Ne bir darbe, ne de bir darbe girişimi [Barbaros J. Kartal]

Darbe girişimindeki olayların hangisini inceleseniz elinizde kalıyor. Cevabı verilemeyen sayısız soru ile karşı karşı kalıyorsunuz. Ve hiçbir yetkili bunlara cevap vermek zorunda hissetmiyor kendisini. Ülkenin geldiği en hüsran verici durum bu aslında. Ülkeyi yönetenlere hesap soracak bir erk kalmadı. Ne parlamento, ne de yargı. Denetlenemeyen bir yürütmenin de bir ülkeyi ne hale getireceğini ağır çekim seyrediyoruz.

BU BİR DARBE GİRİŞİMİ DEĞİL

Bence darbe ya da darbe girişimi demek kesinlikle doğru değil,  15 temmuz tam anlamıyla bir özel hareket/psikolojik harp  planıdır ve şimdilik planlayanlar için bir başarı hikayesi olarak duruyor. Bu planı yapanların ve uygulayanların heterojen yapısı ileride yaşanacakların da sinyalini vermektedir.

Benim için 15 temmuz, Erdoğan’ın her seferinde başka bir saatte öğrendiğini söylemesi ile açıklığa kavuşmuştu. Hele hele eniştesinden öğrendiğini söylemesi bütün kitlesini aptal yerine koymaktan başka bir şey değil. Devletin bütün sansürlere rağmen resmi belgelerine geçmiş onlarca kayıt var. Hepsi inkar edilse, MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın komutanların gözü önünde Erdoğan’ın koruma müdürünü arayıp ‘Önleminiz var mı?’ diye sorduğu kesin ve saat 19:00 civarı. Erdoğan AHaber’de, en son tarih ve saat ile ilgili konuştuğu canlı yayında saat konusunda karışıklık olduğunu kabul edip eline aldığı kâğıttan okuyarak 21:30 civarında eniştemden bir telefon aldım diyor. Birazcık aklı ve vicdanı olan için bile 15 Temmuz’un ne menem bir şey olduğunu gösteren bir ayrıntı.

ZEKAİ AKSAKALLI HÂLÂ KARANLIK

Bu operasyonun en kritik ismini bana sorarsanız Zekai Aksakallı derim. Bu isme çok dikkat edin. Hakan Fidan ve Hulusi Akar mahkemeye gitmedi ben de gitmem demesini iyi irdelemek lazım. Hiç beklenmedik bir anda, “TSK’da asker kışladan çıkmasın, dışarıdaki askerler de kışlaya dönsün uygulaması vardır, bu kadar basit bir önlem neden alınmadı?” diye sorması da boşuna değildir. Beni yakarsanız, hepinizi yakarım mesajları bunlar. Fırat Kalkanı esnasında bir intihar saldırısından kıl payı ile kurtulduktan sonra diyor bunu.

15 Temmuz’un kahramanlarından olduğu söylenen Ömer Halisdemir’i o gece tam 8 kez aramış. Diğer komutanlara ulaşamadığı gecede.

O gece ilk verdiği emir ‘ÖKK Nizamiye Kapısına… Darbeci olduğu iddia edilen Semih Terzi’den başkasını almayın’ emri…

Uçuş yasağının olmasına rağmen, gece yarısı Semih Terzi’nin uçağına Diyarbakır’dan kalkma izni veriliyor. Bu iznin nasıl verildiği bugün bile belli değil. Semih Terzi’nin uçağına kalk izni verilmese orada derdest edilse “darbeci” bir general hiç Ankara’ya getirilmeden etkisiz hale getirilecek. Ama gelmesi isteniyor.

Düşünebiliyor musun kapıya sadece ‘Semih Terzi’yi alın’ talimatı veren Aksakallı, Ömer Halisdemir’e gelince ‘Semih Terzi’yi vur’ diyor. Bir komutan diğer bir komutan için vur emri verebilir mi? Velev ki darbeci olsun. Canlı ele geçirme, sorgulama bunları geçtim kanunsuz bir emir verme yetkisi var mı? Kendisinin Ankara’ya getirdiği kendisinin kapıdan içeri aldığı bir komutanı infaz emrini veriyor. Ve hiç kimse bu 15 Temmuz’un karanlık kahramanına ‘neden’ diye soramıyor.  Sanıkların Aksakallı’nın mahkemede dinlenilmesi talebi ise ret ediliyor.

HİKÂYE SEFERBERLİK TETKİK KURULU’NDA GEÇİYOR…

Kanunsuz infaz emrini Ömer Halisdemir gerçekleştiriyor. Bir kaynağım, Özel Kuvvetler’in yapısı gereği, emir sorgulamanın asla olmadığını ve buna bir dereceye kadar şaşırmadığını söyledi. Yakın tarihteki birçok karanlık olayın delili aslında. Özel Kuvvetler denilen yer bildiğiniz gibi Özel Harp Dairesi. Seferberlik Tetkik Kurulu olarak bilinen ve askeriyenin sivil uzantılarının örgütlendiği yer. Mahallenizdeki bakkalın ya da bir gazetecinin, akşam izlediğiniz program sunucusunun ya da bir akademisyenin aslında bağlı olduğu yer. Ergenekoncuların girilmesini özellikle istemediği ve Ergenekon davalarının dönmesine sebep olan yer.

Ömer Halisdemir, Terzi’yi vurduktan sonra çalılıkların arasına doğru kaçarken diğer askerler kendilerine ateş edildiğini görerek çalılıklara doğru ateş ediyor. Halisdemir yaralanıyor ve hastaneye götürülecekken Semih Terzi ile beraber gelen Zekai Aksakallı’nın adamı Mirali Atmaca tarafından kalbine ateş edilerek öldürülüyor. Sanıklar otopsi raporunda Halisdemir’in ön tarafından aldığı mermilere de dikkat çekiyor. Yani infazcıyı da infaz etmenin planları inceden yapılmış.

Semih Terzi öldürülmemiş olsaydı anlatacağı çok şey vardı.

KENDİLİĞİNDEN TESLİM OLAN DARBECİ Mİ OLUR?

O gün öldürülen sivillerin sayısının çok daha fazla olmasının planlandığı iddia ediliyor. Yurt dışındaki istihbarat birimleri çok daha fazla kimsenin ölmesinin planlandığı rapor etmişler. Her şeyin belli olduğu artık darbeci askerlerin teslim olmaya başladığı saatlerde Meclis’in ve Saray’ın uzak bir köşesinin bombalanmış olması da hiç cevaplanamadı.

Darbeci olduğu iddia edilen askerlerin neredeyse tamamı kendiliğinden teslim oldu çünkü büyük bir tuzağa düşürüldüklerini gördüler. Son mermisine kadar çatışan ve ‘ben bir yola çıktım ya ölürüm ya öldürülürüm’ diyen bir asker var mı? Yok. Büyük bir motivasyonla çıktığı iddia edilen askerlerin bir tanesi bile bunu yapmadı. Çünkü ya terör saldırısı ihbarında, ya bir tatbikatta, ya da emir komuta içerisinde bir askeri faaliyette olduklarını sandılar.

Dün Erdoğan darbeye fiilen iştirak eden on binler kelimesini kullandı. Darbe ile ilgili bütün anlattıkları gibi bu da yalan. Yarıdan fazlasının askeri öğrenci ve er-erbaş olduğu abartılmış resmi rakamlara göre bile darbeye fiilen katılanların sayısı 8500 civarı.

Kusursuz cinayet yoktur, aydınlatılmamış cinayet vardır. Daha bir yıl olmadan tel tel dökülen 15 Temmuz operasyonu elbet bir gün yargılandıkları en hacimli bir dosya olarak yine karşılarına çıkacak. Üstelik Kenan Evren gibi mahkemeleri yıllar sonra olmayacak…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin