Kanser hastası mahpusa beş aydır tedavi yok: “Eşimi ölüme mi terk ediyorlar”

İbrahim Halil Al ve eşi Bahar Al.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724

Şanlıurfa’da Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen ve yaklaşık beş aydır Edirne L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan yumuşak doku kanseri hastası İbrahim Halil Al’ın gerekli tetkik ve tedavilerinin yapılmadığı ortaya çıktı.

Olayı, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu gündeme getirdi.

Cezaevine girdikten sonra kanser tedavisi göremeyen Al’ın gecikmeli olarak hazırlanan tomografi raporunda hastalığın ilerlediğine ilişkin bulgulara rastlandı ve PET filmi çekilmesi önerildi.

Eşi Bahar Al, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) başvurarak tedavinin başlatılmasını, aylardır sonuçlandırılamayan sağlık kurulu raporu işlemlerinin hızlandırılmasını ve eşinin, ailesinin yaşadığı Şanlıurfa’ya nakledilmesini istedi.

TR724’e konuşan Bahar Al, eşine cezaevine girdiğinden bu yana “bir hap bile verilmediğini” belirterek, “PET filmi öneriliyor. Beş ay da onu mu bekleyeceğiz, eşimi ölüme mi terk ediyorlar?” diye sordu.

“BİR HAP BİLE VERİLMEDİ”

İbrahim Halil Ay, kanser ameliyatını Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde oldu.

Bahar Al’ın verdiği bilgilere göre İbrahim Halil Al, yaklaşık bir buçuk yıl önce Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde kanser ameliyatı oldu. Ameliyatın ardından üç kez PET filmi çekildi. İkinci PET çekiminin ardından hakkındaki 8 yıl 9 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine 19 Mart 2026’da eşiyle birlikte tutuklandı.

Ancak Al’ın cezaevine girdikten sonra kanserle ilgili hiçbir tedavi görmediği ve gerekli tetkiklerinin zamanında yapılmadığı belirtildi. Bahar Al, yaşananları şöyle anlattı:

“Cezaevinde tetkik, tedavi hiçbir şey yapılmadı. Bir hap bile verilmedi. İlk çekimleri geç oldu. Yeniden PET çekilmesi gerekiyordu ama gün vermemişler. Tomografi için gün verilmiş. Onu da yanlış çekmişler. Sadece baş tomografisi çekilmiş. Aslında genel tomografi olması gerektiğini söylediler. Tomografi çekildi fakat yaklaşık beş ay boyunca raporu çıkmadı.”

Tomografi raporunun kısa süre önce e-Nabız sistemine yüklendiğini söyleyen Al, raporda hastalığın ilerlediğine ilişkin bulgular bulunduğunu aktardı:

“İki gün önce e-Nabız’a baktım, rapor çıkmıştı. Cezaevini aradım. Hastalığında ilerleme olmuş, PET filmi öneriliyor. ‘Beş ay da onu mu bekleyeceğiz, eşimi ölüme mi terk ediyorlar?’ diye kızdım. Hem kulunç bölgesinde hem akciğer tarafında, üç bölgede artış görünüyor. ‘Neden böyle yapıyorsunuz?’ dedim.”

CİMER’E BAŞVURDU: TEDAVİSİ BAŞLATILSIN, NAKLİ YAPILSIN

Bahar Al, CİMER’e gönderdiği dilekçede eşinin sağlık durumunun tedavisiz geçen her gün daha büyük bir risk altına girdiğini belirtti. İnfaz ertelemesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunun, tomografi raporunun aylarca yazılmaması nedeniyle hazırlanamadığını kaydeden Al, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:

“Eşim İbrahim Halil Al kanser hastasıdır ve beş aydır Edirne L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunmaktadır. Cezaevine girdiğinden beri hiçbir kanser tedavisi veya tetkik yapılmamıştır. Çekilen tomografinin raporu aylarca hastane tarafından yazılmadığı için infaz ertelemesine esas teşkil edecek ‘Sağlık Kurulu Raporu’ bir türlü çıkamamaktadır. Eşimin hayatı, tedavisiz geçen her gün doğrudan ölümcül risk altındadır.”

Al, anayasal yaşam ve sağlık hakkının korunması için Sağlık Bakanlığı’ndan sağlık kurulu sürecinin ivedilikle tamamlanmasını, Adalet Bakanlığı’ndan ise eşinin ailesine yakın bir cezaevine nakledilmesini istedi.

DÖRT NAKİL BAŞVURUSU DA REDDEDİLDİ

Al ailesi Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşıyor. Dört çocuk sahibi olan Bahar Al da iki ayrı dönemde toplam sekiz ay cezaevinde kaldı ve yaklaşık üç ay önce, 24 Nisan 2026’da tahliye edildi. Onu aşkın kronik hastalığı bulunduğunu belirten Al, sağlık sorunları ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle dört çocuğuyla birlikte Siverek’ten Edirne’ye gitmelerinin son derece güç olduğunu söyledi.

İbrahim Halil Al’ın Diyarbakır ya da Şanlıurfa’daki bir cezaevine nakledilmesi için yapılan dört başvurunun da reddedildiğini belirten Bahar Al, şöyle konuştu:

“Bu belirsizlik, naklin yapılmaması ve tedavinin başlamaması ailece hepimizi derin bir strese soktu. Bu durum eşimin kanser hastalığının ilerlemesine de zemin hazırladı.”

“GÖRÜŞ İÇİN 27 SAAT YOL GİDİYORUZ”

“Burası İstanbul’dan gelip dolmuşla Siverek’e indiğimiz yol üstü. İmzaya yetişmek için 5-6 saat havaalanında bekledik. Bayram ziyareti ve 2 haftalık görüş yapabilmek için Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesine iki defa dilekçe yazdım. İkisi de reddedildi. O yüzden cumartesi imza attım. Pazartesi görüş yapıp hemen yola çıktık ki imzaya yetişeyim. Bu kadar hastalıkla, hiç dinlenmeden yollarda perişan olduk. Bakın uçuk bile çıkardım Behçet hastalığında bağışıklık çökünce oluşuyor.”

GERGERLİOĞLU: TÜRKİYE’NİN SON 10 YILINI ÖZETLEYEN BİR FOTOĞRAF

Al ailesinin yaşadıklarını gündeme getiren DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da çocukların cezaevi yolculuğu sırasında çekilen fotoğrafını paylaşarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin son 10 yılını özetleyen bir fotoğraf! İşte mazlum çocuklar bu 10 yılı böyle yaşadı! Aile Urfa’da, baba kanser hastası İbrahim Halil Al, Edirne Cezaevi’nde. Bu aile 27 saat yollarda perişan oluyor. Sağlık kuruluna aylardır giremeyen bir baba ve yollarda perişan olan bir aile… Urfa’ya sevki hâlâ yapılmadı. Çocukları, babalarını görebilmek için Urfa’dan Edirne’ye 27 saat yol gitmek zorunda kalıyor. Maddi imkânları yok, gidip gelemiyorlar; perperişan durumdalar. Edirne L Tipi Kapalı Cezaevi’nde ise İbrahim Halil Al’ın sağlık işlemleri hâlâ yürümüyor.”

“İKİMİZ DE DİN DERSİ ÖĞRETMENİYİZ”

Bahar Al, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu olduğunu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptığını ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünü bitirdiğini söyledi. Ancak kendisinin ve çocuklarının sağlık sorunları nedeniyle öğretmenlik yapamadığını belirten Al, eşinin de Kazakistan’daki Ahmet Yesevi Üniversitesi’nden mezun olduğunu ve ağırlıklı olarak inşaat sektöründe çalıştığını anlattı:

“İkimiz de din dersi öğretmeniyiz. Ben Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuyum. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü mezunuyum. Ama öğretmenlik hiç yapamadım. Yıllardır hem çocuklarımın hem de kendimin rahatsızlıkları nedeniyle çalışamıyorum. Ev hanımıyım. Eşim de Kazakistan’daki Ahmet Yesevi Üniversitesi’nden mezun. O daha çok inşaat sektöründe çalıştı.”

Haklarındaki suçlamaların 17 yıl önce Osmaniye’de görev yaptıkları döneme dayandırıldığını söyleyen Al, şöyle devam etti:

“Eşim 17 yıl önce Osmaniye’de kapatılan kurumlarda çalıştı. Birileri kendini kurtarmak için isimlerimizi vermiş. Darbe girişimi 10 yıl önce oldu, biz 17 yıl önceki görevlerimiz nedeniyle suçlanıyoruz. O zaman ne darbe ne de terör vardı. Eşimi dinî sohbet yapmak ve burs toplamakla suçladılar. Dosyasında ne ByLock ne Bank Asya ne de dergi aboneliği var. Dosyasını birkaç yere gösterdim. ‘Onun durumundakiler dışarıda ya da çok daha az ceza aldı’ dediler.”

Kendisinin de kermeslerde ve okullardaki veli toplantılarında görüldüğü gerekçesiyle suçlandığını belirten Bahar Al, iki kez tutuklandığını söyledi:

“Altı ay Osmaniye’de, iki ay Edirne’de hapis yattım. Eşime 8 yıl 9 ay, bana 6 yıl 3 ay ceza verdiler. Yargıtay benim cezamı bozdu. İsmimi verenlerle beni yüzleştireceklermiş. Ancak onlar 24 Nisan 2026’da görülen duruşmaya gelmediği için mahkeme ertelendi. 15 Ekim 2026’da karar duruşmam var.”

“ÇOCUKLARIMIZIN PSİKOLOJİSİ KALMADI”

“Küçük oğlum babası tutuklandıktan sonra 9-10 kilo verdi.”

Çocuklarının 21, 17, 13 ve 4 yaşlarında olduğunu belirten Bahar Al, yaşananların çocuklarının hem psikolojisini hem de sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi:

“Benim zaten 10’dan fazla kronik rahatsızlığım var. On üç yıldır hastalıklarla mücadele ediyorum. Ben eşime vasiyet verirken, şimdi iki yılda kendisi bu hâle geldi. Çocuklarımızın da psikolojisi kalmadı.”

Büyük oğlunun bu yıl üniversite sınavına girdiğini anlatan Al, anne ve babasının tutuklanmasından etkilendiği için beklenen başarıyı gösteremediğini belirtti:

“Öğretmenleri normalde derece yapacak bir çocuk olduğunu söylüyordu. Bizim tutukluluğumuzdan etkilendiği için bu yıl istediği puanı alamadı, seneye tekrar sınava girecek. Oğlum fen lisesinden mezun oldu ama babası yanında olmadığı için bir tarafı buruk kaldı. Benim zorlamamla mezuniyete gitti. Diploma not ortalaması 96, bu yılki ortalaması ise 99’du.”

Bahar Al, diğer çocuklarının yaşadığı sağlık sorunlarını ise şöyle anlattı:

“Küçük oğlum, babası tutuklandıktan sonra 9-10 kilo verdi. İki oğlumun da dalağında büyüme ve karaciğerinde yağlanma var. Kızım nefes alamadığı için burun ameliyatı oldu. Dört yaşındaki kızım 35 haftalıkken doğdu. Üç yıl boyunca bronşit ve astım tedavisi gördü. Hep sağlık sorunlarıyla mücadele ederken bir de bu haksızlıklarla uğraştık. Artık gerçekten gücümüz kalmadı. Hastane işlerimizi yeşil kartla görüyoruz.”

Bahar Al: Geçtiğimiz mart ayında eşimle birlikte tutuklandık. Beni iki ay sonra tahliye ettiler. Tutuklanmadan önce Edirne Adliyesi’nin koridorunda -arife günüydü- mahkememi beklerken 13 yaşındaki oğlum ve 4 yaşındaki kızım sandalyede uyuyakalmış. Kardeşimle beraber geceden sabaha kadar arabada beklemişler. Sonra da mahkememi sandalyede dalarak beklemişler. Arife son saatler olduğu için nöbetçi mahkeme tutuklama demişti. Sabaha Ramazan Bayramı’nda çocuklar yıkılmıştı, bir anda hem annesiz hem de babasız…

Yargıtay kararı bozdu: Eşiyle birlikte tutuklanan dört çocuk annesi tahliye edildi

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin