İsveç de aşırı sağa dümen kırdı… Cevabı aranan soru; Bundan sonra ne olacak?

HABER-İNCELEME | HASAN CÜCÜK

Politik yaşamda ‘aşırı sağ’ kavramı ilk kez Fransa’da Ulusal Cephe için kullanıldı. Diğer partilere nazaran kullandıkları dil oldukça keskindi. Hedeflerine göçmen ve mültecileri alırken, ‘milli duygulara’ üzerine yoğunlaştılar. Fransa’dan başlayan akım kısa sürede Avusturya, Hollanda ve Danimarka’ya sirayet etti. Aşırı sağın geç ama güçlü bir şekilde yükseldiği iki ülke Almanya ve İsveç oldu. Almanya’da 2013’te kurulan Almanya için Alternatif (AfD) daha ilk girdiği seçimde yüzde 4,7 oo alıp barajın altında kalırken, ikinci seçimde yüzde 12,6 oyla tarihi bir sıçrama yaşadı. Benzer durum İsveçli Demokratlar içinde vardı. İlk kez parlamentoya 2010’da girerken her seçimde oylarını arttırdılar. Son seçimde ise yüzde 17,6 oya ulaşıp ülkenin üçüncü partisi oldular. İsveç, 2001’de Danimarka’nın yaşadığı dönüşüme bu sonuçlarla girmiş oldu.

İsveç 9 Eylül’de sandık başına giderken, bu seçimin tarihi sonuçlar doğuracağı konusunda herkes hemfikirdi. Avrupa’da solun iktidarda olduğu bir kaç ülkeden biri olan İsveç’te değişim zamanının geldiği seçim anketlerine yansıyordu. Ülkenin en büyük partisi Sosyal Demokratların seçimden kan kaybıyla çıkacağı kesindi. Sadece kaybın hangi oranda kalacağı merak konusuydu. Seçimlerin bir numaralı gündemi yabancılardı. Ülke nüfusunun yüzde 25’inin göçmen kökenlilerden oluşması, artan suç olayları özellikle aşırı sağın propagandasının merkezine yerleşti.

Bundan sonra ne olacak?

Bu sorunun cevabı merak ediliyor; Zira hem sağ hem de sol blok partileri aşırı sağ İsveçli Demokratlar’la (SD) koalisyon kurmayacağını söylüyor. Ancak bu sözün bir anlamı yok. Nedeni Danimarka’nın geçmişinde gizli. 1995’te kurulan Danimarka Halk Partisi (DF), her seçimde oyunu arttırarak çıkmıştı. Kasım 2001’de yapılan seçimlerde sol blok kaybederken, sağ blok yarıştan ilk sırada çıkmıştı. Ancak sağın mecliste çoğunluğu sağlaması için DF’in desteğine ihtiyacı vardı. Tıpkı bugün İsveç’teki partilerin yaptığı gibi Danimarka’daki partilerle aşırı sağın temsilcisi DF’in koalisyonun bir parçası olmayacağını deklare etmişlerdi. DF, akıllı bir siyaset izleyip, koalisyona girmeyeceğini ancak kurulacak sağ koalisyonu dışarıdan destekleyeceğini açıkladığında ülke siyasetinde önemli bir rota değişikliğinin işaretini vermişti.

2001’e kadar Danimarka; göçmene ve mülteciye kapılarını açan, aile birleşim kuralları sert olmayan, sosyal yardımların yüksek olduğu, işlediği suçtan dolayı (ağır suçlar hariç) kimsenin sınır dışı edilmediği bir ülkeydi. 1 Temmuz 2002’de yürürlüğe giren Avrupa’nın ilk yabancılar yasasıyla Danimarka’nın bu özellikleri bir çırpıda silinip atıldı. Göçmenlere verilen haklar birer birer elinden alındı. Aile birleşimi ile Danimarka’ya gelmenin önüne aşılmaz engeller konuldu. Vatandaşlık şartları alabildiğine zorlaştırıldı. 1 Temmuz 2002’de yürürlüğe giren yabancılar yasasına sürekli ilave şartlar konuyordu. 16 yıl içinde göçmen ve mültecilerle ilgili yasada 100 kez zorlaştırma yapıldı.

Bu politikaların asıl ülke siyasetine etkisi büyük oldu. Yılların ‘göçmen dostu’ olarak tanımlanan partiler yavaş yavaş DF’in söylemlerini kullanmaya başladı. Göçmenlerin oy kullanmada ilk tercihi olan Sosyal Demokratlar, yabancılar konusunda DF’in tıpkısını tekrarlayan bir noktaya geldi. Sağ bloğun diğer partileri zaten yabancılara karşı yıllardır olan önyargılı ve mesafeli bakışını daha da sertleştiriyordu. Bugün Danimarka, kapısını göçmenlere kapatan, mülteci kabul etmeyen, 2 yıl hapis cezası alanları sınır dışı eden, vatandaşlık vermemek için şartları alabildiğine zorlaştıran bir ülke konumunda bulunuyor.

İsveç’in geleceğini görmek için Danimarka’ya bakmak yeterli

SD, son seçime göre oyunu 4,7 puan arttırdı. Artış bir sonraki seçimde de devam edecek. SD fiilen iktidarda olmayacak ama fikirleri iktidar olacak. Resmen olmasa da gayr-ı resmi koalisyonun parçası olup, ülkenin siyasi rotasında önemli değişikler yaptıracak. En önemlisi sağ ve sol blok partileri, göçmenler konusunda SD çizgisine yaklaşmaya başlayacak.

Bu durum geçici olarak, ülkede yıllarca devam eden blok siyasetinin terk edilmesiyle aşılabilir. İskandinavya ülkelerinde partiler seçimlere sağ ve sol blok şemsiyesi altında girer. Uzun yıllar bu ülkelerde tek başına iktidar çıkarmak mümkün olmadığı için blok siyaseti bir zorunluluğun sonucu. Seçim öncesinde sağ ve sol bloğun başbakan adayı belledir. Hangi partiler arasında koalisyon kurulacağı seçim öncesinden bellidir. İsveç’te sol blok 144, sağ blok 142 milletvekili çıkardı. Salt çoğunluğu sağlamaları için 175 sayısına ulaşmaları gerekiyor. Her iki blokta bu sayıya ulaşamıyor. Bu seçimde ortaya çıkan senaryolardan biri blok siyasetin son bulacağıdır. 175 vekile ulaşmak için bloklar arası işbirliği mümkün. Ancak her iki blokta iktidarı bir diğerine bırakmak istemiyor. Bu durumda Danimarka örneğinde olduğu gibi SD’nin dışardan desteklediği sağ blok iktidarı gerçeğe daha yakın gözüküyor.

9 Eylül seçimleri İsveç’te yeni bir dönemin başlangıcıdır artık. Hiçbir şey eskisi olmayacak. Göçmenler ve mülteciler konusunda daha sert bir söylem ortaya çıkacak. Kapılar mülteciye ve göçmene kapatılacak. Avrupa’nın son kalesi İsveç’te böylece aşırı sağa dümen kırmış oldu.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin