Önemli olan güç değil, merhamettir!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Toplumu ortadan ikiye bölerek siyasi rant elde etmek, politika tarihinin en eski yöntemlerinden biridir. Özellikle bela ve sıkıntıların sel gibi yaygın olduğu son dönemde, toplumlar nedense bu tür yöneticilere rağbet gösterdiler.

Kolay değil, adeta gezegenlerin aynı hizaya girmesi kadar nadir bir tevafuktur pek çok toplumda problemli yöneticilerin aynı anda iktidarı eline geçirmesi.

Geçtiğimiz yüzyılda kendi halklarını felakete sürükleyen, Hitler, Lenin, Mussolini gibi liderlerin dünyayı ne hale getirdiğini acıyla tecrübe etmiştik.

Ve ne yazık ki, bizim bahtsızlığımıza Putin, Trump, Erdoğan, Esed, Kuzey Koreli manyak gibi isimler düştü.

Buna bir de Çin’in Korona belasını ekleyince dünya az çile çekmiyor.

Bir şekilde iktidarı elde eden Trump, sadece kendi ülkesini değil, neredeyse dünyayı felaketlerin eşiğine getirmek üzereydi ki Amerikan toplumu ipin ucundan döndü.

Biden birkaç aydır, yılların hatalarını tamir etmekle uğraşıyor.

Koltuğu kaybedeceğinin farkına varan Trump, hatırlarsınız kendi halkını ayrıştırarak iktidarını uzatma yoluna gitmiş ve seçim sonrası bile koltuğunu teslim etmemek için direnmiş, bunun için kendi meclisini bile taraftarlarına bastırabilecek kadar gözü dönmüştü.

Amerikan toplumu Trump’çılar ve diğerleri olarak ikiye bölünmüştü ve kıl payı kurtuldular bu beladan.

Şimdi biraz da sanattan bahsedelim.

Esasen aynı isimli bir Kore dizisi olan The Good Doctor, konsept olarak çok farklı olduğu için bazı ülkeler konuyu alıp kendi kültür ve toplumlarına göre uyarladılar. Bizde de Mucize Doktor ismiyle Türk versiyonu çekildi ve yanılmıyorsam 60 bölümü filan da geçti.

Yani ülkemizde de tuttu İyi Doktor konsepti.

Amerikan versiyonu ABC’de yayınlanan dizi, otistik bir doktorun hem hayata hem de mesleğe tutunmasını anlatıyor.

The Good Doctor Uyarlaması Mucize Doktor'un Konusu ve Oyuncuları

Dizinin yapımcılığını daha önce House M.D.’den tanıdığımız David Shore yapıyor. Bu tür sanat çalışmaları daime bilim çevrelerini tam ortadan ikiye böler. Kimileri diziyi otizmi işlemesi açısından yararlı bulurken, kimileri de ağır şekilde eleştirdi ve eleştiriyor.

Dizi, 4. Sezona son derece gerçekçi bir giriş yaptı ve korona meselesinin gerçek yüzüne dair birkaç bölüm yayınlandı.

Ancak yapımcıların House M.D. vesilesiyle epey ağızları yandığından olsa gerek, siyaset ve inanç konularına pek bulaşmamaya dikkat ediyorlardı.

Ancak bu sezonun (Bu arada dizi 5. sezon onayını da almış durumda) 15. bölümü çok enteresan bir konuyu ele alıyor.

Dizi Trump döneminde yapılan hayali bir protesto ile başlıyor. Toplum başkanın isteği doğrultusunda ikiye bölünmüş ve halk meydanlarda karşı karşıya getiriliyor.

Prop 266 denilen hayali bir protesto eyleminde aileler çocuklarını ön saflara itecek kadar politikleşmiş durumdalar ve bu gerginlik karanlık zihniyetlere fırsat veriyor. Taraflar birbirine mermi atıyorlar ve her iki taraftan bir çocuk kurşunla ağır yaralanıp, iyi doktorumuz Shaun Murphy’nin hastanesine geliyorlar.

Çocukların ameliyatı sırasında iki doktor da Trump’a oy vermek-vermemek konusunu tartışıyorlar.

Yani, çılgın siyasetçi hastaneyi bile ikiye bölmeyi başarmış.

İki bekar anne, çocukları ameliyathanede ölüm kalım savaşı verirken, bekleme odasında yüzleşiyorlar.

Başlarda birbirinden nefret eden iki anne, karşılıklı birbirini suçluyor ve dizi sanatın gücünü gösterircesine, bu çetrefilli hassas meseleyi şahane çözüyor.

Başlığa koyduğum cümle ise diyaloglarda geçiyor.

Anne olmak güçlü olmayı gerektirir babında konuşulurken çok daha derin ve etkili bir cümle geliyor anneden:

“Önemli olan güç değil, merhamettir!”

Türkiye, her anlamda kapkara günler yaşarken, ne sanatı ve sanatçıları, ne de sair alanlarda toplumun genel kanaatine bakış açısı üreten, muhalefet yapabilen bir katma değer üretilmiyor maalesef. Biliyorum, özgürlüğün sarayın iki dudağı arasına sıkışıp kaldığı bir toplumda iktidarın aksine bir şey yapabilmek şüphesiz kolay değil, ancak hiçbir şey yapılmaması da tuhaf değil mi biraz.

The Good Doctor 4. sezon 15. bölüm hem nasıl sanat yapılabileceğine dair bir ders, hem de drama açısından bir sanat eserinin güncel bir meseleye bakışı ve çözüm yolu sunması açısından şahane bir örnek teşkil ediyor

Dizi, ikisi omurga olmak üzere 4 hikayeyi muazzam şekilde açıyor, sonra özenle kapatıyor.

Bir yerlerden bulup mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=M_GSrKzzryA

2 YORUMLAR

  1. Lütfen Lenin i diktatörlerle aynı cümlede kullanmayınız. Şikâyet ettiğiniz sultanlığa, tek adamlığa (Rus tarzı olan) savaş açmış insanlığın en büyük problemi olan serflik kölelik ve fakirliğe karşı esaslı mücadele etmiş birnevi nebi’dir mesihtir. Sn. Yazar bugün modern dünya haftada 35-40 Saat mesai yapıyorsa Lenine borçludur. USA Leninden 20 yıl sonra mesaiyi günlük 8 saatle sınırlandırdı. Her devrimin her yeni dinin bir müddet sonra deforme olması gibi Rus milliyetçiliği ve muhafazakârlığı darbe yapıp geri döndü. Cemel de (toplamda 70bin) harre de ki katliamı ve tecavüzü görmek istemeyen sünni ve şii kepazeler gelip Lenin sonrası Stalin zulmünü Lenine bağlıyorlar. Emevilerin yaptığı iç şiddet hareketleri Rusların iç mezaliminden Stalin despotunun tek adamlığı sürecinden farkı yoktur. O vakitler çanakkale destanini yazan ordu anadolu içlerinde ermeni kadınlara tecavüz ediyor tehcir ediyordu. Veya çanakkale destanını yapan ordunun evlatları dersimde kürt kadınların karnını deşiyordu. Batıda yapılmış devrimler ve dünyaya etkileri mevzusunda canınız sıkılacak ama HE niz kadar bilgisiz ve ön yargılısınız. HE 70’lerde Komünizmle mücade derneklerinden aldığı paralı-parasız ilhamlarla sosyalistlere saydırırken sosyalistlerin Rusyada ve geri kalan dünyada sebeb oldukları müsbet işleri ıskalamıştır. Genç olarak bari siz aynı önyargıyı devam ettirmeyin. Asrı saadet öncelikle örnek alınacak değil ibret alınacak bir devirdir. Asrı saadet te öyle saadet vs de yoktur. İç karışıklıklar tegallübler, taarruzlar, kıtaller game of thrones benzeri iktidar savaşları. Hz Aişenin ne işi var iç savaşta ya? Bir kez mi sormazsınız sorgulamazsınız? Karşısına geçtiği Hz Ali, eşinin damadı. Sonra gelip uzun adamın eminesine laf söylersiniz. Ya kanuninin eşi? Adalet ah adalet. Adil değerlendirme yapın. Bir vakit rasih yılmaz hayatta asla bahane üretmeyin demişti.

  2. Kesinlikle haklınısınz, sadece Lenin konusunda. Aklım almıyor muhtemelen Ramazanın verdiği zihin boşluğu. Stalin aklımdan geçerken parmakların lenin yazması garip olmuş. Stalin pratiğiyde zulmün, Lenin’i elbette başka bin türlü şey ile eleştiririm lakin, bahsini ettiğim karakter elbette Stalin’dir. Bu vesile ile tüm okurlardan özür dilerim.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin