Kimin yolundan gideceksin, karar ver?! (2)

YORUM | Prof. Dr. OSMAN ŞAHİN

Sevgiyi sevmek ve nefretten nefret etmek esastır; şahıslara değil onların kötü sıfatlarına karşı tavır alınmalıdır…

Bir yazısında Hocaefendi konuyu şu şekilde açıklamaktadırlar: “Evet, sevgiyi sevmek ve nefretten nefret etmek; bütün mesele, bu!..

Bunun dışında, bir kısım şeylerden de nefret edilebilir: Kâfir sıfatı olan şeylere karşı insan, nefret duyabilir. “İlhad” gibi, “kin” gibi, “hased” gibi, “hazımsızlık” gibi, “başkalarını karalama tavrı” gibi şeylere karşı insan, nefret duyabilir. Fakat bu nefret duyma, “şahıslara karşı nefret” şekline getirilmemelidir. O evsâf-ı hasîseye, evsâf-ı deniyyeye, kötü sıfatlara karşı, esas, nefret duyulmalı, kin duyulmalı ama onu onlardan uzaklaştırma istikametinde o gerilim kullanılmalıdır.

Öyle bir duygu bizde ciddî bir metafizik gerilim hâsıl ediyorsa, onu -boğulmak üzere olan bir insanı kurtarmak gibi- o evsâf-ı deniyyeden, evsâf-ı hasîseden, evsâf-ı şeytâniyyeden o insanı kurtarma istikametinde kullanmalıyız. Evet, “kin”, evsâf-ı şeytâniyyeden; “nefret”, evsaf-ı şeytâniyyeden; “tahrip”, evsâf-ı şeytâniyyeden; “hased”, evsâf-ı şeytâniyyedendir. Bunların pençesine düşmüş biri, boğuluyor demektir, farkına varmadan. O, ayakta görülse bile, hiç farkına varmadan, mânevî bir “mesh” yaşıyor demektir. Yaptığı mâsiyetin keyfiyetine göre, mânevî meshi itibarıyla, bazen -bağışlayın- maymun, bazen goril, bazen dübb (ayı) -saygısızlık olur diye Türkçesini söylemedim-, bazen zi’b -Kur’an-ı Kerim’de de geçiyor, kurt demek- ve bazen de çakal olur. Bunların her birisinin kendine ait hususiyetleri vardır; kimisi ısırır, kimisi parçalar, kimisi bir yönüyle mukallittir, kimisi boğar, kimisi yılan gibi zehirler. Evsâf-ı deniyye-i hasîse-i şeytâniyye bunlar.

Birinde böyle bir şey gördüğümüz zaman, doğru, bir nefret duygusu insanın içinde hemen depreşir. Fakat onu, o şahsa karşı kullanmamalı. Belki o insanı o türlü evsâf-ı deniyyeden sıyırma adına, boğulan bir insanı kurtarma cehdi ile kurtarma adına, bir gayret sarf edilmeli; bütün güç, o istikamette kullanılmalı.

Genel ahlakımız bu. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i öyle tanıyoruz; Hulefâ-i Râşidîn’i öyle tanıyoruz. Kini, nefreti, tahribi tel’in ediyoruz.”

Bunun karşısında susanlar da “dilsiz şeytan”lardır…

Hocaefendi, bu insanların hedef tahtasına konmadan, sergilenen kötü vasıflara karşı nefret beslenip, bunlara karşı bir savaş verilmesi ve asla bu yanlışlıklar karşısında susmamak gerektiğine vurgu yapmaktadırlar. Diğer taraftan, bu insanları bitirme üzerine kurulu olan mülahazaları ve bunlara bağlı bir hareket tarzını ise şeytanî olarak nitelemektedirler: “Entelektüel olmak, hakkı ve doğruyu her şeye rağmen seslendirmeyi gerektirir; maalesef günümüzde kendisini dilsiz şeytanlığa salmamış aydın yok denecek kadar azdır.

Geriye dönelim: Meslek itibarıyla, sevgiyi sevmek, sevgiye âşık olmak ve nefretten nefret etmek, onu yedi kapı kovmak şiarımızdır. Kimseye karşı nefret hissi, kin ve garaz duygusu taşımamak; ta’yîr, ta’yîb, tahkîr, tezyîf, tehcîr, tehdit, tenkîl, ibâde mülahazalarına gitmemek; hayatını “başkalarını bitirme” gibi şeytanî bir mülahazaya bağlamamak… Şeytanî mülahazadır bunlar.  “Hepsini bitireceğiz; bilenmiş kılıç gibiyiz, onları yok edeceğiz!” mülahazası, şeytanî bir mülahazadır.

Bunun karşısında susanlar da “dilsiz şeytan”lardır. En azından bir entelektüel gibi “Yahu, bu kadarı fazla!” demeyen insanlar… Birileri mesh olmuş, ciddî bir deformasyona, bir tebeddüle, bir tagayyüre uğramışlarsa, bunlar da bu olumsuzluklar karşısında sükût etmekle, dilsiz şeytanlığa kendilerini salmışlardır, hafizanallah. Hâlbuki entelektüel olmak, hakkı ve doğruyu -her şeye rağmen- seslendirmeyi gerektirir.”

Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen toplum mühendisliği…

Malum olduğu üzere kitleleri istedikleri yöne sevk edebilmek için  toplum mühendisliğinden istifade edilmektedir. Bu alandaki çalışmaların bir kısmı da sosyal medya üzerinden gerçekleştirilmektedir. Önemli sayıda insana sosyal medya üzerinden kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Nasıl ki toplum mühendisliği profesyoneller tarafından yapılmaktadır, benzer şekilde sosyal medya üzerinde de istenen amaçlarına ulaşmak için profesyonellerden istifade edilmektedir.

Sosyal medya kanallarını müsbet amaçlar için kullanmak isteyenlerin ve hususen önemli takipçi sayısına sahip olanların bu hususlarda çok daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu işte vazifellendirilmiş işin uzmanı olan insanlar, bu hesapların sahiplerini çok iyi takip etmekte, onların karakterlerini, boşluklarını, hassasiyetlerini çok iyi analiz etmekte ve fırsat bulduklarında buna uygun olarak bu hesap sahiplerini, hissettirmeden manipule etmeye çalışmaktadırlar. Hiç olmazsa kendi davaları adına faydalı olabilecek bir takım mesajları bunlar eliyle duyurabilmektedirler. Süreç boyunca yaşanan tecrübelerden hareketle de bu işte çok başarılı oldukları söylenebilir.

Daha önceki bir kaç yazıda, sosyal medya üzerinden insanları isimleriyle ve cisimleriyle teşhir etmenin yol açabileceği zararları ele almaya çalışmıştık. Bugünlerde, bu ifade edilen onca zararlarına ve nebev-i usule aykırı olmasına rağmen, bazıları bu yola başvurarak isimleri teşhir etme yoluna gittiler. Bu teşebbüsler, Hizmet hareketine zarar vermek isteyenler için bulunmaz fırsatlar oluşturmuştur. Tabi ki bu muazzam fırsatı değerlendirmek için hemen bir takım hesaplar devreye girdiler.

İnsanların değer verdiği bazı insanlar bu teşhir etme işine başlayınca, art niyetli bazı insanlar bu açılan kapıdan girerek hemen bunu su-i istimal etmeye başladılar. Bu amaçla son bir iki ay içinde, müstear isimle bazı hesaplar açılmış ve bu hesaplar teşhir işlemini destekleyerek teşvik etmişlerdir.

Diğer taraftan, daha önceki yıllarda birbirleri ile anlaşamamış ve aralarında bir takım husumetler oluşmuş insanlar da düşmanlık besledikleri insanlar hakkında bir takım şeyler yazmaya başlamışlardır.  Bunlar da anlaşamadıkları insanlar hakkındaki bir takım bilgileri, kimisi kendi sosyal medya kanallarında, kimisi de daha etkili olan hesaplara servis ederek, bu insanların teşhir edilmesini sağlamaya çalışmaktadırlar.

Bu şekilde bir çok insanla ilgili haberler yazılmaya başlandı ve bunlar sosyal medya kanallarında hızla yayılma imkanı buldu. Dolayısıyla, doğru ve yanlış bilgiler birbirine karıştı. Maalesef, doğrusuyla ve yanlışıyla beraber bu bilgiler, daha önceki yazılarda ele almaya çalıştığımız problemlere yol açmaktadırlar.

İnsana, duyduğu her şeyi söylemesi (başkalarına iletmesi), günah olarak yeter!..

Sizin niyetiniz ne kadar iyi olursa olsun başlattığınız bu olay sizin kontrolunuzden çıkmakta ve birileri bu yolu kullanmaktadırlar. Bu şekilde ortaya atılan doğruluğu test edilmemiş haberleri engellemek istediğinizde ya da bu haberleri yalanlamak istediğinizde bile bu insanların ekmeğine yağ sürmeye devam edersiniz. Siz aslında bunları ve yanlışlarını tekzip ettiğinizde bile, bu haberlerin daha çok bilinmesine ve hızla yayılmasına katkı sağlamış olursunuz.

Halbuki “Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”  Ayet-i Kerimesi ve “İnsana, duyduğu her şeyi söylemesi (başkalarına iletmesi), günah olarak yeter!”  hadisi şerifi bu tarz hareketlerden bizleri men etmektedirler.

Hocaefendi bu hadis-i şerife şu şekilde bir açıklama getirmişlerdir: “Birileri bir yerde bir borazan öttürüyor; bakıyorsunuz, sizin içinizden bir kısım safderun kimseler de aynı şeyi mırıldanıyorlar; kuvve-i maneviyeyi kırıyorlar”

Öyle ki, bu şekildeki bir teşhir olayının neticesinde insanların Hizmet Hareketine karşı güvenlerinde ve ümitlerinde ciddi kırılmalar yaşandığı görülmektedir. Bunu çevrenizdeki bazı insanlar üzerinde ve sosyal medyadaki bazı hesapların yorumlarında çok rahat görebilirsiniz. Bu haberlerin etkisinde kalan bazılarında ise sınırlı sayıdaki şahıslara mahsus olan bu problemlerin, hizmetin genelinde var olduğu düşüncesi oluşmuştur. Bütün bunlar bir kısım insanları ümitsizliğe düşürmekte ve kuvve-i maneviyelerini kırmaktadırlar.

Peygamberler ve varislerinin uslublarına aykırı olan bu tarz yaklaşımlardan hiç bir zaman bir fayda elde edilememiş ve daha çok neticeleri itibarıyla tahrip olan durumlar ortaya çıkmıştır.

İnşaAllah bir sonraki yazıda, Kur’an”daki bazı ayetlerin meselemize ne şekilde ışık tuttukları ile devam edelim…

1 YORUM

  1. Osman bey
    Bu yorum size hiç ulaşmayacak ya da yayınlanmayacak ama sırf editör heyetine gıcıklık olsun diye yazayım..
    Bahsettiğiniz olumsuzluklara sebep olan hususları bir çırpıda bitirmek mümkün.
    İnsanların tek istediği şey adalet.
    O sihirli kelime.
    TR de ki Tiran dan beklediğimiz kelime Adalet.
    Bu hizmet adil olmayacak ise kim adil olacak.
    Ama gel görki adalet kaf dağının ardında bu hizmette bile.
    İdealleri hala savunulabilir ama işleyiş mekanizması tam bir kokuşmuşluğa ve basit insanlara teslim edilmiş bu yapıyı ıslah mümkün değil.
    Hele hele mevcut idari şekil ve insanlar ile battıkça batacağız.
    Bunu görmeyen kör gözler hala tr de ki yüzbinlerin hayatları ile oynuyorlar.
    Şunu bilin hala çok şey bilen ve dişini sıkan insanlar var.
    O yazılan çizilen şeyler devede kulak bile değil.
    Vesselam

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin