İstanbul Aydın Üniversitesi’nde maaş kesintisi; gerekçe ‘mesai saatlerine’ uymamak!

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde yüzlerce akademisyenin şubat maaşlarında gerekçe gösterilmeden kesinti yapıldığı iddiası üniversite içinde krize yol açtı. İddialara göre bazı akademisyenlere “mesai eksiği”, bazılarına ise şubat ayının 28 gün sürmesi gerekçe gösterildi; kesintilerin 15 bin ila 35 bin lira arasında olduğu öne sürüldü. Üniversite kaynakları, özellikle araştırma görevlilerinin etkilendiğini ve maaşlarına ilişkin açıklama isteyen personelin net yanıt alamadığını belirtiyor. İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın da haberi önce yayımlayıp yaklaşık 12 saat sonra açıklama yapmadan kaldırması dikkat çekti. Akademisyenler, uygulamanın iş hukuku ve akademik çalışma düzeniyle bağdaşmadığını savunurken, bazı çalışanlar SGK primlerinin de etkilenebileceği endişesini dile getiriyor.

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde yüzlerce akademisyenin şubat ayı maaşlarında açıklama yapılmadan kesinti yapıldığı iddiası, üniversite içinde ciddi bir krize dönüştü. Cumhuriyet’te yayınlanan habere göre çok sayıda öğretim elemanı maaşlarının eksik yattığını fark etti; bu durum özellikle araştırma görevlileri arasında büyük tepki yarattı. Kesintilerin miktarının bazı kişilerde 15 bin liradan başlayıp 35 bin liraya kadar çıktığı öne sürülüyor.

İddiaların merkezinde, üniversite yönetiminin maaş kesintilerine ilişkin net ve kurumsal bir açıklama yapmaması yer alıyor. Akademisyenler, maaşlarındaki eksilmeyi fark ettikten sonra nedenini öğrenmek için Personel Daire Başkanlığı’na başvurdu. Ancak üniversite kaynaklarının aktardığına göre çalışanlara açık, yazılı ve tutarlı bir gerekçe sunulmadı. Bu belirsizlik, olayın maaş kesintisinin ötesine geçip kurumsal güven krizine dönüşmesine yol açtı.

Haberde yer alan bilgilere göre, maaş kesintilerinin gerekçesi konusunda farklı açıklamalar gündeme geldi. Bir kısım akademisyene, kesintilerin “mesai saatlerine uyulmaması” nedeniyle yapıldığı söylendi. Buna göre mesainin sabah 08.00’de başladığı, kampüse 08.30’da giriş yapan personelin bu süresinin “eksik mesai” olarak kaydedildiği, ay boyunca biriken bu sürelerin gün hesabına çevrilerek maaştan düşüldüğü savunuldu. Üniversite yönetiminin bu yöntemi uyguladığı iddia edilirken, akademisyenler akademik çalışmanın klasik memur mesaisi mantığıyla yürütülemeyeceğini belirterek buna itiraz ediyor.

Bir başka iddiaya göre ise bazı akademisyenlere, kesintinin nedeni olarak şubat ayının 28 gün sürmesi gösterildi. Yani maaş hesaplamasında ayın kısa olması üzerinden fark oluştuğu söylendi. Haberde, bunun iş hukuku açısından tartışmalı olduğu ve çalışanlar tarafından ikna edici bulunmadığı vurgulanıyor. Özellikle uzun süredir üniversitede görev yapan bazı araştırma görevlileri, böyle bir uygulamayla ilk kez karşılaştıklarını ve bu ölçekte bir maaş kesintisinin daha önce yaşanmadığını belirtiyor.

Üniversite kaynaklarının aktardığı bir başka iddia da, maaş kesintisinin nedenini öğrenmek isteyen akademisyenlerin karşısına özel güvenlik birimlerinin çıkarıldığı yönünde. Bu ayrıntı, meselenin yalnızca idari bir hesap hatası ya da bordro tartışması olmadığını; yönetim ile çalışanlar arasında gerilimin sertleştiğini gösteren bir unsur olarak aktarılıyor. Yani sorun sadece maaşların eksik yatması değil, buna karşı gelişen tepkilerin yönetiliş biçimiyle de büyüyor.

Yeni Şafak önce yazdı, sonra sildi!

Haberde dikkat çekilen başlıklardan biri de Yeni Şafak’ın tutumu. İktidara yakınlığıyla bilinen gazete, önce “Aydın Üniversitesi’nde Şubat 28 krizi: Yüzlerce akademisyenin maaşları kesildi” başlığıyla olayı haberleştirdi. Ancak bu içerik yaklaşık 12 saat sonra hem internet sitesinden hem de üniversiteye ilişkin sosyal medya paylaşımlarından kaldırıldı. Neden kaldırıldığına dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu durum, olayın üzerindeki siyasi ve kurumsal baskı ihtimalini daha da tartışmalı hale getirdi.

Akademisyenlerin kaygısı yalnızca maaş kaybıyla sınırlı değil. Haberde, bazı çalışanların, eksik gün veya çalışılmamış gün gösterilmesi halinde bunun SGK primlerine de yansıyabileceğinden endişe ettiği aktarılıyor. Eğer gerçekten bazı günler resmî kayıtlarda çalışılmamış gibi gösterildiyse, bunun ileride emeklilik ve sosyal güvenlik hakları açısından da sonuç doğurabileceği belirtiliyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin