Modern bir Anadolu tragedyası

PROF. M. EFE ÇAMAN | YORUM

Erdoğan mevzi kazanıyor. Rakibi Ekrem İmamoğlu’nu saf dışı etmeyi başardı, böylece rejimi kontrol etmeyi sürdürebilme adına önemli bir avantaj elde etti. Özgür Özel liderliğindeki CHP tabandan gelen baskılar sonrası mecburen sokağa inmek durumunda kaldı, ancak yarı gönüllü, işin içinden sıyrılma arayışı içinde, momentumu zamana yayarak tansiyonu düşürdü. Saray buna dünden razıydı.

Bir taraftan sokaktaki kararlılığı yıldırmak için AKP milis gücü haline getirilmiş polisi seferber etti. Polis gençlere öyle bir sert, orantısız güç kullanarak, haince saldırdı ki, izlerken Gezi’den video kesitleri izlediğimi düşündüm. Diğer taraftan Özgür Özel söylemi giderek yumuşattı. En son işi, “İmamoğlu hapiste yatar, kitabını okur, biz seçimi kazanırız.” türü bir noktaya vardırdı.

Seçim derken İmamoğlu’nun yıllarca hapis yatmasını normalleştirdik ki rejim ona ne kadar teşekkür etse azdır, seçim derken de hala seçimlerden medet umduğunu deklare etti. Bunların ne kadar ciddi stratejik hatalar olduğunu söylemeye gerek bile yok; o kadar aşikâr. Bunu söylerken, Özel’in bunları özellikle, yani mahsus yapmadığını varsayıyorum. Ama ben de doğrusu buna inanmakta zorlanıyorum. Mevzu cidden çok karmaşık!

Bunu analiz etmeye çalışmak gerekir.

Esasında dediğim gibi, yakalanan momentum çok değerliydi. İmamoğlu’nun diplomasının iptali, ardından bir gün sonra gözaltına alınması, ciddi bir doğal infiale neden olmuştu. İnsanlar refleksif olarak sokağa çıktılar ve isyan ettiler. İsyan ettikleri herhangi bir stratejiye veya analiz sonucuna dayanmıyordu. Yapılanın ‘kör gözüme parmak’ şeklinde aleni bir hak ve hukuk ihlali olduğuna şüphe duymayan yığınlar, bu kanunsuzluğu ve zorbalığı siyasi olarak değil, insani ve ahlaki olarak protesto ediyordu.

CHP ve Özel ise bu dinamiği kavrayamadı. Bunu şimdi anlıyoruz. Eğer anlasalardı, bunun ciddi bir halk hareketi olduğunu görür, durumu değerlendirirlerdi. Yapmadılar. Yapamadılar değil. Bence yapmak istemediler demek daha doğru olur. Bu şansları vardı. İsteselerdi kolaylıkla rejime etkin hamleyi yapar, onu indirirlerdi. Tek söylemeleri gereken, Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının bardağı taşıran son damla olduğu, Türkiye’de artık sivil darbenin tamamlandığı, Erdoğan’ın bir diktatör olduğu, demokrasicilik oyunu oynamanın artık anlamsızlaştığıydı. Bunu yapmadılar.

Onun yerine ‘kayyum atayamadılar’ türü saçma sapan bir gerekçeye sarılıp bunu zafer ilan ettiler. Oysa bu asla bir kazanım değildi. Kayyum atanması esasında tabiatı gereği başka bir hamleydi. Güçlü halk tepkisi gelmemiş olsa belki onu da İmamoğlu’nun tutuklanmasını müteakip hemen devreye sokabilirlerdi ama halk sert tepki verince bu şimdilik gündemlerinde yokmuş gibi yaptılar.

Buna CHP yönetimi doğrudan fit oldu ve göz yumdu. Böylelikle Erdoğan büyük bir hamle üstünlüğüne kavuştu. Şimdi yapması gereken zamana oynamak! Bekleyecek ve zaman içerisinde hareketin dinamizminin giderek yok olmasına kadar bir şey yapmayacak. Zaten istediğini aldı. İmamoğlu hapiste. Özgür Özel bunu kabullendi. En kritik safha aşılmış oldu. Erdoğan’dan mutlusu yok!

Bundan sonra ne olur?

Hala hareket tümüyle sönümlenmiş değil, dolayısıyla kitleleri Ankara’ya çağırmak hala mümkün. İmamoğlu’nun özgürlüğüne odaklanan bir çağrı yapabilir. Fakat bunu yapacak siyasal irade ve hedef yok.

Neden bunu yapmıyor?

Çünkü birincisi kendisine profil kazanacak. İmamoğlu olmadan kendisi için siyasi bir yol açılıyor. “Mansur Yavaş var ya!” diyenler çıkabilir. Fakat hesaba katılması gereken iki nokta var. Birincisi Yavaş için de benzer bir senaryo devreye sokulabilir. Durumu kanıksayan taban bunu da hazmeder. Yavaş daha az kamuoyuna mal olmuş bir siyasi figür. Dahası İmamoğlu gibi kapsayıcı değil. İmamoğlu’na destek gösterisinde Saraçhane’de Kürtler hakkında söyledikleri şunu gösterdi ki Kürtler asla Yavaş’a oy vermez. CHP bunu ileri sürerek Özel’in öne çıkmasını sağlayacaktır.

Bu denklemde İmamoğlu olmayınca Özel’in önü açılmış oluyor. Kendi de demiyor mu zaten? “İmamoğlu hapiste yatar, kitabını okur, biz seçimi kazanırız”. Onun adına falan diyor da onu külahıma anlatsın artık! İstikameti belirlemiş. Erdoğan bunu görmüyor mu zannediyorsunuz? Özel bunu danışıklı dövüş şeklinde mi yaptı, bunu ileri sürmek için elimde done yok. Bir şey söyleyemem. Fakat mümkün olmadığını söylemek imkânsız!

Daha önce Özel’in Erdoğan’a karşı yumuşama falan gibi sözde taktiklerle CHP’nin yerel seçim sonrası yakaladığı momentumu bozuk para gibi harcamış olması unutulmamalı.  O dönemde CHP birinci parti oldu, bastırıp puan alacağı bir ortamda dinamizmi baltaladı ve Erdoğan’a can suyu verdi. Şimdi de aynısı oluyor. Çok güçlü bir hareket ortaya çıkmışken ve Erdoğan sarayında derin bir endişeye kapılmış, paniklerken, Özel çıkıp “İmamoğlu hapiste yatar!” pozisyonuna fit oluyor.

“Bunda bir bit yeniği var!” diyenlere hak vermemek mümkün mü? Eğer art niyeti yoksa bu en hafif tabiriyle stratejik körlük ve vizyon eksikliği değil midir?

Bu rejim artık tam otoriter bir yapıya büründü. Kimse insanları “rekabetçi otoriterlik” vs. türü yumuşatıcı kavramlarla oyalamasın. Anayasayı askıya almış, yargıyı kendisine bağlamış, medyayı kontrol ediyor, kafasına göre Demirtaş, İmamoğlu falan önüne kim çıkarsa içeri alıyor, gereğinde istediği yere kayyum atıyor, mala mülke çörekleniyor – bu olanlara adını koymanız için illa Erdoğan’ın çıkıp “Derebeyliğimi ilan ettim!” falan demesini mi bekliyorsunuz!

Bu olmayacak. Erdoğan ve borazanları Türkiye’nin demokrasi olduğunu, hukuk devleti olduğunu falan mütemadiyen tekrar edecekler. Oysa artık kendi çıkarları için miyopça üç maymunu oynayan Batı bile uyanma alametleri sergilemeye başladı. Demokrasi desteği ile uzak yakın hiçbir ilgisi olmayan Trump yönetimi dahi en son Fidan ziyareti sonrası İmamoğlu’nun tutuklanmış olmasına değinmek mecburiyetinde kaldı.

Velhasıl, mızrak çuvala sığmıyor. Yalnız tek CHP bu mızrağı bir gayret belki çuvala sığdırırız şevkiyle hareket ediyor. Bunu yandan çarklı şekilde, sezdirmeden, usulca yapmaya çalışsalar da, durum fena sırıtıyor. İçeriden İmamoğlu Brütüs’ten gelen darbe sonrası Sezar’ın yaşadığı anlık aydınlanma gibi, durumun farkına varmış mıdır?

Bilmemiz mümkün değil. Ancak Demirtaş’ın başına gelenler karşısında örnektir. İmamoğlu ekarte edildiğini, ipinin çekildiğini, balık hafızalı ve nankör bir toplumda vaziyet soğuduktan sonra tek başına kalacağını biliyor mudur? Bilmiyorsa düşünce suçlularının merkezi toplanma yeri olan Silivri’de birileri kendisini uyarır mı?

Bence bu süreçte İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu bir rol oynayabilir. Başak Demirtaş’ın edilgen tutumunun Selahattin Demirtaş’a yarar getirmediğini görebilmesini umut ediyorum.

Modern bir Anadolu tragedyası formuna bürünen bir tablo ile karşı karşıyayız.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin