TR724 HABER MERKEZİ
Gazeteci Abdülhalim Meşe’nin TV5’te hazırlayıp sunduğu Buluşma Noktası programında bu hafta Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) nedeniyle yaşanan hak ihlalleri, hukuki süreçler ve toplumsal etkileri ele alındı.
Programa avukat Hatice Yıldız, sosyolog Doç. Dr. Fatma Zehra Fidan ve avukat Dr. Levent Mazılıgüney katıldı. Programda, KHK’larla yaşanan mağduriyetlerin nasıl giderilebileceği, yıllardır çözülemeyen dosyalar, 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL’in hukuki boyutu ve KHK’lıların adalet beklentisi değerlendirildi.
“SAVUNMA HAKKI TANINMADAN İHRAÇLAR YAPILDI”
Avukat Hatice Yıldız, KHK sürecinin hukuki açıdan baştan itibaren ciddi sorunlar taşıdığını belirterek, savunma hakkı tanınmadan gerçekleştirilen ihraçların Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi.
672 sayılı KHK ile 1 Eylül 2016’da 50 bin 875 kamu görevlisinin ihraç edildiğini hatırlatan Yıldız, isimlerin resmi listelerde yayımlanmasının kişilerin lekelenmeme hakkını da ihlal ettiğini ifade etti. Yıldız, ihraç sürecinin 15 Temmuz’dan önce kamu kurumlarına gönderilen “Bank Asya’da hesabı olanları bildirin” yazılarıyla başladığını savundu.
🗣 @LeventisMG
📌27 Temmuz 2016’ya geldiğimizde, Genelkurmay Başkanlığı kendi resmi internet sitesinden bir açıklama yaptı
↪’15 Temmuz 2016 darbe girişimine 8 bin 651 askeri personel katıldı.’
📌Askerliğin ‘A’sını bilen erbaş ve erin herhangi bir darbe girişiminde herhangi bir… pic.twitter.com/9y6F65lDwd— TV5 (@tv5televizyonu) July 27, 2026
KHK mağduriyetlerinin giderilmesinin ancak 15 Temmuz’un tüm yönleriyle aydınlatılmasıyla mümkün olacağını söyleyen Yıldız, darbe davalarındaki ifadelerin ve delillerin olay gecesi sahaya çıkan askerlerin farklı gerekçelerle görevlendirildiklerini ortaya koyduğunu dile getirdi. Yaralıları taşımak üzere görevlendirildiğini belirttiği helikopter pilotu Kerime ile hakkında kamera kayıtları bulunduğunu söylediği Nazım Aytaç’ın müebbet hapis cezalarına da dikkat çekti.
“BİR ERİN DARBE SUÇUNDAN MÜEBBET ALMASI HUKUKLA AÇIKLANAMAZ”
Avukat Dr. Levent Mazılıgüney ise OHAL döneminde yaklaşık 1,2 milyon ihbar yapıldığını belirterek, yargı dosyalarında yer alan çok sayıda ihbarın insanların sosyal çevresi ve günlük hayatına ilişkin iddialardan oluştuğunu söyledi.
15 Temmuz’un 10. yılı dolayısıyla yapılan resmi açıklamalara değinen Mazılıgüney, aradan geçen zamana rağmen çok sayıda askeri öğrenci, er ve uzman çavuşun halen cezaevinde bulunduğunu ifade etti.
Genelkurmay Başkanlığı’nın 27 Temmuz 2016 tarihli açıklamasında darbe girişimine 8 bin 651 askeri personelin katıldığının belirtildiğini hatırlatan Mazılıgüney, buna rağmen erlerin ve askeri öğrencilerin müebbet hapis cezalarına çarptırılmasını eleştirdi. “Askerliğin en temel kurallarını bilen herkes, bir erin tek başına darbe planlayamayacağını bilir” diyen Mazılıgüney, 10 yıl geçmesine rağmen bazı davalarda balistik incelemelerin dahi tamamlanmadığını söyledi.
“SİVİL ÖLÜM YAŞANDI, KAYBEDEN SADECE KHK’LILAR OLMADI”
Sosyolog Doç. Dr. Fatma Zehra Fidan ise KHK sürecinin yalnızca ihraç edilenleri değil, toplumun tamamını etkilediğini belirtti.
“Küllerimizden defalarca doğmayı öğrendik ama kaybeden sadece biz değiliz; bu ülke kaybediyor, kurumlar kaybediyor.” diyen Fidan, toplumsal kutuplaşmanın derinleştiğini ve KHK’lıların uzun yıllardır damgalandığını ifade etti.
Meclis’te bir milletvekiliyle yaşadığı diyaloğu da paylaşan Fidan, KHK’lıların toplumdan dışlandığını, birçok kişinin ailesi ve yakın çevresi tarafından dahi “terörist” olarak damgalandığını söyledi.
İhraç edilen kişilerin yalnızca kamu görevlerinden uzaklaştırılmadığını, çalışma ve sosyal hayata katılma imkânlarının da büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını belirten Fidan, bu süreci “sivil ölüm” olarak nitelendirdi. İnsanların bir gecede yayımlanan KHK listeleriyle işlerini ve toplumsal itibarlarını kaybettiklerini ifade eden Fidan, umutsuzluğun birçok kişi üzerinde ağır psikolojik sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
