Şeytan yargıç olsaydı…

“Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, 
Bahçeleriniz bahar görmesin…” 
Ahmed Arif

YORUM | VEYSEL AYHAN

Ahmet Burhan 8 yaşında bir kanser hastası.

Babası KHK ile ihraç edilmiş, sonra tutuklanmıştı.

Uzun zamandır tedavi görüyor ve babasını göremiyordu.

Şöyle anlatmıştı:

“19 aydır babamı görmüyorum. Bir yıldır hastayım. Babama sarılmak ve iyileşmek istiyorum.”

Ama izin vermediler.

Şeytanı yargıç yapsanız bu izni verirdi ama onlar vermedi.

Annesi gözaltına alındı ve adli kontrolle serbest bırakıldı.

Ahmet, şimdi kanserin 4. evresinde.

Almanya’da tedavi umudu doğdu.

Yüzlerce insan destek oldu, tedaviyi finanse etti.

Fakat annesine pasaport vermediler.

70 yaşındaki babaannesi ile Almanya’ya gitti.

20 gündür oradaydı.

Günden güne eridi.

Her gün annesiyle telefonda konuştu.

Sürekli ağladı.

Annesi: “Oğlum ben de seni çok özledim. Geleceğim vallahi. Tamam anneciğim geleceğim, hem de Fatma Betül ile birlikte geleceğim.” dedi ama gelemedi.

O “anne anne” diye sayıkladıkça eridi.

Şimdi tedaviye ara verip geri dönmek zorunda kaldı.

Dün onun “anne” feryadını dinledim.

Siz de mutlaka dinleyin.

“Kalbim dayanmıyor böyle şeylere” falan demeyin.

Dinlemek bir sorumluluk.

Bu, herkesin ayrı ayrı hesabını vereceği bir feryat.

Kimse bigâne kalamaz.

Dün, onun kayaları bile çatlatacak feryadını dinleyince bunu yazmak borç oldu.

Şeytan bile utanır merhamete gelirdi ama onların kalbi duymadı bile.

Her dilekçeyi reddettiler kuruyası elleriyle.

Yüzlerce bebeğin zindanların soğuk ve nemli betonlarında emekledikleri bir dünyada sözün artık bir hükmü kalmadı.

Ne desek boş.

Bari gökleri sarsacak bir dua…

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

ŞEYTAN’I UTANDIRACAK KADAR ALÇALANLAR…

Kimse “beddua etmek doğru değil” falan demesin.

Kur’an’da lanet edilenler var, Ebu Lehep gibi; kavimler var Âd, Semud gibi.

Hadis’te bir ay aralıksız sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı edilmiş beddua var.

Dileyen duasına “ıslah olacaklarsa” kaydını koyabilir.

Ben koymayı başaramadım.

1,5 yaşındaki Zeynep’in annesini insanlara sormayı bırakıp bir köpeğe “Köpek, annem nerede?” dediği gün bıraktım “ıslah olacaklarsa” kaydını.

İnsan cisimli canavarların kuvözdeki bir bebeği annesinden ayırdıkları zaman, anne sütü lavaboya döküldüğü gün vazgeçtim öyle duadan.

1 yaşındaki bebeğin koğuş demirlerini sarsa sarsa annesine ulaşmaya çalıştığı gün bıraktım öyle duayı.

7 yaşında çocuğun “Ben daha çocuğum anne, çocuğum! Yedi yaşında bir çocuğum ben! Benim kalbimden bir parça gitmiş anne, söyle ben nasıl dayanayım? O bunları hak etmedi! Babam gelsin, her şey düzelecek anne; babam beni okuldan alacak! Dokuz ay durdum, onuncu ay duramam artık anne!” diye ağladığında, insanların Şeytan’ı utandıracak kadar alçaldığını gördüm ve bıraktım öyle dua etmeyi.

Artık ağzıma “ıslah” falan almıyorum.

Bu zulümleri canavarca yapanlara beddua ediyorum.

Siz de edin!

İsterseniz şimdi bir kenara çekilip aşağıya eklediğim duayı edin.

İsterseniz gecenin bir yarısı kalkıp edin.

Ama ne olur edin!

Ailece, cemaatle veya kendiniz.

Fakirlikten kendini yakanların gündem olamadığı zavallı ülkede Ahmet de gündem olamadı.

Çocuklarına odun alacak para bulamayınca ıstırabından intihar eden annenin gündem olamadığı gibi.

Elimizden artık duadan başka bir şey gelmiyor.

Dua, her vicdan sahibinin boynunun borcu.

Ahmed’in feryadını telefonunuzdan tekrar dinleyin.

Diğerlerini de dinleyin.

Ve bu duayı okuyun!

Duygularınızı her şeyin gemi elinde olan Allah’a arz edin…

Kabulü için kıvranın, sancı çekin.

Ve sonunu da mağdurların kurtuluşu duasıyla bitirin:

ALLAH’IN LANETİ ÜZERLERİNE OLSUN!

“Allah’ım, Ahmet’in bu acılarla günlerdir kıvranmasına, göz yaşı dökmesine sebep olanları;

Başta cumhurbaşkanını,

Saray’daki müsteşarlarını ve destekçilerini,

Adalet ve İçişleri bakanı başta olmak üzere bütün bakanları,

Bu zulümlere itiraz edip hiç bir adım atmayan bütün milletvekillerini,

Olanlara tek kelime itiraz etmeyen Diyanet İşleri Başkanı’nı ve zulme seyirci kalan diyanet mensuplarını, müftüleri, vaizleri, imamları…

Bu zulümleri organize eden yüksek yargı mensuplarını, HSK üyelerini,

Ahmet’in babasını hapseden yargıçları ve emsallerini,

Annesine pasaport vermeyenleri ve emsallerini,

Yüz binlerce masumu fişleyenleri ve fişletenleri,

Tüm bu mağduriyetlerde rolü olanları, emniyet müdürlerini ve polisleri,

O illerde görevli valileri ve kaymakamları ve emsallerini,

Ahmet ve diğer tüm çocukların ve bebeklerin zindanlarda kalmasına seyirci kalan, görmezden gelen tüm medya mensuplarını, enkırmenleri, dindar geçinen yazarları, köşe yazarlarını; gazetecileri ve televizyoncuları ve bunların destekçilerini

“KAHHÂR” isminle kahret,

“KAHHÂR” isminle kahret,

“KAHHÂR” isminle kahret.

Ellerini ve dillerini kurut. 

Hz. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) hürmetine;

Ululazm peygamberler hatrına;

Hz. Meryem, Hz. Asiye, Hz. Hatice, Hz. Aişe ve Hz. Fatıma hürmetine;

Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Ashab-ı Bedir, Ashab-ı Uhud ve 

o günden bugün bütün ehlullah hürmetine yukarıda saydıklarımın ahiretlerini ve dünyalarını Celal’inle karart,

En ağır kanserlerle, en şiddetli kemoterapi seanslarıyla feryad ede ede dünyadan, cehennemin en dibine bir an önce al;

Sadece zulmedenlere isabet edecek fitnelerle onların dünyalarını başlarına geçir!

Lanetini üstlerinden eksik etme!

Ülkenin üzerine çökmüş bu kara bulutları dağıt, masum ve mağdurlara kurtuluş ver.

Ahmet Burhan’a ve diğer mağdur hastalara nebiler nebisi Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselamın nezdi Uluhiyetinizdeki müstesna değeri hürmetine mu’cizevi olarak sıhhat ve afiyet lutfeyle.”

14 YORUMLAR

  1. Amin. Tekrar tekrar amin. Sadece amin. Başka söze gerek yok. Anlamiyorlar. Allah anlatacak ama er ya da geç. Elimizden malesef bir şey gelmiyor. Kendi adıma ne çekersem cekeyim o tarafta olmadigim için Allah’a binlerce şükür.

  2. Allah’ım bu duvaya bende elfü elfü amin diyorum. Nolur Rabbim sadece bu zalimlere gelecek cezayla bunlari kahret. Mazlum cocuklarin anne babalarin göz yaşlarını dindir Allah’ım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin