SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724
Cezaevlerindeki hak ihlallerinin başında; mahpusların ailelerinden uzak cezaevlerine gönderilmesi geliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklarını bu yüzden ziyaret edemiyor.
Ankara’da yaşayan 75 yaşındaki Emine Yurtseven, Erzurum’da tutuklu oğlu KHK’lı üsteğmen Mesut Yurtseven’i yılda ancak bir kez görebiliyor.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazan Emine Yurtseven, Erzurum Dumlu 2 Nolu Cezaevi’nde tutuklu olan oğlunu, yaşı ve uzaklık nedeniyle ziyaret edemediğini belirterek, Sincan Cezaevi’ne nakledilmesi için yardım istedi.
“DÜŞENİN DOSTU OLMUYORMUŞ TEYZEM”
TR724’e konuşan Emine Yurtseven, evladını bir yıl sonra, geçen hafta çarşamba günü (4 Ağustos 2026) görebildiğini söyleyerek gözyaşı döktü: “Evladımı en son geçen sene Kurban Bayramı’nda görmüştüm. Bir yıl sonra geçen hafta açık görüşe gidebildim. Yaşlıyım, oraya gidecek gücüm yok. Bel fıtığından ameliyat oldum, dört yerden. Oraya gidip gelmek beni öldürüyor. Oğlum çok zayıflamıştı. Ben onu ne zorluklarla büyüttüm. Annem niye bu kadar üzüldün dedim. Ağladı, sarıldı bana. ‘Anne bir Allahım, bir sen varsın’ dedi. Başka sesimizi duyan yok. Düşenin dostu olmuyormuş teyzem. Ne olur yardım edin, oğlumu Ankara’ya sevk etsinler.”
“HERKESİN KAPISINI ÇALDIM, İÇERİ BİLE ALMADILAR”
Oğlunun hiçbir şeyden haberi olmadan kışladan çıkarıldığını söyleyen Emine Yurtseven, yaşadığı çaresizliği şu sözlerle dile getirdi:
“Oğlum tutuklandığında bir buçuk aylık evliydi. 27 Mayıs’ta evlendi, 15 Temmuz’da içeri aldılar. Üsteğmendi. Polatlı’da komutanlık yapıyordu. 10 yıllık komutandı. Terör saldırısı var diye yavrumu kışladan çıkarmışlar. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Halkın önüne sürmüşler, sonra da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiler. Oğlum önce Sincan’da bir yıl yattı. Sonra Çankırı’ya gönderdiler. Sonra da ta Erzurum’a attılar. Baba yok, başka kardeşi yok. Benim 14 sene evladım olmadı, Mesut’u eltimden evlatlık aldım ama oğlumu elimden aldılar. Hapiste 11. seneye girdi, daha 20 sene yatacakmış, ben onun çıktığını göremeyeceğim. Külliye’ye mektup yazdım. Sayın Cumhurbaşkanım, bir oğlum var, ne olur onu bana verin. Evinde çeksin çilesini, dedim. Milletvekillerine, Adalet Bakanlığı’na, Bahçeli’ye, 4-5 kez gittim, beni kapıdan bile içeri koymadılar. Gergerlioğlu’nun konuşması hoşuma gitti, en son ona başvurdum.”
“BÜTÜN FATURAYI GARİBANA KESİYORLAR”
Mahpus er annesi Emine Yurtseven, “Oğlum daha 1,5 aylık askerdi. Komutanlarının emriyle kışladan çıkarılmış, hiçbir şeyden haberi yokken halkın önüne sürülmüş ve ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmiş.” diyor.@adalet_bakanlik @ctekurumsal pic.twitter.com/UzbXtojigM
— Ömer Faruk Gergerlioğlu (@gergerliogluof) August 8, 2026
Emine Yurtseven’in çağrısını paylaşan Gergerlioğlu ise emir-komuta zinciri içinde hareket eden bir askerin müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesine tepki gösterdi. Gergerlioğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Komutanınız emir veriyor, siz de ‘Emredersiniz komutanım’ diyerek kışladan çıkıyorsunuz. Ne olduğundan haberiniz yok. ‘Terör saldırısı var’ deniliyor. Ardından sizi ‘darbeci’ diye tutuklayıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm ediyorlar. Ama Meclis Darbe Araştırma Komisyonu raporunu hazırlamayanlara, hazırlanan taslağı çöpe atanlara kimse bir şey demiyor. Bütün faturayı garibana kesiyorlar. Ülkenin düştüğü hâle bakın! Biz işte böyle mazlumların sesi olmaya çalışıyoruz. Allah’a şükür, ben de böyle olmaya devam edeceğim arkadaşlar. Dünyanın haram işlerine tevessül etmeden mazlumun yanında durmak, yapılabilecek en güzel şeylerden biridir.”
“HİÇ KİMSEYE ZARAR VERMEDEN POLİSLERİN GELMESİNİ BEKLEDİK”

Ankara Polatlı’daki 58. Topçu Tugayı ile Topçu ve Füze Okul Komutanlığında Hizmet Birlik Komutanı Topçu Üsteğmen Mesut Yurtseven, “anayasal düzeni ihlal” gerekçesiyle 2018’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan Yurtseven, kendisini şu ifadelerle savundu:
“15 Temmuz gecesi saat 21.30’da harekat merkezinde 58. Topçu Tugayı Komutanı Tuğgeneral Murat Aygün’ün komutasında, birlik komutanlarının da hazır bulunduğu bir toplantı yapıldı. Aygün, “Sıkıyönetim ilan edildi, beni de Polatlı sıkıyönetim garnizon komutanı yaptılar.” dedi. Aygün toplantıdaki birlik komutanlarına görev dağılımını gösteren listeler dağıttı. Bana da Gölbaşı-Ankara çevre yolunun güvenliğini almam için bir liste verdi. Listede ismi bulunan askerler benim birliğimden değildi, bunların bir kısmı er ve erbaştı. Toplantıda konuşulanlardan sonra bu bölgede, olası bir terör saldırısına karşı güvenlik önlemi alacağımızı düşündük. Harekat merkezinden ayrıldıktan sonra Aygün’ün emri üzerine Yüzbaşı İsmail Kanal’dan içinde telsiz olan bir araç istedim. Bu araçları Yüzbaşı İsmail Kanal’In tahsis edeceği söylenmişti. İçinde telsiz var diye verilen bu araç, mühimmatı olmayan, boş bir fırlatma aracıydı. Birlikten ayrıldıktan sonra Polatlı kavşağına geldik, burada yolda polis ve halktan tepki görmedik. Daha sonra beni Cüneyt astsubay aradı. Telefondan bana ‘Tugay komutanının emridir. Yolda barikat görürseniz, durmayın geçin. Polis çıkarsa da ikna etmeye çalışın, izin vermezseler, havaya ateş edin’ dedi. Bu emrin kanunsuz olduğunu anlayınca araçları durdurdum. Daha sonra yanımıza gelen vatandaşlar, darbe girişiminin olduğunu bilgisini verdi. Bunun üzerine Tugay Komutan Yardımcısı Selçuk Serhat Pesek’i aradım, durumu anlattım. O da bana yerimizde kalmamız gerektiğini, geri gelmek için halkı ikna etmemizi söyledi. Daha sonra halkı yatıştırmak için yoğun çaba sarf ettik. Darbe girişimine alet olmayacağımızı, kışlaya geri döneceğimi söyledik. Bunun üzerine halk sakinleşti. Ancak gruptaki birkaç kişi bizim Ankara’ya gideceğimizi söylüyordu. Bunun üzerine ben de ‘İnanmıyorsanız araçların lastiklerini patlatın’ dedim. Lastik patlatma meselesi de budur. İlerleyen saatlerde kendisini polis amiri olarak tanıtan sivil giyimli birinin bulunduğumuz yere geldi. Yaşadıklarımızı ona anlattık. Hiç kimseye zarar vermeden polislerin gelmesini bekledik. Kendi isteğimizle, kimseye zorluk çıkarmadan silahlarımızı teslim ettik, fetö bağlantım yoktur, bu yöndeki suçlamaları kabul etmiyorum.”





