Korona günlerinden futbol 

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

Şubat ayından itibaren hayatımızın vazgeçilmez kelimesi olan ‘korona’ sosyal yaşamda köklü değişikliklere yol açtı. Korona ile gündemimize ‘sosyal mesafe’ kavramı girdi. Korona doğal olarak futbolu da vurdu. Hem de ne vurma. Futbol, 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük krizini yaşıyor. Korona günlerinde futbol yeniden başlarken, korona öncesi ve sonrası arasında büyük farklar oluştu. 

Futbolun seyir zevkini arttıran sadece sahadaki mücadele değildi. Tribünleri dolduran on binlerce taraftar maçları daha heyecanlı ve mücadeleci hale getiriyordu. Tribün desteğini arkasına alan ev sahibi ekipler, rakip kaleye dalga dalga ataklar düzenliyordu. Korona günlerinde futbol boş tribünler önünde başladı. Bundesliga, La Liga, Premier Lig, Serie A, Türkiye Süper Lig boş tribünler önünde oynanıyor. Danimarka Süper Ligi ise korona sonrası bir kaç hafta 500 kişi önünde oynandıktan sonra, bu haftadan itibaren 3 bin kişi önünde oynanmaya başladı. Danimarka Ligi’nde top koşturanlar az sayıda olsa da seyirci önünde oynama şansını buldular. 

Boş tribünler önündeki maçı seyretmenin, ekran başındakiler için pek çekilir gibi olmadığını gördük. Saha kenarından teknik adamların verdiği taktikler ve oyuncularına bağırması evimize kadar ulaşıyor. Keza oyuncular arasındaki diyalogları da rahatlıkla duyuyoruz. Premier Lig maçlarında canlı yayınlara seyirci sesi verilirken, La Liga da ise sanal tribünler oluşturuldu. Bu durum biraz olsun ekran başındakilerin seyir zevkine katkı sundu. Korona günlerinde futbolda daha önce pek görmediğimiz sonuçlar ve değişimler gördük. Neler mi? Yakından bakalım.

Ev sahibi olma avantajının ortadan kalktığına şahit olduk. Boş tribünler önünde oynanan maçlara her iki ekipte eşit şartlarda çıkmaya başladı. Bunun en bariz istatistiğini Almanya Bundesliga’da gördük. Bundesliga’da neredeyse tüm maçlar tamamen dolu tribünler önünde oynanıyordu. Seyircisiz maçlarda ev sahibi takım en büyük avantajından olunca, misafir ekiplerin galibiyet oranı arttı. Bundesliga’da korona öncesi ev sahibi takımların galibiyet oranı yüzde 42,4 olmasına karşılık, koronalı günlerde bu oran yüzde 25’lere geriledi. Neredeyse maçların yarısını deplasman takımları kazandı. 

Korona öncesinde hakemler sarı kartlarına misafir takıma göstermede oldukça cömert davranıyorlardı. Normal bir faulde bile seyirci baskısından dolayı hakem elini cebine atma durumunda kalıyordu. Benzer pozisyonlarda ise ev sahibi ekibe kart göstermede cimri davranıyorlardı. Koronalı günlerde ise tersi olmaya başladı. Ev sahibi ekiplere gösterilen kart sayısı, misafir ekipten fazla olmaya başladı. 

İlginç bir istatistik ise, korona dönemindeki maçlarda oyuncular daha fazla koşmaya başladı. Bundesliga’da oynanan maçlarda bunu net olarak gördük. Oyuncuların hangi motivasyonla daha fazla koştuğunun net bir gerekçesi bulunmuyor. 3 ay futboldan uzak kalmanın verdiği hasrette olabilir, başka sebeplerde. Ancak bir gerçek var ki; korona futbol günlerinde oyuncular daha çok mesafe katediyor. 

Tüm bunlara bir de kulüplerin uğradığı ekonomik kaybı eklemek gerekiyor. Bunun etkilerini sadece bu yıl değil, önümüzdeki yıllarda da göreceğiz. Çıldıran transfer ücretleri koronadan dolayı olması gereken rakamlara çekilecek. Zenginlerin kulüp satın alma duygusu biraz daha depreşecek. Zengin sahiplerinin para gücünü arkasına alan ekipler, ligde dengeleri değiştirecek. Tıpkı Chelsea, Manchester City ve PSG örneklerinde olduğu gibi. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin