Maliye’nin doğru adımı, Cahit Özkan’ın aklını tutması

HABER ANALİZ | MUHSİN AHMET KARABAY

Birbirinden çok farklı olmayan ama birbirinden ayrı iki konu var gündemimde. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın döviz alımına ilişkin tebliği ve AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın Japon Yeni üzerinden TL’nin dolar karşısında düştüğü pozisyonu açıklaması.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sistemi çalışamaz hale getirme yolunda 12 Ekim 2021’de yanlış bir adım attı. Yayınladığı tebliğle 1 dolar bile satın almak isteyenlere kimlik göstermeyi zorunlu hale getirdi.

Amaç, halkın dövize olan talebini kırmaya çalışmaktı. İstenilen olmadığı gibi, sıkıntıları daha da artırdı. Kararı protesto eden döviz büfeleri kepenk indirip eylem yapmıştı o günlerde.

Sistemin çalışamaz hale geldiği konusunda bakanlığa giden şikayetler ayyuka çıkınca bu kez küçük bir düzeltme yoluna gidildi. Limiti 1 dolardan 100 dolara çıkardı. Yani bugünden itibaren 101 dolar ve daha üstü döviz bozdurmalarında kimlik gösterme zorunlu olacak.

Yeni uygulamanın hin noktası ise “işlem limitlerini belirleme yetkisinin” bakanlığa verilmesi şerhinin ilave edilmesi oldu. Bunun anlamı, bakanlığın bu limitle sık sık oynaması anlamına geliyor.

Yeni tebliğ, bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı. İşi bilenler sessiz kalmayı ya da yeni durumu yalın hali ile paylaştılar. Bir de her ne olursa olsun iktidara bir söz söyleyip eleştirme sevdasında olanlar var.

Geceden bu yana neler dediklerine bakıyorum. Aman Allahım. Neler diyorlar neler. Bilerek bu tavrı takınıyorlarsa bunu trollük diye adlandırmaktan başka sıfat yok. Eğer ne olduğunu bilmeden bu sözleri sarf ediyorlarsa, bu kez de fena halde oltaya geliyorlar demektir.

Bu oltaya gelmelerden yararlanacak olan kendilerini konumlandırdıkları muhalefet bloğu değil iktidar kanadı olur.

AK PARTİ CAHİT ÖZKAN’I DAHA ÇOK KONUŞTURMALI

AK Parti içinde bugün bile değerli isimler var. Sesleri çıkmıyor veya konjonktür itibariyle geri planda kalmaya çalışıyor olabilirler. Bunlara kızıyor olabilirsiniz. “Hâlâ mı?” diye başlayan bir dizi cümle kurup bu isimlere gönderme yapabilirsiniz. “Haksızsınız” diyemem.

Lakin “değerli insan olmak” ile “doğru insan olmak” ayrı kavramlar. Benim değerli tanımlamasını yaptığım isimlerin parti içinde uzun zamandır sesleri çıkmıyor. Konuştuğunuzda, “Ben burada olmazsam, memlekete daha çok zarar verecekler” diye özetlenebilecek bir savunma yapıyorlar.

İktidar partisinin bir de hem beceriksiz, hem de antipatik tipleri var. Bu cümlede benim iki favorim var. Biri Çanakkale milletvekili ve Grup Başkanvekili Bülent Turan, diğeri de Denizli milletvekili ve Grup Başkanvekili Cahit Özkan.

Aklı selim tipler geri plana itilince ya da kendilerini geri çekince meydan bu kelimeleri peş peşe sıralayabiliyorlar diye iyi konuştuğu sanılan tiplere kalmış durumda. Hangisi daha sevimsiz ve hangisi daha toplumu AK Parti’den daha çok soğutuyor deseler “al birini vur ötekisine” diyebilirim sadece.

Antipatide ve cehalette başa güreşen Cahit Özkan, Türk Lirasının dolar karşısındaki hal-i pürmelalini kendi aklınca savunmaya kalktı. Bir özgüven sergilemesi var ki sormayın gitsin. Daha inandırıcı ve daha doğal olduğunu sanırken sakilliğini sergileyip durdu.

Cahit Özkan, 114 Japon Yeninin bir ABD Doları olduğundan hareketle TL’yi savunmaya çalışıyor. Özkan, 1 doların 10 TL’yi aştığını sanıyor. Unutmayın, Türkiye 2005’te TL’den 6 sıfır atarak sadece telaffuzu kolaylaştırdı.

Zamanı olanlar “Dolar 10 TL olmadı, rakamları doğru okuyalım” başlıklı yazımı dönüp okuyabilirler. Kasım 2021 itibariyle 1 dolar esas itibariyle 10.800.000 (on milyon sekiz yüz bin) TL oldu.

AK Partili Özkan, “Acaba Japonya, ’nasıl başarısız bir ekonomiyiz’ diyerek 114 yen olan dolar kurunu göstererek kendi ekonomisini değerlendiriyor mu?” diye soruyor.

Muhtemelen bugünkü ekonomik tabloyu bilen birinin savunması mümkün değil, bundan dolayı bilmeyen Cahit Özkan gibi birinin savunması uygun görülmüş olmalı. Bir parti adına bu açıklama yapılıyorsa, muhtemelen o parti siyasetten umudunu kesmiş olmalı.

Japon Yeninin ABD Doları karşısındaki seyri Cahit Özkan’ın anlattığıyla alakası olmadığının altını çizmek gerek.

Japon ekonomisi, global petrol krizinin yaşandığı 1970’li yıllarda zor bir dönem geçirdi. Bundan dolayı da Yen/Dolar kuru son 50 yılda hayli iniş çıkışlı oldu.

Ancak, 1990’lı yıllardan itibaren istikrarlı bir seyir izledi. Son 5 yılda ise değer farklılaşması sadece binde 8. (1 ABD Doları 5 yıl önce 113,07 Japon Yeni’ne eşitti. Bugün 114,07). Aynı dönemde ise 1 ABD Doları 5 yıl önce 3,44 Türk Lirası’na eşitti. Bugün 10,85. Artış yüzde 215.

Cahit Özkan’ın bilmediği ya da halkın bilmesini istemediği husus, bir paranın diğer para karşısında ne kadar değerli olduğu değil. Önemli olan iki para biriminin değişim hızının seyri.

Örnek verdiği para birimi 5 yılda sadece binde 8 değişim gösterirken, TL’deki değişim yüzde 215.

Cahit Özkan, yen/dolar kıyaslaması yaptığı basın toplantısında gelecek seçimlere ilişkin partisinin oy oranı öngörüsünü de yapıp rakamlar telaffuz ediyor.

AK Parti’nin 2023 seçimlerinde yüzde 75-80 oy alacağını söylüyor. Söylediği rakamlar, muhtemelen ülkenin yaşadığı enflasyon oranı olacak. İşadamı Jean Paul Getty’nin dediği gibi. “Enflasyon taşınmanıza gerek kalmadan daha pahalı bir muhitte oturmanızı sağlar.”

Unutmayın, “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.”

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

2 YORUMLAR

  1. “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.” Nedir bu cümle? Sosyal bir kanun mu? Eğer bu doğru ise Dolar´ın yükselmesi ile otomatik olarak bu iktidar değişecektir, öyle mi?
    Doğrusu bu bana pek ikna edici gelmiyor. Türkiye de halkın, özellikle de muhafazakar kesimin devletin karşısında hak arama gibi bir bilinci ve geleneği yok. İktidarın halkın beynini kontrol etmek için elinde basın gibi, Diyanet gibi, tarikat şeyhleri gibi yeterince mekanizma var.
    Burada ayrıca Fransız düşünür Alexis de Tocqueville´in (1805-1859) bir tespiti aklıma geldi. Fransız Devrimi´ni (1789) de inceleyen de Tocqueville devrimlerin baskının en katı olduğu dönemde değil, iktidarların reformlara hazır olduğu ve görüşünü açıklama riskinin azaldığı dönemlerde patlak verdiğini söylüyor.
    “Devrimlerin indirdiği yönetimler öncekilerden daha iyi olan yönetimlerdir. Tecrübe göstermektedir ki, yönetimler için en tehlikeli anlar reform yapmaya başladığı dönemlerdir” diyor.
    “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur” sözü bence izaha muhtaç. Bu insanları işler kötüye gidince nasıl olsa bir nokta gelir ve iktidar değişir beklentisine ve ataletine götürebilir. Ancak Türkiye gibi Ortadoğu ülkelerinde iktidarların elinde insanların yoksulluğunu normal kabul ettirecek söylemleri geliştirmek zor olmasa gerek.
    Çıkarırlar fakirliği öven, cennete en son gideceklerin zenginler olduğunu ifade eden birkaç hadis, “Bu dünya rahat etme yeri değildir” derler, “Bu dünya kafirlerin cenneti müminlerin imtihan yeridir” derler ve yürütüler gemilerini.
    Bugüne kadar böyle olmadı mı?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin