KULİS | Erdoğan’ın ‘EYT’ pişmanlığı: “Beni kandırdınız!”

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın EYT konusunda partililere ‘beni kandırdınız’ diyerek kızdığı iddia edildi. Kuliste konuşulanlara göre Erdoğan’a EYT’nin toplam maliyetinin 25 milyar TL olacağı söyleniyor ancak rakam 300 milyara çıkıyor. Bunun üzerine Erdoğan, kendisine sunum yapanlara, “Beni kandırdınız.” diyerek kızıyor…

Nefes gazetesi yazarı Nuray Babacan, AKP’de son dönemde artan iç rahatsızlığı yazdı. Babacan’ın aktardığı kulis bilgilerine göre, kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarda hem EYT düzenlemesi hem de yerel yönetim politikaları sert özeleştiriler söz konusu. AKP’li bazı siyasetçilerin parti içindeki gidişatı, “Düz yolda gidiyoruz diye tabelalara kimse bakmıyor. Araç çok hız aldı, böyle giderse duvara çarpacak” sözleriyle tarif ettiği ifade ediliyor. Çözülme, liyakatsizlik ve yanlış kararların sonuçlarının partinin deneyimli isimlerinde ciddi kaygılara yol açtığı belirtiliyor.

Babacan’ın yazısında bazı bölümler şöyle:

Parti yöneticileri ve milletvekillerinin katıldığı bir toplantıda, konu EYT’den açılıyor. Herkes, hep bir ağızdan bu sistemden ve sonuçlarından şikayet edince, birileri itiraz ediyor; “Sorumluluğu kime atıyoruz? Bunu biz yapmadık mı? ‘Bizi zorladılar’ gibi bir savunma yapamayız. EYT düzenlemesinin hata olacağını o dönem söyleyenlerin sözleri dikkate alınmadı. Bununla da kalmadı, Cumhurbaşkanına eksik ve yanlış bilgiler verildi. “Bu düzenlemenin yıllık maliyeti 25 milyar lira” dendi. 300 milyar lira olduğu ortaya çıkınca Cumhurbaşkanı ‘Beni kandırdınız’ diye kızdı. Maliyetin sürekli katlanarak artacağını ve devam edeceğini söyleyenler dikkate alınmadı…”

Bu sözler üzerine salonda sessizlik oluyor…

***

Başka bir toplantıda, bu kez yerel yönetimlerle ilgili art arda alınan yanlış kararlar eleştiriliyor. Açılım sürecinde de gündeme gelen güçlü yerel yönetimler konusu, CHP’li belediyelere yapılan operasyonlarla da çelişiyor.

O dönem hazırlanan ‘Yerel Yönetimler Reform Paketi’nin yine partinin içinden engellendiğine ilişkin örnekler anlatılıyor. Dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın paketin engellenmesi için kulis yaptığı anlatılıyor.

İki belediye başkanının elindeki yetkilerin bir kısmının ilçe belediyelerine aktarılması anlamına gelen düzenlemeyi tırpanladığı şöyle anlatılıyor;

“Sanki sonsuza kadar yerel yönetimler bizde kalacakmış gibi iki belediye başkanı ‘yetki ellerinden gitmesin’ diye son derece doğru olan ‘Yerel Yönetimler Reform Paketi’nin çok önemli maddelerini engellediler. Orada amaç, yetkilerin ilçe belediyelerine devredilmesi, büyükşehir belediyelerinin ise yatırımları denetleyici olmalarıydı. O zaman bunu yapabilseydik, bugün yerelde yetki sorununu tartışmıyor olacaktık.

Ne zaman belediyeler elimizden gitmeye başladı, bu kez de tam tersini yaptık. Büyük şehirlerin yetkisini merkeze devretmek gibi yine yanlış adımlar attık. Bütün bunlar ne yerelde yatırım ve hizmet yapılmasına uygun ne de açılım sürecine…”

***

Bu örnekler, hatalı taşların nasıl döşendiğini, günlük fayda ve çıkar için halkın ihtiyaçları ve önceliklerinin nasıl yok sayıldığını, her adımın siyasete tahvil etme amacıyla atılırken, bu manevraların faturasını halkın ödediğini gösterdi.

Şimdi bütün bunları okuyabilen bazı AKP’liler, ‘rota değiştirmek zorundayız” benzeri değerlendirmeler yapıyorlar. Daha önce kaleme aldığımız “50 artı 1’den vazgeçmemiz gerekir’, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönmeyi konuşmalıyız” gibi sık duymaya başladığımız önerilerin tamamı seçimi kaybetme kaygısından kaynaklanıyor.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin