MAK Araştırma’dan çarpıcı KHK anketi: Katılımcıların ”yüzde 91,4’ü KHK’lar gerekli değildi” dedi

MAK Araştırma’nın yaptığı  araştırmaya göre, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gerçekleştirilen KHK uygulamalarının gerekliliği ve hukuki meşruiyetine ilişkin görüşleri sorulan katılımcıların yüzde 91,4’ü “Hayır, gerekli değildi” cevabını verdi. KHK uygulamalarının toplumsal algıda ciddi bir hukuki ve adil yönetim krizi oluşturduğu gösteren bu sonuç, KHK’ların amaç-araç dengesini kaybettiği ve kitlesel bir cezalandırma aracına
dönüştüğü yönündeki algıyı destekledi. Ankete katılan kişiler, suçun şahsiliği ilkesine uygun olmayan, bireyselleştirilmemiş bir yargılamaya tabi tutulmadan işten çıkarılan yüz binlerce kişi nedeniyle uygulamayı adaletsiz ve gereksiz buldu.

İktidara yakın MAK Danışmanlık Araştırma şirketinin, “KHK Mağduru Olduklarını Beyan Edenlerin Soruna Yönelik Bakış Açıları” başlıklı araştırması sonuçları açıklandı.

15–20 Kasım 2025 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya, Türkiye’de yaşayan ve kendisini
KHK mağduru ya da birinci derece KHK mağduru yakını olarak tanımlayan 6 bin 500 gönüllü katılırken örneklemin yüzde 1’i ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi. Bu nedenle araştırmanın, “nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı hibrit bir tasarıma sahip” olduğu kaydedildi.

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI DİKKAT ÇEKTİ

KHK’lı katılımcıların önemli bir kısmı 9–15 yıl kıdeme sahip olduğu kıdemli personelin ihraç
edilmesi, karar süreçlerinde bireysel performans veya kurumsal ihtiyacın değil, politika temelli toplu tasarrufların etkili olduğuna işaret etti. Bu durumun, katılımcıların gözünde ihraç sürecinin “kişisel kusura değil, kategorik değerlendirmelere dayandığı” algısını güçlendirerek adalet duygusunu zedelediği ve devlet– vatandaş ilişkisini uzun vadede yıprattığını ortaya çıkardı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gerçekleştirilen KHK uygulamalarının gerekliliği ve
hukuki meşruiyetine ilişkin görüşleri sorulan katılımcıların yüzde 91,4’ü “Hayır, gerekli değildi” cevabını verdi. Bu yüksek oran, uygulamanın toplumsal algıda ciddi bir hukuki ve adil yönetim krizi oluşturduğunu gösterirken bu sonuç, KHK’ların amaç-araç dengesini kaybettiği ve kitlesel bir cezalandırma aracına dönüştüğünü gözler önüne serdi.

Katılımcılar, suçun şahsiliği ilkesine uygun olmayan, bireyselleştirilmemiş bir yargılamaya tabi tutulmadan işten çıkarılan yüz binlerce kişi nedeniyle uygulamayı adaletsiz ve gereksiz buldu. Bulgular, sürecin suçun şahsiliği ilkesini ihlal ettiğini ve somut delillere dayanmayan kararların suçsuz bireylerin haksız yere cezalandırılmasına yol açtığını ortaya koydu.

KURUNUN YANINDA YAŞ DA YANDI: YÜZDE 88.7

Yargılamaların meşruiyet ve objektiflikten uzak, bireyselleştirilmemiş ve keyfi bir şekilde yürütüldüğü belirten katılımcılar, KHK sürecinin hukuki meşruiyetini yitirdiğini ve temel hukuki güvencelerin göz ardı edildiğine işaret etti.

ADİL YARGILANMADIK: YÜZDE 98.8

Ankete katılan KHK’lıları yüzde 98.8’i adil bir yargılama yapılmadığını belirtti.


OHAL KOMİSYONU BAŞARILI ÇALIŞMADI: YÜZDE 99
Bu soruya verilen neredeyse oybirliği niteliğindeki olumsuz cevap, OHAL Komisyonu’nun KHK sürecinde üstlendiği temel işlevi yerine getiremediği yönünde güçlü ve kolektif bir kanaat bulunduğunu gösterdi.

KHK’LILARIN ÖZEL ŞİRKETTE ÇALIŞMASI SAKINCALI DEĞİL: YÜZDE 98,2

HAKLAR SADECE MAHKEME KARARIYLA İADE EDİLMELİ


Katılımcıların tercihi, göreve iade sürecinin siyasi iradenin değişkenliğine bağımlı olmaması
gerektiğini vurguladı. KHK sürecinde yaşanan belirsizlik ve idari mekanizmalara
güvensizlik, hukuki çözüm arayışının temel motivasyonu olarak ortaya çıkardı. Yüzde 20,7’lik “Hayır” cevabı, hukuki güvenceye karşı çıkmayı değil, çözümün hız ve kapsamını
önceliklendiren bir yaklaşımı yansıttı. Katılımcıların mahkeme kararı talebi
ise, hukuki aklanmayı kesinleştirmenin yanı sıra, siyasi otoriteden bağımsız, tarafsız bir hak iade mekanizması oluşturma isteğini de gösterdi.

HAKSIZ YERE KHK İLE İŞTEN ÇIKARMA: YÜZDE 94

Haksız ihraçların yakın çevrede yaygın olarak gözlemlenmesi, mağduriyetin bireysel bir hata
veya münferit bir olay olmadığını, aksine toplumsal düzeyde kolektif bir adaletsizlik biçimi olarak deneyimlendiğini gösterdi.

KHKLAR TOPLUMDA ADALET VE GÜVENİ OLUMSUZ ETKİLEDİ: YÜZDE 98,7

Yüksek olumsuz cevap oranı, hukuk devleti ilkesine ve kurumsal tarafsızlığa olan inancın neredeyse tamamen sarsıldığını ortaya koydu. KHK uygulamalarının yol açtığı bu yaygın olumsuz algı, toplumsal ilişkilerde güvensizlik, kurumlara karşı mesafelenme ve geleceğe yönelik belirsizlik gibi sonuçlar doğurdu. Bu bağlamda, yüzde 98,7’lik olumsuz cevap, mağduriyetin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir kriz haline geldiğini ve
adalet ile güvenin yeniden tesis edilmesinin, KHK sürecinin çözümünde en uzun vadeli ve en zorlu hedef olduğunu ortaya koydu.

İLGİSİZ KURUMLAR DA KHK İLE KAPATILDI: YÜZDE 79,5

SENDİKA VE BANKA SUÇLAMA KONUSU OLMAMALI: YÜZDE 98,7


Katılımcıların çoğunluğu, sendika üyeliği ve banka hesabı gibi dayanakların kabul edilemezliğini vurgulayarak yalnızca kendi haklarını değil, tüm sistemin keyfi uygulamalardan arındırılması gerektiği yönünde kolektif bir talep ortaya koydu.

GERİ DÖNMEMİZ GÜVENLİK RİSKİ OLUŞTURMAZ: YÜZDE 99,1

Katılımcıların neredeyse tamamının “Hayır” cevabını vermesi, ihraç kararlarında ileri sürülen
güvenlik gerekçelerinin temelsiz ve haksız olduğu yönündeki güçlü ve mutlak bir kanaati
yansıttı. Bu, KHK mağdurlarının kendilerine atfedilen “terör bağlantısı” veya “güvenlik riski”
damgasını reddettiğini ve bu damgalamaya karşı etkin bir itibar savunması geliştirdiğini
gösterdi.

GENEL AFLA İADE EKONOMİYE KATKI SAĞLAR YÜZDE 98,1

Katılımcılar, ihraçların yalnızca bireysel hak kaybına yol açmadığını, aynı zamanda ülke için önemli bir beşeri sermaye kaybı ve ekonomik maliyet oluşturduğunu vurguladı. Bu bağlamda, KHK’lıların yeniden istihdam edilmesi, sadece kendi gelir ve istikrarlarını geri kazanmalarını sağlamakla kalmayıp, üretkenliği, vergi gelirlerini ve genel ekonomik canlılığı artıracak bir politika olarak görüldü.

KHKLILAR İÇİN YASA YA DA AF ÇIKARILSIN: YÜZDE 92,9


Katılımcılar, yalnızca geçmiş mağduriyetlerin giderilmesine yönelik bir hak iadesi değil; aynı zamanda bu süreçte ortaya çıkan hukuki belirsizliklerin ve yapısal sorunların kalıcı biçimde çözüme kavuşturulması yönünde beklentiye sahip.

KHKLAR TÜRKİYENİN İMAJINI OLUMSUZ ETKİLEDİ: YÜZDE 99,1

Katılımcıların bu yüksek düzeydeki ortak görüşü, KHK sürecinin insan hakları standartları, hukukun üstünlüğü ve demokratik normlarla uyumuna dair ciddi kuşkular yarattığını ortaya koydu. Uluslararası kuruluşlar ve yabancı devletlerin Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin mağdurlar nezdinde karşılık bulması, ülkenin demokratik görünürlüğü ve hukuki güvenilirliği açısından bir zedelenme algısının yerleştiğini gösterdi.

ÇOCUKLARIMIZ OKULDA VE İŞTE AYRIMCILIĞA UĞRADI: YÜZDE 91,8


KHK’lıların çocuklarının okulda ya da iş yaşamında ayrımcılığa maruz kaldığını düşünenlerin
çok büyük bir çoğunlukta olması, sürecin etkilerinin yalnızca bireylere değil, doğrudan ailelere ve özellikle çocuklara kadar uzandığını gözler önüne serdi.

İHRAÇ NEDENİMİZ ASILSIZ İHBAR VE HUSUMET

KHK mağdurlarının büyük çoğunluğu (yüzde 66,8), ihraç kararlarının asılsız ihbarlar veya kişisel husumetler nedeniyle alındığına kesin olarak inanıyor. Bu, karar süreçlerinin nesnel hukuki delillerden ziyade subjektif ve kötü niyetli etkenler tarafından şekillendiği yönündeki güçlü algıyı yansıtıyor. Yüzde 11,9’luk “kısmen” cevabı, bazı katılımcıların ihraç kararlarının hem subjektif faktörler hem de sınırlı ölçüde nesnel delillere dayandığını düşündüğünü gösteriyor. Bu grup, sürecin tamamen asılsız ihbar veya kişisel husumete dayanmadığını kabul etmekle birlikte, tarafsız ve adil olmayan unsurlar içerdiğini vurguladı. Öte yandan, yüzde 16,1’lik “hayır” cevabı, bazı mağdurların ihraç kararlarının sübjektif etkenlerden
bağımsız olarak tamamen hukuki ve objektif temellere dayandığına inandığını gösterdi. Bu
durum, sürece ilişkin algının mağdurlar arasında homojen olmadığını ortaya koyarken, çoğunlukta ciddi bir güven kaybı ve hukuki meşruiyet sorgulamasının hakim olduğunu gösterdi.

OHAL KOMİSYONUNDAN UMUTLUYDUM: YÜZDE 25

Katılımcıların büyük çoğunluğunun (yüzde 88,8) başvuruların sonuçlanması konusunda olumsuz veya kararsız bir başlangıç beklentisine sahip olması, Komisyon’un kurumsal meşruiyetini başvuru anında bile tesis edemediğini ve hukuki bağımsızlığına dair derin şüpheler taşındığını kanıtladı.

İHRAÇ EDİLMEM KURUMUMU OLUMSUZ ETKİLEDİ: YÜZDE 63,4


Katılımcıların büyük bölümü, ihraçların ardından kurumlarda iş yükünün arttığını, görev
dağılımında dengesizlikler oluştuğunu ve uzmanlık gerektiren bazı pozisyonlarda boşluk meydana geldiğini ifade etti.

GÖREVE İADE EDİLİRSEK ÖNYARGIYLA KARŞILAŞABİLİRİZ YÜZDE 45,5

KHK mağdurları, göreve iade edilseler bile adil görev dağılımı, terfi ve kariyer gelişimi gibi konularda ayrımcılığa uğrayacaklarını düşünüyor.

ÖNEMLİ OLAN HUKUKEN TAMAMEN AKLANMAK

KHK mağdurları için hak arayışında öncelik, maddi veya mesleki kazanımlardan ziyade hukuki ve manevi itibarın yeniden tesisi olduğu gözler önüne serildi.

ÖZEL SEKTÖRDE AYRIMCILIĞA UĞRADIM: YÜZDE 87,2


Katılımcıların yüzde 87,2’si KHK statüsünün bireyler üzerinde yalnızca kamu sektörünü değil, özel sektör işgücü piyasasını da etkileyen kalıcı bir damgalama olduğu ortaya belirtti.

SOSYAL ÇEVREMDEM DIŞLANDIM: YÜZDE 81,7

 

Katılımcıların büyük çoğunluğu, ihraç sonrası yakın ve geniş çevrelerinden
uzaklaştırıldıklarını veya mesafeli ilişkiler deneyimlediklerini belirtti.

PSİKOLOJİK DESTEK ALMA İHTİYACI HİSSETTİM: YÜZDE 67,1

KHK mağdurlarının büyük çoğunluğunun psikolojik destek ihtiyacı hissettiğini ortaya
koyarak, sürecin mağdurlar üzerinde yoğun bir psikolojik yük oluşturduğu gösterdi. Bu durumun, yaşananların yalnızca ekonomik ya da hukuki bir sorun olmadığını; aynı zamanda derin bir duygusal, bilişsel ve psikolojik yıpranma meydana getirdiğini ortaya çıkardı.

KHK SORUNU 3 YILDA ÇÖZÜLÜR: YÜZDE 21,2

Katılımcıların yarıdan fazlasının (yüzde 53,2) sorunların önümüzdeki üç yıl gibi kısa bir süre içinde tamamen giderilebileceğine inanmaması, mağdurların yakın geleceğe dair iyimserlik düzeyinin oldukça düşük olduğunu gösterdi. Bu veri, anketin genelinde tespit edilen kurumsal güvensizlik ve hukuki süreçlerin yavaşlığı (yüzde 98,7 Hayır) gibi temel faktörlerin bireylerin gelecek beklentilerini ne ölçüde yapılandırdığını kanıtlar nitelikte.

SEÇİM SONRASI YENİ HÜKÜMET KHKLILARI GÜNDEME ALIR: YÜZDE 38,2

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin