Medrese-i Yusufiye’nin devrimci çocukları!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan 30 Ocak’ta (2013) şöyle konuşmuştu: 

“Bir apartman dairesinde gecenin yarısında avukatlar toplanıp 11 çelik kapı var orada ne iş görür? Bu çelik kapıların arkasında acaba ne iş yapılıyor. Bu çelik kapılar açılamıyor. Bu çelik kapılar açılmaya çalışılıyor. Açılamayınca ne yapacak güvenlik camdan giriyor. İçerde ne isterseniz var. Yakılmak istenen evraklar, sahte kimlikler. Kim bunlar. İşini iyi bilen avukatlar. Dışarıda da bazı avukatlar o avukatlarla ilgili ‘Onlara müdahale edilemez’ diyor. Hadi canım sende… Nasıl edilemez. Onlar teröre yandaşlık yapıyorsa bal gibi de edilir. Avukat hakkı savunacak, terörizmi değil. Hak hukuk neyse o önemli.”

Aradan geçen yıllar boyunca onlarca mahkeme üyesi ve savcı değişti. Birilerinin Erdoğan’a yalan söylettiği alenen ispatlandı. 

Nitekim davanın karar duruşmasında konuşan ÇHD Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı, “Henüz prompter devri olmadığından dil zayıf ama takdire şayan bir hayal gücü söz konusu: Bağlaçlar ve noktalama işaretleri dışında her harfi yalan. 6 kere bu yalanı tekrar etmiş.

Aslında ben o sırada anlatılan yerde değildim, öyleyse nasıl yalan olduğundan bu kadar emin olabiliyorum?  Gerçeği merak eden için dosyada polisin video çekimi ve arama/zaptetme tutanağı var. Diyor ki itfaiyeyle girmişler, çelik kapıları kesmişler. Bağlaçlar dışında kemiksiz yalan. 6 kere tekrar etmiş, 20’şer gün arayla. Neden yapar? Doğru mu sizce, dosya önünüzde. Bakmak yasak değilse, mesela dijitallere bakmak yasaktı, arama ve el koyma tutanağına bakın.

Sıradan bir daire kapısını, bir buçuk dakikada kırarak açıp gece yarısı büroya doluşup, yerleşiyorlar. Yanlarında savcı yok -trafiğe takıldı diyorlar- arama emri yok -savcıda diyorlar- bunların hepsini anlamak da üç dakika sürüyor, etti toplam dört buçuk dakika.

Sonrası, saatlerce savcı bekleyerek ve devamında arama yapılarak geçiyor. Tamamı kayıtlı. Dairede başka tek bir çelik kapı olmadığını videodan görebiliyorsunuz. Videoyu izleyin. 1,5 dakikada büroya gelmişler. Arama kararını sormuşuz, savcıyı bile içeride beklemişler. 1 tane bile çelik kapı yok. İtfaiye gelmişmiş, çelik kapı kesmişmiş. Nasıl bir hayal gücü bu?”

Hayal gücü değil, düşman hukukunun fantastik kapasitesi aslında…

İddianameye konulan tanıklarının çoğunun yaşamadığı, bazılarının ise suçun işlendiği iddia edilen dönemde 17 yaşında olduğu ortaya çıktı. Bazı tanıklar ise sonradan, baskı ve işkence altında tanıklık yaptırıldığını açıkladı. 

Ancak saray yargısı bunların hiçbirini görmedi, hepsini görmezden geldi. 

Netice mi?

Türk hukuk tarihine nefret ve lanetle geçecek bir karara imza attılar. 

Aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da yer aldığı ÇHD üyesi 21 avukatın yargılandığı davada mesleki faaliyetleri suç gösterilen avukatlara toplam 150 yılı aşkın hapis cezası verildi. Katıldıkları basın açıklamaları, hazırladıkları raporlar nedeniyle yargılanan ÇHD üyesi 19 avukata “örgüt yöneticiliği”, “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddialarıyla 150 yılı aşkın hapis cezası verildi.

Şüphesiz bu ülke bir gün normalleşecek. Devleti ele geçiren çete, ardına bakmadan çil yavrusu gibi kaçışacak. 

O zaman Kozağaçlı’nın dediği gibi “isim isim kaydedilen” hâkim isimli bu hukuk katillerinden gerçek yargı bir gün hesap soracak. 

Emin olun o zaman, “Ne yapalım mecburduk!” savunmasının hiçbir geçerliliği olmayacak. 

Karar duruşmasında Av. Selçuk Kozağaçlı’nın yaptığı savunma tarihsel bir metindir. 

Havuz medyası elbette görmezden geldi ama kendini muhalif olarak lanse eden medya da doğru dürüst yer vermedi. 

Ve ben bugün size Kozağaçlı’dan hiç beklemediğim, beklemediğim nispette de etkilendiğim olan bölümü anlatacağım.

Av. Kozağaçlı muazzam bir özgüven ve haklılık psikolojisi ile yaptığı epik savunmada savcı ve hakimleri adeta eze eze, hem davanın seyrini, hatalarını ve işlenen hukuk cinayetini sıraladıktan sonra bir noktada hiç beklenilmeyen bir örneğe yöneliyor. 

Şöyle diyor: 

“Onlar sanıyorlar ki; biz sussak mesele kalmayacak

Hâlbuki

Biz sussak tarih susmayacak

Onlar sanıyorlar ki

Bizden kurtulsalar mesele kalmayacak…

Hâlbuki

Bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar

Vicdan azabından kurtulsalar

Tarihin azabından kurtulamayacaklar

Tarihin azabından kurtulsalar

Tanrının gazabından kurtulamayacaklar”

Malum olduğu üzere bu satırlar yaklaşık bir yıl önce vefat eden ve siyasal İslamcıların da pek bayıldığı Sezai Karakoç’a ait. 

Ancak bence savunmanın en etkili kısmı şurası: 

“Yargıçlar sanık lehine delil gördüğünde ne yapar? 

Yusuf suresinin 35. ayetinde der ki, ‘Yusuf’un suçsuzluğu konusunda açık delilleri gördüğünde adamların aklına şu geldi, onu bir süre daha zindana atalım’.

Sure şu bakımdan ilginç. 

Apaçık delilleri görmelerine rağmen zindana attılar. Hapse attıklarında, üzerine anahtar kapattıklarında herkes suçlu olduğunu düşünür.

Önce anahtarı çeviriyorsunuz, ardından bizi tartıştırıyorsunuz. 

Tutuklu tutulmamızı, suçluluğumuzun gerekçesi olarak gösteriyorsunuz. 

Kapatabildiğiniz için bizi suçlayabiliyorsunuz.

 ‘Hz. Yusuf gibi yatacak, çıkacaksınız.’ Öyle yattık, öyle de çıkacağız. Hapishane bizi çürütemez. 

Emin olun Medrese-i Yusuf’ta, Yusuf gibi yatıyoruz.”

Açık söyleyeyim, pek çok yorum ve tefsir okudum. 

Meseleye bu açıdan bakana hiç denk gelmedim. 

Gerçekten de öyle…

Lehine pek çok delil olsa bile, önce zindana atalım, nasılsa halk “Suçları olmasa niye zindana atılsınlar ki?” şeklinde düşünecektir. 

Kur’an-ı Kerim’in bin küsur sene önce aktardığı tarihsel bir hikayenin hala nasıl güncelliğini koruduğunu görmek bir yana, anlattığı hakikatin bir solcu-devrimci mazlum tarafından tespit edilip dile getirilmesi apayrı bir hayret verici durum. 

Kozağaçlı ve tüm devrimcilerin elbette bir gün mutlaka özgürlüklerine kavuşacağına inanıyorum. Zira dünyada hiçbir zalim muktedir ilanihaye zulmünü sürdürememiş. 

Umudum ve beklentim şudur; devrimcisiyle, dindarıyla tüm Medrese-i Yusufiye mazlumlarının bir gün siyasal İslamcı-Ergenekoncu zalimlerin zincirlerinin boyunlarına dolandığını görmek. 

Selam olsun Yusuflara!

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

2 YORUMLAR

  1. Evet harika bir savunma..
    Ve bütün siyasal İslamcılara tokat gibi Kurani savunma..
    Ve haklıya hakkını veren harika bir makale..

    Sahi bunlar bu zülümlerini hangi ayetlere dayandırıyorlar?

    Ehli vicdan ve ehli iman bütün insanların bu savunmayı okuması lazım..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin