Mars etmeyi severiz, Mars’a gitmeyi değil!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Biz Mars’ı tavladan biliriz sadece.

Uzay ise şimdiki muktedirin acayip bir ezikliği nedense. Bir takıntı ki sormayın. İlle de uzay, gideceğiz diye tutturmuş Saray…

Oysa burnumuzun ucunu göremiyoruz, ne uzaya gitmesi!

Çakma hızlı treni raydan çıkarıp yolcuları cezalandıran bir memleketin uzay projesine kim inanır ve güvenir bilemiyorum elbette.

Aslında hepsinin birbiriyle ilgisi var.

Uzaya araç yollamak ile tren seferleri arasında, binlerce yandaş yalakanın alkışlarıyla Mars’a modül indirmek arasında doğru ve ters orantılı alakalar mevcut.

Malum, Erdoğan alay-ı vala ile Uzay Ajansı’nda konuşma yaptı. İki yıl içinde uzaya insanlı araç yollayacakmışız!

Öyle buyurdu kendileri.

Biliyorsunuz, bugünlerde “Sayın cumhurbaşkanımızın” onayı, tensibi, emri, tavsiyesi filan olmadan yaprak kımıldayamıyor.

Tesadüf bu ya, aynı esnada NASA dünyadan milyonlarca kilometre uzaktaki Mars’a Perseverance isimli bir araç indirdi. Araç 7 aylık bir yolculuk sonrasında tam arzu ettikleri noktaya iniş yaparken, TSK dağlarda 13 esir askeri (en iyi ihtimalle) kurtarmak isterken katlettirdi.

Çin’e gitmek için yola çıkan yardım treninin birkaç kilometre sonra Gebze’den dönmesinin üzerinden birkaç ay geçmişken yaşandı bunlar.

Çakma rektörü savunmak için üniversiteye konuşlanan polisler öğrencileri coplarken “Yukarı bakmayın” diye emir verdiklerinde yukarıdan geçiyordu NASA’nın Mars aracı…

NASA…

Amerikan Uzay Ajansı..

24 milyar dolarlık devasa bütçesiyle dünyanın tüm uzay çalışmalarının toplamından fazla bir maddi imkana sahip kuruluş.

Türk uzay ajansı bütçesi ise bunun yanında çerez parası niteliğinde 5,4 milyon dolar. Bir Mars aracının 4 tekerleği kadar filandır sanırım.

NASA aracının Mars’a inişini göstermedi Türk televizyonları.

Onun yerine Cumhurbaşkanı ve MHP liderinin herkesi hain, kalleş, namert, uğursuz ilan ettiği konuşmaları ve yalakalarının bu konuşmalar üzerine yaptıkları yorumları yayınladılar.

NASA aracında ABD başkanını posteri, imzası filan yoktu.

Mesela biz yollasak öyle olmazdı eminim.

Allah selamet versin Cem Yılmaz’ın vaktiyle yaptığı espri gibi bir uzay ajansımız ve uzay çalışmalarımız olurdu eminim.

Tıpkı belediyelerde, bakanlıklarda olan kadrolaşma gibi kadrolaşmalar uzayda da yaşanırdı.

Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle kalkardı uzay aracı.

Üzerinde devasa Erdoğan posteri, gururla çıkardı atmosferden fonda Dombra müziğiyle. Muhtemelen Cumhurbaşkanımız 90 eskortuyla stratosfere kadar eşlik ederdi araca. Artık Atak 1 mi kaç mı koyarlardı ismini bilmiyorum. Malum bu tür isimlere bayılıyoruz. En son yerli ve milli tavuk üretmiştik ATAK isminde!

Mars’ta halkın AKP’ye güvenini artırıcı özel deliller bulunabilirdi mesela. Uzaylılar havuz medyasına konuşup, AKP iktidarının oralarda bile takdir gördüğünü anlatırlardı. Milli Uzay Programının çerçevesinde Mars’a bir cami projesi gerçekleştirirdik. Minaresi Satürn’den görünecek ki şanımız yürüyecek!

Biz kolayını bulmuşuz. En çetrefilli meselelerde bir fotoşop tamam işte.

Elektrikli araba mı, yaptır yabancıya bir modelleme tamamdır. Biraz da fotoşoplu ayrıntılar koydu mu, birkaç yıl götürür bizi.

‘Yerli uçak göklerde’ fotoşopu hala billboardlardan aklımızda. Yerli traktör yapacaktık ya hani.

Elektrikli, 50 liralık elektrik koyup deposuna bir yıllık hasadı yapacaktı bize.

Uzay işi de böyle, iki fotoşoplu astronotla gidilir zannediyoruz, yaparız da.. Hatta Mars fotoları geçeriz oralardan…

Mars’ın görüntüleri Fahrettin’in kontrolünden geçtikten sonra servis edilirdi medyaya.

Öyle her önüne gelen foto çekip atamaz de mi yani!

Ve “Önce Vatan” yazardık Mars taşlarıyla Mars Dağları’na, Hulusi operasyon çekerdi Mars mağaralarına. Bir şekilde şehit de verirdik, oy felan için…

Dedim ya hepsinin birbiriyle ilgisi var aslında alakasız ve absürt gibi dururken…

Error verdi zihnim yazı bitti…

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin