NECİP F. BAHADIR | YORUM
AKP ve MHP milletvekilleri kamuoyundan yükselen itirazları dikkate almadı ve sokaktaki köpeklerin yaşamlarına ‘son vermeyi’ hedefleyen yasayı Meclis’ten geçirdi. Düzenlemenin ‘fikir babası’ Erdoğan olduğu için çok beklemeden kısa sürede imzalayacağı kesin. Katliam için geri sayımın başladığını söyleyebiliriz. Sokaktaki köpeklere artık rahat yüzü yok.
Gerçi yasayı beklemeden eyleme geçenler oldu ya…
Başlıkta ‘katil’ sıfatının yanına her ne kadar AKP’yi koymuş olsam da doğru ifade ‘katil Erdoğan’ olmalı. Çünkü düzenlemeye son şeklini veren ve milletvekillerine zerre kadar ‘inisiyatif bırakmayan’ o. Milletvekilleri serbest kalsaydı tercihleri farklı olabilirdi. Erdoğan işi çok sıkı tuttu. MHP bile oylamada firesiz tek vücut oldu.
Daha geçen hafta MHP’nin önde gelen isimlerinden İzzet Ulvi Yönter, Bahçeli’nin eski bir mesajını sosyal medyadan paylaşmıştı; “Allah’ın her yarattığını aziz bilen bir inancın mensupları hayvan katillerini affetmeyecektir. Ha bir köpek yavrusunu kesmişler, ha bir emzikli bebeği katletmişler.”
Kendi görüşü olarak da Yönter, “Türk milleti hayvanları sever, köpekleri dost kabul eder, köpeklere karşı uygulanacak yanlışın karşısında olur. MHP gerekeni yapacaktır. Köpekleri taşlamaya devam etmesinler, onlar çünkü cenabı Allah’ın bir yaratığıdır.” demişti.
MHP, gerekeni yapacaktır!
Geçtiğimiz hafta sokak hayvanları düzenlemesiyle ilgili soruya cevap veren Bahçeli de, “Türk milleti hayvanları sever. Köpekleri dost kabul eder. O sebepten köpeklere karşı uygulanacak yanlışın karşısında olur. MHP gerekeni yapacaktır.” ifadelerini kullanmıştı.
MHP’den gelen bu mesajlar can dostlar için bir ‘umut ışığı’ olmuştu. Ben bile heyecanlandım. Fakat mesajlar eyleme dönüş(e)medi. Söz olarak kaldı. MHP milletvekilleri AKP’den daha hevesli çıktı. Mesajlara yansıyan güzel duygu ve düşüncelerden katliamın bir parçasına dönüşmek… Hem de bu kadar kısa süre içinde. İnsan anlamakta zorlanıyor. Ne yazık ki Türk politikacısının sözü ile eyleme arasında her zaman fark bulunur.
Aynı ilkesizlik AKP için de geçerli. ‘Hayvan sevgisi’ konusunda geçmişte sarfedilen fiyakalı ve süslü cümleleri hatırlayınca insan üzülmeden edemiyor. Erdoğan, “Biz yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü!” sözünü kim bilir kaç defa tekrarladı. Hz. Peygamber’in (sas) köpek ve kayvan sevgisi üzerine hadislerini hakeza. Katliama kapı aralayan yasal düzenleme sırasında bunların hiçbiri hatırlanmadı.
Zulümden her canlı nasibini alıyor!
AKP iktidarının alamet-i farikası ‘zulüm’ olunca bundan her canlının nasibini alması mukadder. Bu yönüyle şaşılacak bir şey yok aslında. İnsana acımayan diğer canlılara acır mı? Son 10 yılın politikalarında Erdoğan’da ‘zerre merhamet’ gözlenmedi. Aksine daha fazla zulüm vaat etti. “Acırsanız acınacak duruma düşersiniz!” sözü zulmün, merhametsizliğin itirafından başka bir şey değil; ki o söz de Firavunlardan, Nemrudlardan, Yezidlerden miras.
TİP’ten Ahmet Şık’ın konuşmasına rastladım, Meclis kürsüsünden şöyle seslendi: “Bir katliam yasasını canhıraş savunduğunuz günler boyunca tanık olduklarımız üzerinden size bir hatırlatmada bulunacağım: Kitabı olan olmayan bütün dinlerin yasakları en büyük günahları aynıdır; kul hakkı yemeyecek, hırsızlık yapmayacaksınız… Rüşvet almayacak, öldürmeyeceksiniz… Ancak kendine dindar diyen sizlerin yaptıklarını ve şu halinizi düşününce şu tespiti yapmak yanlış olmaz. Bu kainatta sizi cennetine kabul edecek din yok.”
Doğru mu? Elbette. Bir gerçeğin ifadesi.
Bunu duyanın eğer akıl ve vicdanı yerindeyse ‘ürpermemesi’ mümkün değil. Vicdanı köreldi, zihni bulandıysa veya bu duygularını kiraya verdiyse o başka; ki birçok AKP’linin Allah’a inanmasına rağmen ‘Erdoğan’ın mümini’ haline geldiği birçok olayla sabit. Erdoğan’dan gelenin kayıtsız şartsız kabulü başka nasıl ifade edilebilir.
Sokak köpekleriyle ilgili yasada Erdoğan gibi düşünmeyen milletvekilleri yok mu? Olmaz mı? Peki ne yaptılar? Sürüye uydular. Ve hep birlikte merhametsiz siyasetin bir parçası haline geldiler.
Sokakta başıboş köpek sorunu yok mu? Münferit örnekler genellenemez. Hiçbir başıboş köpek başıboş serseri insan kadar tehlikeli değil. Hemen her gün beli silah, eli bıçaklı serserinin bir vakası düşüyor sosyal medyaya. Başıboş köpek sorunu olduğunu kabul edelim…
22 yıldır iktidardasın, neden bu sorunu çözmedin?
AKP 20 yıldır iktidarda değil mi? Yerelde daha geriye gider. Neden sorunu büyümeden halletmedi? Elini tutan mı vardı? Önce bunun bir özeleştirisinin yapılması lazım. Sanki bugün iktidara gelmiş ve yeni bir sorunla karşılaşmış gibi kanun çıkarmak en insafta bağdaşır ne de insanlıkla…
AKP’nin her meseleyi ‘kanunla çözmek’ gibi kötü bir alışkanlığı var. Kanun en son çare… Toplumsal mutabakatın sağlanamadığı yasal düzenlemelerin uygulamasında sorunların yaşanacağı muhakkak. Başta uygulamanın bir parçası olacak CHP’li belediyeler kanuna karşı… Kanunu uyguyalamayacaklarını açık açık söylediler. CHP Genel Başkanı Özel düzenlemeyi iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini açıkladı. Oradan bir sonuç çıkması zor.
Belediyeler ‘Uygulamayacağız’ diyor; ne olacak şimdi?
Şanlıurfa’nın YRP’li, yıllarca AKP’de siyaset yapmış Belediye Başkanı Kasım Gülpınar, ‘yasayı uygulamayacağını ve çiğneyeceğini’ cümle aleme ilan etti. AKP’li Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’in bile itirazları olduğu medyaya yansıdı. Can dostu vatandaşların hassasiyeti de uygulamanın önünde engel. Yarın sokakları, meydanları dolduracak ‘can veririz, candostları vermeyiz’ diyenlerin önünde nasıl duracaksınız?
Polis gücü kullanarak mı?
Ülkenin onca sorunu dururken, yeni bir problemi tahammülü var mı Allah aşkına? Gerçi bu ülkede ‘halay çekmek’ bile terör sorunu haline geldi. AKP iktidarı sorunsuz yaşayamıyor. Krizlerden, gerilimlerden ve sorunlardan besleniyor. Erdoğan onun için başıboş köpekler konusunda gözünü kararttı. ‘Sinir uçlarına’ basmaktan bile geri durmadı. Bu yazının yazıldığı saatlerde yasaya destek veren milletvekillerine teşekkür etti.
Bugün siyasi ve sosyal muhalefet çok zayıf… Medya desen iktidarın uzantısı. Eleştiri ve itirazlar ‘yok’ denecek kadar az. Siyasi muhalefetin sesini duymak zor. Ama tarih var… Bugünün yarını da var. Tarihin başıboş hayvan yasası nedeniyle AKP ve Erdoğan’a ‘Katil’ yaftasını yapıştıracağına hiç şüphem yok.
Bugün medya sessiz kalabilir ama tarih Erdoğan’ın devr-i iktidarında kadın, çocuk ve bilcümle insanlardan hayvanlara kadar tüm canların ‘zulüm ve işkence’ altında hayat mücadelesi verdiğini yazacak. Hem ‘zalim’ hem ‘katil’ olmak da Erdoğan’ın payına düştü. Öldürmeyi, zulmetmeyi de ondan daha iyi beceren siyasetçiye rastlanmadı.
Ve neticede hem kendine hem ülkeye yazık etti. O da ‘Dönülmez akşamın son ufkuna girdi… Vakit ‘çok geç’ artık. Ne yapsa boş…
‘Anlatabildik mi arkadaş… Acaba… Körebe bitti… Duvarı kaldır at…’

“Eceli gelen köpek, cami duvarına …şermiş”
15 Temmuz makyajlı , 16 Temmuz sivil darbenin sonuçları, 60, 80 darbelerinin sonuçları ile aynıydı.
Yumruğun sağdan mı soldan geldiğinin pek de bir önemi yok, dayak yiyen açısından.
Bu nedenle de diyorum,
“Eceli gelen köpek, cami duvarına… şer”.
Biraz açayım:
Matbahı Nazar diye bir kavram hatırlarım yıllar evvelsinden. Bir büyüğüm, Cenabı Hakkın bir beldeye musibet gönderirken, o beldede özellikle iyi olanların kalplerine odaklandığından bahisle, matbahı nazar kavramını kullanmıştı.
Hak ve hakikati temsil eden insanların kalpleri, niyetleri samimi ve doğru,
En önemlisi de, iyiyi tavsiye etme, kötülükten men etme gayretleri kesilmemiş veya engellenmemiş ise oraya dokunmaz, ancak bunun tersi ise oraya musibetlerini gönderir de gönderir şeklindeydi.
Hepimiz, birer yaratığız malum.
At, eşek, kedi, köpek, taş , toprak ve insan. Yapabileceğimiz bu yönüyle tek ayrım, sağlıklı ayrım, şuurlu varlıklar şuursuz varlıklar.
Bu nedenle şuurlu varlıklar üzerinden bile bir okuma yapsak,
tüm yaratılanlar birbirine eşittir, üstünlükleri yoktur, zira Yaratana, yaratılmış olma sıfatlarıyla aynıdırlar.
Tekrarla, yaratılmış olmaları cihetiyle aynılar, ve aynı mesafedeler birbirlerine göre. Ancak, onlara değer atfeden şey, yaratanın onlara atfettiği değer.
Şeytan da burada hata yapmıştı da zaten biliriz.
Şeytan, Allaha, insanı işaret ederek: O topraktan, ben ise ateşten, şüphesiz ateş topraktan üstündür diyerek, mantık hatasını çoktan yapmıştı.
Toprağı da, ateşi de yaratan Allah olduğuna unutmuştu oysa.
Üstünlüklerini de belirleyecek olan, ateş ve topraktan olanlar değil, bizzat onların Yaratanı idi.
İşte bu yönüyle düşününce, hani diyorum,
MUSİBET cephesinden, matbahı nazarı biraz genişletsek mi..
Evet, Erdoğan zulmü, bir çeşit ağzı var dili yok şekilde insanları dünyanın gözünün önünde baskıladığı, zulmettiği orta da.
Bununla birlikte, yine de, ağzımızdan, medyadan, ufak da olsa sağdan soldan bişiler çıktı da.
Bu köpeklerin ne savunacak dilleri var, ne başka bir güçleri.
Tarihte ki hayvan katliamlarının hemen ardından o toplumlarda olan musibetlerden yola çıkarak.
Acaba diyorum, bardağı taşıran son damla, bu köpek katliamı olabilir mi?
Biz, şu kelin de bir sahibi derken, bize, insana yapılan zulme odaklandık da,
Acziyet noktasında bu hayvanlar daha da aciz durumda değiller mi?
Erdoğan zulmünün en azından bir cenneti, cehennemi vardı. Kısmen tabi.
Bazıları için itirafçı ol, bazıları için medya da çık demediğini bırakma, kimine servetini ver, kimine sus kurtul şeklindedi.
Hatta, bazılarına önceden tarafınızı seçin de denmişti.
Bu köpekler için ne önceden tarafınızı seçin dendi, ne bize köpeklik edin dendi, ne başka birşey.
Ne durun yapmayın etmeyin diyebiliyorlar,
Ne de bana birşey yapma, senin köpekliğini yapayım padişahım sen çok yaşa. Ne de verecek mal mülkleri.
En kötüsü farkında bile değiller hatta.
Acziyet cephesinden, Matbahı Nazar lardan biri de Hayvanlar olmasın, ve onların özelinde, planlanan ithaf nedeniyle,
Köpekler olmasın.
Ve ekliyorum.
Bu ironik yazıya.
Acaba diyorum, köpeğin biri dillenir de şunu der mi.
Bizi katletmeyin:
Acziyet makanı yönüyle Allahın matbahı nazarıyız biz.
” Eceli gelen köpek, cami duvarına …şer”.
……………………………….
“”Bir kadın girer iki erkeğin arasına,
Bir kıvılcım düşer, ateş yanar.”
Batı birçok konuda örnek gösterilir ve hükümet eleştirilir, ancak onlara yakın düzenlemelere veya yöntemlere gittiklerinde yine eleştiriliyorlar. Ben bazı yazarların artık bazı konuları ve olayları (konu iktidar olunca) objektif değerlendiremediğini düşünüyorum. Sanki tepki/eleştiri bir refleks haline gelmiş gibi. Bunları söylemek bazıların hoşuna gitmiyor olabilir, ancak ne yazık kı bana göre öyle duruyor. Hiçbir partiye veya hükümete “ama herşeyi yanlış yapıyorlar” diye bakmak/değerlendirmek – pek doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Bazı sebeblerden dolayı doğru yapıyorlar denmek istenmiyorsa da, en azından bazı doğruları gündeme getirmemek o zaman sanki daha etik duruyor. (Türkiye’de) “Kanunla çözmekten” hariçi başka bir yol olduğunu da zannetmiyorum – bu ülkede bir toplumsal mutabakat da imkansız duruyor. Geç kalınması şimdi artık bir adımın atılmaması için bir sebeb değildir. Bu “köpek sorununun” bir siyasi malzeme yapıldığını da düşünmüyorum – zannedersem konunun artık aldığı hal itibariyle (geç de olsa) çözülmesi gerektiğini fark ettiler.
Hayvanların öldürülmesini de bu şerefsize yaptırdılar. Tarihe yine şerefsizce bir icraatiyle geçti ya. Şeytan bile bu kadar değil. Bir insan nasıl olur da böyle olabilir.. Ar damarı çatlamış, ne imanı var ne inancı var, ne ahlakı var, ne vicdanı var. Hamdullah abinin videosunda analtıyor; “ahiretimden olacağımı bildiğim halde yinede uğraşacağım” demiş bu şerefsiz. Bir insanda ahiret korkusunun ve endişesinin olmaması ne demek yaa. Bu adam şeytana rahmet okutur.