aldı diye 25 ay, bir yıllık kirasını beş yıllık peşin aldı diye 25 yıl asla vermez. Babasının malını vermeyen, milletin malını veremez. Daha da kötüsü, bugünkü fiyatlarla 600 milyon getiriyor. Adamlar yedi katı paraya köprüden geçirtecekler. Yani bugünkü fiyatla değil, onların fiyatıyla bir yılda kazanacakları parayı verecekler, 25 yıl bizim cebimizden onlar yiyecekler. Altın yumurtlayan tavuğu satıyorlar. Altın yumurtlayan tavuğu bugünkü fiyatla beş yumurta parasına, yarınki fiyatla bir yumurta parasına satıyorlar. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. İstanbul örgütüm ayaktadır, İstanbul ayaktadır. Türkiye’yi ayağa kaldıracağım, o köprüleri sana sattırmayacağım. Bu arada kamuoyu araştırmaları şöyle, köprünün satılacağını bilenler toplumun yüzde 40’ı. Yüzde 60’ının daha haberi yok. Ama haberdar olanların yüzde 90’ı karşı. Onun için ne yapacağız? Bunu bilenler olarak bilmeyenlere anlatacağız. Duymayan kimse kalmayacak, bu millet bir bütün olarak Erdoğan’ın karşısına dayanacak. Herkese duyurun bunu.

”BU KÖPRÜYÜ ALIRSANIZ, BU İMZAYI ATARSANIZ İKİ SENE SONRA SİZİ DEF EDECEĞİZ”
Türkiye’deki bugün çiftçilerin aylık gelir ortalaması 19 bin 700 lira. Kanun diyor ki ‘Çiftçiye beş vereceksin.’ Bunlar bütçeye bir koyuyor. Yani kanun diyor ki ‘Çiftçi milletin efendisi olmak için beş alacak.’ Bunlar bir verip süründürüyor. Bugün Türkiye’de en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Tayyip Bey geldiğinde 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı, bugün 2 çeyrek bile alamıyor. Bugün asgari ücret 28 bin lira, Tayyip Bey geldiğinde 7 çeyrek alan asgari ücret, bugün 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Böyle bir haksızlıkla karşı karşıyayız ve o köprüyü satacak. O köprünün üstünden geçen her araç, 50 lira yerine 350 lira verecek. Ama o para 20 bin liraya mahkum emeklinin cebine girmeyecek. Asgari ücretlinin cebine girmeyecek. Çiftçiye destekleme diye verilmeyecek. Bu 25 yıl sürecek. Buradan geleceğin iktidar partisinin genel başkanı olarak sesleniyorum dünyaya. Sesleniyorum bu işe niyet edenlere. Bu köprüyü alırsanız, bu imzayı atarsanız iki sene sonra Cumhuriyet Halk Partisi geldiğinde, en geç iki sene sonra sizi def edeceğiz, def edeceğiz.
”TUTUKSUZ YARGILAMAYA GEÇİN, ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN”
İnan Başkan Silivri’de izliyor. Bak karşıda ne yazmışlar? Buradan İnan Güney’e, gençlik kollarından arkadaşlar ‘Onurumuzdur’ diyorlar. Buradan şunu hatırlatayım. Hasan Akgün, Hakan Bahçetepe, Özgür Kabadayı, İnan Güney ve Hasan Mutlu sekiz ay oldu içerideler ve haklarında iddianame yazılmadı. İstanbul’dan onlara iddianame yazmayanlar ‘Biz şöyle ekibiz, böyle ekibimiz, 200 kişilik dosyaya dört günde iddianame yazdık’ diye övünüyorlardı. Sekiz aydır duruyor. Niye duruyor biliyor musunuz? Bu arkadaşların toplu iğne başı kadar bir kusurunu bulamadılar. Ama ne yapıyorlar biliyor musunuz? O belediyelerdeki hizmeti durdurmayı, insanları yıldırmayı, bazılarını ailesiyle tehdit edip yalan yere iftira attırmayı ve bu belediyeleri ele geçirmeyi düşünüyorlar. Buradan bir kez daha iddianame bekleyen arkadaşlarımız için derhal iddianame yazamadığınıza göre tutuksuz yargılamaya geçin, arkadaşlarımızı serbest bırakın. Aksini kabul etmiyoruz.
”TARİHİ HUKUKSUZLUKLARDAN BİRİNE İSYAN İÇİN BURADAYIZ”
Değerli Ataşehirliler, bugün burada tarihin en büyük hukuksuzluklarından birine isyan etmek için buradayız. İtiraz etmek için buradayız. Ekrem Başkanımızın tek kusuru, tek suçu Tayyip Erdoğan’ı önce İstanbul’da, kendi ilçesinde, Beylikdüzü’nde yenip o ilçeyi AK Parti’den alıp CHP’ye kazandırmak. Devamında Tayyip Bey’in karşısına çıkardığı Başbakanı yenmek, İstanbul’u kazanmak. Meclis Başkanını yenmek, İstanbul’u kazanmak. Çok güvendiği bakanını milyonlarca oy farkla yenmek, İstanbul’u kazanmaktır. Bugün Ekrem İmamoğlu ve diğer bütün arkadaşlarımız Tayyip Erdoğan’ı yenme suçundan, onu defalarca yenme ve önümüzdeki seçimlerde iktidara gelme suçundan dolayı şu an içeride tutuluyorlar. İlk günden beri söylüyorum. İlk günden beri bütün o yandaş kanalların ilkbaharda, yaz, sonbaharda süren kışa kadar devam eden iftiralarına karşı dimdik durarak söylüyorum. Bunların tamamı kumpastır, yaz boyunca attıkları tüm yalanlar, İmamoğlu’nun arabalarının MHP’li milletvekilinin çıkmasından tutun, cep telefonu yalanından çıkın, ‘Parke altından milyon dolarlar çıktı, görüntüsü elimizde’ yalanından tutun, ‘Valizlerin içinde, bavullarla para taşıdılar’ yalanından jammer çıkmasına kadar gidin, söyledikleri her şey yalan çıktı. TRT’den gösterdikleri ‘Belediye kasasından dolar çıktı’da görüntüler stok çıktı, TRT’nin yalanı çıktı. Belediyeden sadece mühür çıktı. Ama o gün bugün, iftirayla, hakaretle, zulümle, aileyle, tehditle, zorla itirafçı yaptıkları bile mahkeme karşısına çıkınca onların dedikleri gibi şeyleri doğrulayamaz oldular. Buradan bir kez daha söylüyorum. Erdoğan bundan neredeyse 11 ay önce dedi ki, ‘Bir aya kalmaz insan içine çıkamazlar.’ 11 ay oldu, yağmurun, karın altında, eksi 4 derece sıcakta, Ataşehir’de, insanın, canların, aslanların içindeyiz. Dedi ki ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar.’ Yüz yüzeyiz, göz gözeyiz. Dediler ki, ‘Ailelerinin gözünün içine bakamayacaklar.’ Hepsi adına burada Dilek kardeşiniz. Biz hep beraber sımsıkı, omuz omuza, birbirimize inanıyoruz. Arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz haklıyız, biz kazanacağız.

”SENİN BECERİKSİZLİĞİN YÜZÜNDEN KİMSE ÜÇ AY FAZLA YATMAYACAK”
Bütün şimdi buradan yeni hazırlanan bir kötülüğe dikkat çekerek bir uyarıda ve bir çağrıda bulunmak isteriz. Aylarca bekledik nihayet iddianame çıktı. Dedik ki ‘Yargılanmak değil, yargılamak için bekliyoruz.’ Çıktı, boş çıktı, fos çıktı, bir anda perişan oldular. O iddianameyi bekleyenler arkasından çekildiler. Savunmadılar. ‘Savunamayacak’ diyen bizler dimdik durduk, haklı çıktık. ‘İddianame çıksın rezil olacaklar’ diyenler insanın içine çıkamaz, iddianameyi savunamaz hale geldiler. Şimdi bu iddianame ile yargılama 9 Mart‘ta başlayacak. Bugüne kadar büyük zulüm, büyük haksızlık gördük ama nihayet hakim karşısına çıkacağız, iftiralara yanıtı vereceğiz, kanıtları koyacağız, milletimizin gönlünde ve gözünün önünde aklanacağız. Şimdi kumpasa bak. ‘Dünyanın en büyük mahkeme salonunu yapıyoruz.’ Yap, yap. Her kötülüğü yaptın, en büyük hapishaneyi yaptın, o salonu da yap, gelelim orada yapalım. Şimdi ‘Yapamadım, yetişmedi, aç kapa yapacağım mahkemeyi Hazirana atacağım.’ Bakın buna niyetlenene söylüyorum. 9 Mart günü hâkimin karşısında o yargılama başlayacak. Yok üç ay ileri. Herkesi bırakacaksın, en azından ev hapsi vereceksin. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave üç ay hapiste yatmayacak. Bunu yapmayıp yargılamayı başlatmayıp üç ay daha masum insanları adalet karşısından kaçırırsanız, aha da buradan söylüyorum. O gök kubbeyi tepenize yıkacağız, tepenize. Daha fazla beklemeye, daha fazla suçsuz yere içeride yatmaya, evlatları analarından, eşleri birbirinden ayırmaya, anneleri gözü yaşlı bırakmaya, yaşlı babalara daha fazla zulmetmenize izin vermeyeceğiz. Derhal yargılama istiyoruz, tutuksuz yargılama istiyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, televizyondan canlı yayın istiyoruz.
”AMANSIZ KÖTÜLÜĞÜ ANCAK ÖRGÜTLÜ İYİLİK HAREKETİ YENEBİLİR”
Daha çok sizi yağmur, kar altında tutmak istemiyorum ama son ilçe mitingidir, 90’ıncı eylemdir. Buradan ilk gece dimdik arkamızda duran ve şimdi bizi bir yerlerden izleyen Altan Öymen‘e Allah rahmet eylesin. Hasta yatağından bu meydana alkış yapan, gözyaşı akıtan, arkamızda hep dimdik duran Hikmet Çetin’e selam olsun. Sevgili Murat Karayalçın’a, tüm süreçte bu otobüsün üstünde ilk geceden beri burada olan Murat Karayalçın’a selam olsun. Geçtiğimiz hafta Adalar eyleminden sonra benim çok sevdiğim, bu meydanları umutla izleyen Ataol Behramoğlu’nu ziyaret ettim. Yaşadığı tüm sorunlara rağmen bana bir şiirini okudu kendisi. Şimdi bizi izlediğini de biliyorum. O şiiri, Ataol Behramoğlu’nun o şiirini onun adına ama altına imzamı atarak değil, yüreğimi basarak sizlere iletmek istiyorum. Diyor ki Ataol Behramoğlu ‘İyilik ve kötülük bir düelloda karşılaşsalar kim kazanır dersiniz? Korkarım kazanan bu çatışmada kötülük olur diyeceksiniz. Çünkü o zalimdir, kıyıcıdır, acımasız ve hilebazdır. Yalnız da değildir üstelik. Arkasında çıkar odakları vardır. İyilik ise buna karşılık tek başınadır genellikle. Kötüyü kanıksar gibidir artık boyun eğmese de bütünüyle. Oysa kötülük durmaksızın yaşamı kemirip çürütmektedir. Bu geri dönüşsüz yok edilişin durdurulması gerekmektedir. Kuşkusuz kötüyle savaş onun silahları ile yapılmaz. İyilik bunu istese bile kötü olmayı başaramaz. Öyleyse bir tek şey var yapılacak. Bu, iyilerin birlikteliğidir. Amansız kötülüğü ancak örgütlü iyilik hareketi yenebilir.’ İşte Ataol Behramoğlu‘na selam olsun. Tam da anlatmak istediğimiz budur. Bugün bu meydanda iyi insanlar, cesur insanlar, direnen, adalet arayan insanlar var. Bugün bu meydanda aslan sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, liberal demokratlar, sosyal demokratlar, Kürt demokratlar el eleler, yan yanalar, omuz omuzalar.

”DUALARINIZA ADALET TALEBİNİ EKLEYİN”
Bugün mübarek Ramazan’ın ilk gecesi, ilk sahuru ve yarın ilk orucu. İnanan herkese, tüm Müslümanlara, İslam âlemine ‘Ramazan hayırlı olsun’ derken, inanan herkese sesleniyorum ki tüm ibadetlerde dualarınızın sonuna mutlaka adalet talebini ekleyin. Adalet ki devletin dinidir. Adaleti hepimiz için isteyin. Biz iyi insanlarız. Bu meydan iyi insanlarla dolu. Televizyonları başında iyi insanlar var. Bu gece sahura iyi insanlar kalkacak. Yarın orucu onlar tutacak, onlar açacak. Hepimizin ortak dileği kardeşliktir. Hepimizin ortak dileği, birlikte huzur içinde yaşamaktır. Hepimizin ortak dileği, kimsenin çocuğunun aç kalmaması, aç yatmaması, okulda gözünü yanındaki çocuğun beslenme çantasına takmaması, oraya bakmamasıdır. Herkese eşit sağlık, eşit eğitim, iyi bir yaşam, iyi bir barınma için bu ülkede AK Parti’nin kurduğu kara düzen bitmelidir. Artık bakan evlatlarının devri bitmeli ve vatan evlatlarının iktidarı gelmelidir. Elde ay yıldızlı al bayrak taşıyanlara kurban olayım. Bu ülkeyi sevenlere, bu ülkenin inanmış güzel insanlarına kurban olayım. Ve buradan bir kez daha sesleniyoruz ki; biz adalet için ayaktayız, eşitlik için ayaktayız, hakça yaşamak, birlikte çalışmak, çokça kazanmak, eşit bölüşmek için ayaktayız. Bizim yolumuz Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı, bir başkasının bakan yapma yolu değil; Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığında bu memleketi ayağa kaldırmanın yoludur. Onun için buradan, 90’ncı eylemden, bu güzelim, insanların içinden televizyonlarından dinleyen herkese sesleniyorum. Bundan sonra hep birlikte olacağız, hep birlikte meydanlarda, eylemlerde, sokaklarda olacağız. Hakkımızı kolay olmayacak ama söke söke alacağız. Yılmadan mücadele edecek, hep birlikte ortak gelecek için çalışacağız. Bu yolda benimle, Ekrem Başkan’la ve örgütümüzle, yetmez Türkiye İttifakı’nın bütün bileşenleri ile hep beraber, kol kola yürümeye var mısınız? Var mısınız? Hepinizi çok seviyorum, Türkiye’nin güzel insanları. Emrinize amadeyiz, emrinize. Hepinizi çok seviyoruz. Haydi o zaman yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”
