İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesine karar verdi. İstinaf yolu açık olmak üzere verilen kararda tedbir talep edilmedi. Buna göre, karar kesin olmadığı için Baro yönetimi görevinin başında kalmaya devam edecek.
İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava, izleyicilerin fazla olması dolayısıyla İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü. Duruşmayı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, çok sayıda baro başkanı ve avukatın yanı sıra yurt dışından gelen gözlemciler de izledi.
Cumhuriyet savcısı, davanın kabulüne karar verilmesini talep etti. İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu söz alarak, şunları söyledi:
“Verilebilecek bir karar İstinaf, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden bir şekilde dönecektir. Bizim taleplerimizi gerekçesiz olarak reddediyorsunuz. Anayasa’ya uygun değil bu. Adil yargılanma hakkımız ihlal ediliyor. Suçsuz sayılma hakkımız ihlal ediliyor. Savaş halinde bile bu hakka dokunulamaz. İstanbul Başsavcılığı hedef göstermeleri ile baro yönetimi olarak bizlerin haklarını ihlal ediyor. Barolar hesabını Genel Kurul’da verir. İstanbul Barosu yönetiminin 4 aylık faaliyetleri 23 Şubat 2025 tarihli olağanüstü genel kurulda değerlendirilmiş ve yönetimimiz aklanmıştır. Avukat Fırat Epözdemir’i ancak ekrandan görüyoruz. Tutuklanması için hiçbir neden yoktu, tutuklanması Anayasa’ya aykırıdır. Bağımsız yargı, hukuku ve demokrasiyi korumakla yükümlüdür.”
Aranın ardından hakim duruşma salonunun boşaltılmasını istedi. Avukatlar “Hak, Hukuk, Adalet”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla salondan çıkmayarak tepki gösterdi. Yaşanan gelişmelerin ardından avukatlar, ”reddihakim” talebinde bulunarak duruşma salonundan sloganlar eşliğinde ayrıldı.
İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesine karar verildi.
Duruşma sonrası açıklama yapan Kaboğlu, şunları söyledi: “Biz hukuka saygımız gereği, süreci hukuk zeminine çekmeye çalıştık. Biz yargıyı protesto etmedik. Biz hukuka sarıldıkça onlar saldırmakta sakınca bulmadılar. Biz yine yılmadık.Zannediyorlar ki 200 bin avukatı susturacaklar. Bugün burada belki de adaletin çöküşüne tanık oluyoruz. Savunma mesleği kutsaldır.”

“Biz hukuka saygımız gereği, süreci hukuk zeminine çekmeye çalıştık. Biz yargıyı protesto etmedik. Biz hukuka sarıldıkça onlar saldırmakta sakınca bulmadılar. Biz yine yılmadık.Zannediyorlar ki 200 bin avukatı susturacaklar. Bugün burada belki de adaletin çöküşüne tanık oluyoruz. Savunma mesleği kutsaldır.”
Alın teri ile kazanıp vergisini ödediğim kazancımın bir kısmını bankaya yatırdığım için, bir sendikaya üye olduğum için, evladımı milli eğitim bakanlığı denetimindeki bir okula kayıt ettiğim için, özel bir kurumda sigortalı çalıştığım için, bir gazeteye veya dergiye abone olduğum için, hepsinden öte digitürk aboneliğimi iptal ettiğim için örgütsel tavır içinde olmak ve terör örgütüne üye olmakla suçlanıp, işimden ve özgürlüğümden oldum.
Bunca yaşananlardan sonra; “yav he, he…”