Kılıçdaroğlu’nun Baykal’a sahip çıkması ve Cumhurbaşkanı adaylığı

HABER ANALİZ | MUHSİN AHMET KARABAY

Eski CHP milletvekili ve yeniden aday olacağını bildiğim bir arkadaşım geçenlerde arayıp heyecanla Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olacağını söylediğinde inanmakta zorlanmıştım. “Gerçekten aday olacak. Yarın birlikte yemek yiyeceğiz. Ön görüşmede de gündeme geldi” dediğinde şaşkınlığım daha da artmıştı.

Hemen belirteyim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmak, hakkı. Bu işin ayrı tarafı. Bundan bir adım daha ileri götürüp çok iyi bir cumhurbaşkanı olacağına da inanıyorum. Bu işi Recep Tayyip Erdoğan’dan da Abdullah Gül’den de onların birçok selefinden de iyi yapacağından eminim.

Arayan CHP’li dostuma, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığının, demokrat bir Türkiye’ye çok yakışacağını söyledim. Doğu Alman kökenli Angela Merkel’in birleşik Almanya’da başbakanlık yaptığı gibi, siyahî ve ailesinin Müslüman geçmişi bulunan Barack Obama’nın ABD’de başkanlık yapması gibi Alevî kökenli Kılıçdaroğlu’nun da  Türkiye’ye yakışacağını söyledim.

Beni bir miktar muhafazakar, biraz sosyal demokrat, biraz milliyetçi, çokça demokrat olarak tanıyan (bu tanımı benim için yıllar önce kendisi yapmıştı) muhatabım söylediklerimden hayli memnun oldu.

Birlikte bir yemekte buluşmayı kararlaştırdık. “Bunu duyduğuma çok sevindim. Bir toplantı arasında aramıştım. Kapatmak durumundayım” deyince cümlemin devamını getiremedim.

KILIÇDAROĞLU, EKMELETTİN İHSANOĞLU OLUR MU?

Henüz buluşup yemek yeme fırsatımız olmadı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, partisinin Çankaya ilçe merkezi binasının açılışında önemli bir duyuru yaptı. Önce dili mi sürçtü diye kulak kesildim.

Hayır. Kuşoğlu ne söylediğini bilerek konuşuyordu. Dahası, partili başkanlar da benzeri ifadeleri tekrarladı.

Millet İttifakı’nın amiral gemisi CHP. Bunda şüphe yok. Ancak, yapılacak bir erken seçimde Millet İttifakı’nın yeniden oluşacağına kesin gözüyle bakılıyor, CHP-İYİ Parti-Saadet Partisi-Demokrat Parti’nin yeniden ittifak yapacağı bekleniyor ise bunların bir araya gelip bir aday belirlemesi gerekmiyor mu?

Bu işin ayrı tarafı. Kılıçdaroğlu 2018’deki seçimlerde kendisi aday olmamış, yerine şimdi başka sularda yüzen Muharrem İnce’yi tercih etmişti. Öteki ittifak üyesi partiler de ilk turda kendi liderlerini aday göstermişlerdi.

Söz konusu partiler seçimin ikinci tura kalacağını ve ikinci turda en çok oyu alan aday etrafında buluşacakları düşüncesinde idiler. Seçim ilk turda sonuçlanınca da muhalefetin planları suya düşmüştü.

Hatırlanacağı gibi 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise orta yerde farklı bir ittifak vardı. Şimdi AK Parti’nin iktidar ortağı MHP, o zaman CHP ile birlikte yürüyordu. MHP lideri Devlet Bahçeli bugünkü “hain” tanımına nasıl Kemal Kılıçdaroğlu’nu oturtuyor ise o dönemde bu tanımla kastettiği isim Recep Tayyip Erdoğan idi.

Neyse. Konu MHP’nin dün nerede, bugün nerede durduğu değil. Konumuz 2014 seçimlerinde CHP ile MHP’nin ortak aday etrafında birleşmeleri. O zaman CHP ve MHP liderleri bir araya geldiler ve Ekmeleddin İhsanoğlu ismi üzerinde karar kılıp bunu da kamuoyu ile paylaştılar.

Bir de harika bir slogan buldular. “Ekmek için Ekmeleddin”. İki muhalefet partisinin çok iyi bir mutfak çalışması yaptıkları, buldukları slogandan belli idi!

Yapılan seçimde daha ilk turda Erdoğan oyların yüzde 51.79’unu alarak halkın oyu ile seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu. İttifakın adayı İhsanoğlu ise yüzde 38.44 oyda kaldı. Üçüncü aday Selahattin Demirtaş, yüzde 9.76 oy topladı.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ’IN ADAYLIK YARIŞI

Millet İttifakı’nı bir kenara bırakalım. Sadece CHP’de cumhurbaşkanı adayı olmak için hem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, hem de Kemal Kılıçdaroğlu yarışacak.

Seçimin normal süresi içinde yapılması halinde daha iki yıl var. Aday belirlemesine ise bir buçuk yıl var. CHP yönetiminin bugünden adaylarını ilan etmesinin doğruluğu tartışılır.

Yazacaklarımı “mezhepçi bir yaklaşım” olarak değerlendirmeyin ne olur. Alevî-Sünnî gerginliğinin bu kadar üstte tutulduğu bir ülkede, Alevî kökenli bir ismin aday gösterilmesi iyi değerlendirilmeli.

Muhalefetin bu kadar güçlendiğinin ortaya çıktığı, dahası doğru aday belirlenmesi halinde ülkede AK Parti saltanatının yıkılacağının umulduğu bir dönemde Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi konusu iyi hesaplanmalı. Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi halinde belli düşünce kalıplarının dışına çıkamayan muhafazakar seçmen kitlesinden oy alıp alamayacağı iyi ölçülüp biçilmeli.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının İhsanoğlu’nun adaylığına dönüp dönmeyeceği konusu iyi irdelenmeli.

Millet İttifakı bileşenleri hangi ismin aday gösterileceğini belirlemeden önce ilk başta ilkeler üzerinde uzlaşmaya varmalı. Nasıl bir Türkiye kurmayı hedefliyorlar, parlamenter demokrasiye nasıl dönüleceğinin esasları belirlenmeli, dahası bunlar kamuoyu ile paylaşılmalı.

BAYKAL TARTIŞMASI CHP’Yİ YIPRATACAK

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamaları ile gündeme gelen CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal konusu, partiyi hayli yıpratacak. O kadar pisliğin muhatabı olan AK Parti, kendini temiz görüp CHP’deki bu Korkmaz Karaca’nın Deniz Baykal’a kadın ayarladığı konusunun üzerinde tepinmenin bir yolunu bulur gibi görünüyor.

CHP’nin kirlenmişlikten temizlenip temizlenmeyeceği konuşulurken, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Baykal’a sahip çıkması çok yadırgandı.

Kılıçdaroğlu’nun “Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana CHP’de genel başkanlık yapmış olan herkesin başımızın üstünde yeri vardır” sözü Baykal’a tam bir sahiplenme olarak değerlendiriliyor.

Aslında bu sahiplenmeden daha vahim olanı bence Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin devamında geldi. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin bu kadar derdi varken, bu kadar büyük rezaletler yaşanırken, olayı başka bir tartışma atmosferine çekmek hem partiye ihanettir, hem Türkiye’ye ihanettir,” dedi.

Bu sözler, tam bir AK Parti yaklaşımı. Farklı düşünmeyi, farklı şeyler sormayı “partiye ihanet” diye nitelemek biat kültürüne sahip olmak yerine sorgulamayı seçen CHP tabanında hayli yankı bulacak.

Partinin bir kesiminin beklediği gibi, Kılıçdaroğlu’nun Baykal’ı partiden ihraç etmesi mümkün değil. Baykal, CHP’nin kurucu genel başkanı. Kendisi istifa etmediği takdirde, mevcut parti tüzüğüne göre Baykal’ın ihracı söz konusu olamaz.

Kılıçdaroğlu, sahip çıkacağına şöyle bir şey diyebilirdi. “Baykal’ı yaşı ve hastalığından dolayı vicdanı ile baş başa bırakıyoruz. Bizim ülkedeki asıl büyük rezalete odaklanmamız gerekiyor.”

Türkiye garip bir ülke.
MHP lideri Bahçeli, Süleyman Soylu’ya,
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’a,
AK Parti lideri Erdoğan da Binali Yıldırım’a sahip çıkıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin