Dokuz yıldır cezaevinde bulunan askeri öğrenciler ve kursiyer teğmenlerin anneleri, Ankara Ulus Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Valilikten izin alınarak saat 13.00’te yapılması planlanan açıklama, polisin “açıklamanızı bir an önce yapın, dağılın” yönündeki uyarıları nedeniyle planlanandan önce gerçekleştirildi.
Saat 13.00’te alana gelen DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, polisin tutumuna tepki gösterdi. Gergerlioğlu, milletvekillerinin zor zamanlarda halkın yanında olmak için bulunduğunu belirterek, polis müdahalesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Ankara Ulus’ta Türkiye’nin dört bir tarafından gelen adalet isteyen er kursiyer teğmen anne babalarının engellenmek istenen basın açıklamasında konuşuyorum! pic.twitter.com/JKaoHfX4l8
— Ömer Faruk Gergerlioğlu (@gergerliogluof) February 22, 2026
“Milletin mazlum fertleri burada” diyen Gergerlioğlu, 15 Temmuz sürecinde yargılanan askeri öğrenciler, kursiyer teğmenler ve kısa süreli askerlik yapan erlerin ailelerinin Anadolu’nun farklı illerinden gece yola çıkarak Ankara’ya geldiğini söyledi. Polislerin halka baskı yapma yetkisi olmadığını dile getiren Gergerlioğlu, konuyu İçişleri Bakanlığı’na ve Ankara Valiliği’ne taşıyacağını belirtti.
Anayasa’nın 34. maddesine dikkat çeken Gergerlioğlu, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının güvence altında olduğunu vurguladı ve görevini kötüye kullandığını düşündüğü kamu görevlileri hakkında şikâyetçi olacağını ifade etti. “Bu annelerin ne suçu var?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“AYRICALIK DEĞİL, ADİL DEĞERLENDİRME İSTİYORUZ”


Kursiyer teğmen annesi Fatma Okka tarafından okunan basın açıklamasında ise aileler, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimini kınadıklarını ve hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini ilettiklerini belirtti.
Açıklamada, ailelerin Türkiye’nin birliği ve bütünlüğünden yana oldukları vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
“Bizler 15 Temmuz sürecinde askerî öğrenci, kursiyer teğmen, stajyer ve alt rütbeli personel olarak görev yapan evlatlarımızın aileleriyiz. Bizim cephemiz Türkiye’dir. Devletimizin ve milletimizin yanında durmak konusunda hiçbir tereddüdümüz yoktur.”
Aradan yaklaşık on yıl geçmesine rağmen yargılama ve infaz süreçlerinin kamu vicdanında tartışılmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, ceza hukukunun temel ilkesinin şahsi sorumluluk olduğu hatırlatıldı. Aynı olay kapsamında farklı kişiler hakkında farklı sonuçlar doğmasının adil yargılanma ve eşitlik ilkeleri bakımından soru işaretleri oluşturduğu ifade edildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emir–komuta zincirine dikkat çekilen metinde, alt rütbeli personel ile askeri öğrencilerin konumlarının yargısal değerlendirmelerde bütüncül biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, tutukluluk ve infaz süreçlerinin ölçülülük ilkesi çerçevesinde yeniden incelenmesi, bireysel sorumlulukların somut delillerle ayrı ayrı değerlendirilmesi ve toplumsal barışı güçlendirecek şeffaf bir hukuki yol haritası oluşturulması çağrısında bulunuldu.
“Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz cezasızlık talep etmiyoruz. Biz yalnızca hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde adil, bireyselleştirilmiş ve ölçülü bir değerlendirme istiyoruz.” denilen açıklama şu sözlerle tamamlandı:
“Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü için adaletin; hukuk, ölçülülük ve vicdan ilkeleri çerçevesinde tecelli etmesini bekliyoruz.”
