YORUM | ALPER ENDER FIRAT
CHP Parti Meclisi üyesi Eren Erdem’in iktidara gelmeleri halinde Erdoğan’ı yargılamayacaklarını, ülkeyi normalleştireceklerini söylemesi ne anlama geliyor? Eren Erdem kendi şahsi fikrini mi söyledi yoksa partideki genel kanaati mi dillendirdi bilemiyorum. Onun bakış açısı temel bir sorunu barındırıyor. Kriminale bulaşanların cezalandırılmaması tepeden tırnağa sorunlu bir bakış açısıdır.
Bunları yazarken AKP iktidarının zulmüne maruz kalmış birisi olarak söylemiyorum. Ülkede işlenen anayasal suçları bile bir kalemde silen, gerçek hiçbir suçun peşine düşmeyen bir devletin felah bulma ihtimalinin olmamasından dolayı söylüyorum. Yapanın yanına kar kaldığı bir ülkenin devlet olabilmesi mümkün değildir.
CHP bundan önce de devletin her bağırsak temizliği girişimine şiddetle itiraz etmiş ve o güne kadar işlenen suçlar cezasızlığa mahkum edilmişti.
Türkiye’de son kırk-elli yıldır devlet imkanlarını kullanan bir şebeke suç işliyor ve suçlarını vatan millet edebiyatı zarfı içerisine konup kendine koruma sağlıyor. Hatırlayacaksınız, 12 Eylül Cuntası’nın işlediği suçların, cezaevlerinde yapılan işkencelerin neredeyse hiçbirisi soruşturulup cezalandırılmadı. Sokakta yürüyen sıradan insanların bile duyduğu Mamak ve Diyarbakır cezaevlerindeki işkencelerin cezalandırılması bir yana soruşturulmadı bile. Doksanlı yıllardaki başta JİTEM gibi atipik yapılanmaların işlediği cinayetleri olmak üzere binlerce faili meçhul aydınlatılmadığı gibi cinayetlerde sıklıkla adı geçen isimler ortalıkta kahraman gibi dolaşıyor.
Bazı dönemlerde, devlet gücünü kullanarak kriminale bulaşanların cezalandırılma girişimlerine ve devlet eliyle rutin dışına çıkılmasının engellenmesi çabalarına CHP ve MHP hep direnç gösterdi.
2000’li yıllarda yürütülen Ergenekon davaları devletin içine çöreklenmiş çeteleri temizleme ve batı standartlarında hukuk eksenli bir ülke olma girişimleri bu dirençler yüzünden tam olarak sonuçlandırılamadı.
Neticede ne 80’li yılların, ne 90’lı yılların katilleri, suçluları cezalandırıldı. Ölen öldüğüyle, zulüm gören gördüğüyle kaldı. MHP ve CHP, haklarında ciddi suçlamalar olan hatta büyük çoğunluğu ispat edilmiş suçları bulunanları Meclise alarak bilerek ya da bilmeyerek bu şebekelere koruma sağladı.
AKP iktidarı ve Recep T. Erdoğan suçüstü yakalandığı hırsızlık ve yolsuzluk dosyalarından kurtulmak için devlet içindeki bu şebekelerle anlaşma yapıp ülkeyi kan gölüne çevirdi.
Recep T. Erdoğan’ı, ülkeyi normalleştirme bahanesiyle yargılamamak, 2015-2016 tarihlerinde içlerinde Gar Katliamının, Atatürk Havalimanı saldırısının, Reina katliamının, İnönü Stadı bombalamalarının da olduğu, binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan onlarca saldırının faili meçhule mahkum edilmesi anlamına da geliyor.
Recep T. Erdoğan’ı normalleştirme adı altında yargılamamak 15 Temmuz’u kasıtlı olarak aydınlatmama anlamına da geliyor. Bir iftira uğruna yüz binlerce insanın hayatlarının karartılmasını, suç olduğunu bile bile milyonlarca insanın nefret suçuyla anılmasını da sineye çekmek anlamına geliyor.
Her neyse Erdoğan’ın işlediği suçları tek tek burada yazmanın anlamı yok; zaten herkes ne olduğunu biliyor. Mesele Recep T. Erdoğan’dan yaptıklarının hesabının sorulması değil, sorun elli yıldır devlet gücüyle işlenen suçların neredeyse hepsinin örtbas edilip ‘bir şeycikler olmaz’ tavrıyla üzerinin örtülmesidir. Ülkede aynı sorunların on yılda rutine binmiş gibi tekrar edip duruyor olmasıdır. Seksenli, doksanlı yıllarda ülkedeki hukuku perişan eden yapı cezalandırılmadığı için 2000’li, 2010’lu yıllarda da perişan etmeye devam etti.
Eren Erdem’in Erdoğan ve irtibatlı şebekeleri yargılama yoluna gitmeyip ülkeyi normalleştireceğiz cümlesini karşı tarafın gazını alma olarak söylenmiş sözler olarak yorumlamak, muhalefetin tam olarak düşüncesinin böyle olmadığına inanmak istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olma ve normalleşme yolunun kriminale bulaşanı cezalandırmaktan geçtiğini umarım biliyorlardır. Siyasi ve aidiyet cezalandırmalarından vazgeçip evrensel hukukun suç saydığı suçları işleyenleri cezalandıran bir devlet haline gelmedikçe ülke asla normalleşmeyecek, umarım bunun farkına varmışlardır.

Çalıştığım şirketde hırsızlık yapan bir çete vardı. Kaç defa suçüstü yapıp müdüre söyledim. Her defasında afetti.
Buna bir türlü aklım ermiyordu.
Bu birkaç yıl sürdü. Neredeyse demekten vazgeçtim.
Başka bir zaman, gene suçüstü yaptım ve müdür bu sefer şiddetli tepki verdi…. Elhamdulillah dedim.
Bu sefer oldu, ama tepki sebebi neydi biliyormusun uz?????
Müdür hırsızlık çetesi üyelerine
– benden habersiz bunu nasıl yaparsınız….. Şeklindeydi…
CHP de böyle. Bir Kılıçdaroğlu ile iş bitmiyor, CHP nin çoğu yapılan zülümleri alkışlıyor…
siyasilerden bir hayır gelmez, partilerden hayır gelmez, iktidar ve muhalefet fark etmez, sadece birisi daha az zararlı diyebiliriz, o da mutlak gücü ele geçirse, bu sefer o daha da zalim olur, güçsüz olursa da ülkede hiçbir iş düzgün yürümez. bu kısır döngü nasıl kırılır. tüm devlet bürokrasisi ahlaklı ve çalışkan insanlardan oluşursa, o zaman, siyasetin zararı minimuma iner. ama ona da müsaade etmezler, kirli siyaset ahlaklı ve çalışkan memuru, işine geldiği yerde kullanır, ayağına dolaşınca tasfiye eder
Yargılamayacağız derken aslında Hukuk Devleti olmayacağını, herşeyin göstermelik olacağını itiraf etmiştir. Koca şahsını ortaya koymuştur. Yani konuşurken şahsını ortaya koyması, şahsının hukuktan daha üstün olduğunu göstermektedir. Keşke hukuku öncelese ama öncelik her zaman ki gibi şahsı. Çünkü kararı veren şahsı. Cezalandırmayacağız derken külli şahısların toplamından bahsediyor. Hukuku bir türlü şahsından koparamıyor. Hukuku şahsı sıkı sıkı tutuyor. Şahsı hukuku kontrol altına alıyor. Hukuk bir kuşu kafese atar gibi şahsının kafesinde kontrol altında.
Birde şahsını, boyunu aşan uluslararası suçlar var. Şahsım şahsım derse bile bu hukukta kimse onun devleştirdiği küçücük şahsını dinlemez. Kendi şahıslarını ne kadar büyük görüyorlar böyle. Hep onların şahsı referans olacak, hep onların dediği olacak. Kural hep onların istediği gibi olacak. Çünkü kendilerini şimdiden ülkenin sahibi gibi görmeye başladılar. Bu bir hastalık. Türkün kendi şahsını hukukun önünde görme, hukuku karısını susturan ilkel erkek gibi susturması, karı sen sus diyerek kendi şahsını öme çıkarması, sahiplenme duygusuyla sahipleniyor gibi yaparak kendi şahsını sahip gibi gösterme.
Tabi yersen. O şimdi hukuka sahiplenmiş gibi davranıyor. Sanki hukukun adına konuşabilirmiş gibi. Hukuka sahiplenmiş gibi davrandığında sanıyor ki insanlar bunu yiyecek ve o hukukun sahibidir diyeceklerini sanıyor. Koca şahsıyla hukukun önünü kapatabileceğini, kimsenin bu sayede birşey görmeyeceğini sanıyor. Karısına sahiplendiği gibi hukuka da sahiplenerek şahsı hukuku istediği gibi kontrol edebileceğini, babasının çiftliği gibi kullanabileceğini sanıyor.
Benlik duygusundaki saplantılı kendine ait olmayanı şahsınınmış gibi gösterme rahatsızlığı insanlarda olduğu müddetçe birileri o benlikler adına hukuka sahip çıktığında “tamam artık bizim oldu” dedikleri müddetçe hukuka kız gibi sahip çıkılacak. Yani kıza sahip çıkan erkek gibi Türkler nezdinde görülecek. “Aferin, bakın kıza sahip çıkıyor”
Bu şahsın hukuka aşırı derecede sahiplenme duygusu aslında bir yaranın olduğunu gösteriyor. Mesela Türkler neden bilime, insan haklarına, düşünce özgürlüğüne önem vermiyorda hep hukuka sahiplenmeye çalışıyor? Neden Hukuk Devletindeki hukuku kontrol altına almaya çalışıyorlar? Hukuku neden kendini özgürce ifade etmesine izin vermiyorlar? Hayır hukuk kendini özgürce ifade etse ne olur? Niye bundan rahatsızlık duyuluyor? Demek ki hukukun üstünde birileri var. Yani atıyorum Hukuk Devletinin üstünde Ahmet, Mehmet, George var ki Hukuk Devletini birileri sahiplenebiliyor ve bunu açık açık söylüyor. Biz yargılamayacağız derken oradaki biz bir şahsı, benliği, egoyu göstermektedir.
Örnek vermek gerekirse mahkemedesin ve hakkını ararken bir şahıs geliyor ve biz yargılatmayacağız diyor ve sen ortada kalıyorsun. Bunlar bu egolarını herşeyin üstünde gördüklerinden, yargının bile üstünde gördüklerinden bu kadar rahat kendilerini ifade edebiliyorlar. Çünkü insanlar bunların egosunu kabullenmiş. Zaten insanlar Hukuk Devletine dönüş için bunlara oy vermiyor. Egoları için oy veriyor. Kılıçdaroğlunun egosu için oy veriyor. Yoksa kimse Hukuk Devletinin ne olduğunu bilmiyor yada çıkarı gereği oy veriyor. İnsanlar bu koca egolara oy verirken, onlara istediklerini asma özelliği veriyorlar. Aslında Hukuku bu egolara insanlar teslim ederken aslında kendi yargılamak istediklerinin yargılanması, intikam alınması için kendi egosunun yetkisini başka egoya vermektedir. Burada insanlar Hukuk Devleti olmak istemiyorlar. İnsanlar kafalarına göre cezalandırma istiyorlar. Kendi tecavüzcüsü yargılanmasın, nefret ettiği kişi yargılansın diye önce kendi içinde hukuku katledip, intikam, kin ve nefret duygularını hukukun yerine koyuyor. Sonra bu emaneti daha yukarıdakilere gerçekleştirsin diye emanet ediyor. Türkler kin, nefret, kıskançlık, haset, intikamdan kurtulmadıkça Hukuk Devletinin ne olduğunu bin yıl geçsede anlamayacaklar. Herşeyi iphon ve herkesin evinde iki araba vara indirgeyecekler.
Yani hukuka sahip çıkarak sahiplenme dürtüsüyle hareket edip, kendine ait olmayan birşeyi kendine aitmiş gibi davranmak, kenar mahallede kız kardeşine sahip çıkarak onun hayatını kontrol altına alan ilkel erkek davranışına benzetebiliriz. Ve Türkler bu ilkel davranışı bayram eşliğinde Kılıçdaroğlu geliyor diye kutluyorlar.
Aslında basiretsiz bir açıklama görünse de, iyi düşünülmüş bir stratejinin sonu.
1. Bu açıklama Erdoğan için değil, bütün halk için değil, mağdurlar için hiç değil, sag kesimi için. Yani bir kaç oy sağdan, yani akp den kaydirmak için.
2. Hem biraz ortami dindirmek için. Sol kısım biliyor ki Erdoğan üslupla gitmeye niyeti yok. Bu yüzden ne kadar etkilerse, sag tarafına diyor ki merak etmeyin, intikam alınmayacak, yani kaybettiğinizde kötü bir şey olmayacak, şiddete müracaat etmeye gerek yok.
3. Erdoğan bu dili (oyunu) çok iyi bildiği için (ayni oyunu hep kullanıyor çünkü), hiç bunun üzerine gitmeyecektir!
4. CHP mağdurların oylarını biliyor, AKP destekçilerden ne koparırım kardır diyor.
5. Bu açıklama doğru olacağına anlamına gelmez, zaten bu yüzden chp iktidarından degil, düşük profilden birisinden geldi.
-:)