İndirim sezonu; Ateizm alana, deizm bedava!

Yorum | Kadir Coşkun

Mevsim sonu indirimlerine her şey dahil. Piyasa ekonomisinin cazip tarafı bu; “Bozuk buğdayın, kör alıcısı olurmuş!” Halka arzedilme ve reklam edilme şansı olan her türlü meta ve malzemenin mevcut iletişim vasıtalarıyla bir anda yurt çapında piyasaya sürülmesi ve alıcı bulması mümkün. Başkası için eski olan, sizin için yeni ve eksik giderici olabilir.

Neredeyse üç çeyrek asrı, devletin bonkör desteği ile devirmiş, yaşlandıkça İslam’a düşmanlığı daha da artmış günlük bir gazetenin, dar çerçeveli yaptığı bir araştırmada Türkiye’de Ateizm ve Deizm’in arttığı tespit edilmiş. Eğer ortada gerçekten bir araştırma varsa, istenen sonucun daha araştırmanın başında sabitlendiği ve neticenin de bu sabite ve genel kabuller çerçevesinde elde edildiği, kamu araştırması, istatistik ve kamu oyu yoklamalarının kirli şaibelerden kurtulması imkansız. Her dönemde, İslam’ın başına musallat olan iktidar sahiplerinin yanlış uygulamalarını, İslam’a mal etmek köklü ve tedavisi zor, ideolojik düşkünlüklerdendir. İslam’ın sırtına günahlarıyla binmiş fasık ve facirlere kızmak başka, İslam’ı bu talihsizler yüzünden ırgalamak tamamiyle başka şeyler. Asgari çizgide, mümin olmak, bu temyiz ve ayrıştırma kabiliyetini vermiş olmalı.

Spekülatif ve tamamiyle popülist sözkonusu araştırma piyasaya sürülür sürülmez, hemen her köşe başındaki marketlerde satılmaya başlandı. İslam, herkes için bereketlidir. Cümlenin neresine koyarsanız koyun, neye ambalaj yaparsanız, kıyametler koparmaya yeter. Dostu da düşmanın dünyalık ve ahiretlik kazançları bu sihirli kelimede gizlidir. Türkiye’de, merkebe kızıp, semerini döven, pireye kızıp yorgan yakan, imam efendiye darılıp camiye küsen, İmam-Hatipli hırpalamayı milli sporlardan sayan akılzede takımının sinir uçlarına dokunan bu tür ucuzluklar hala iş görüyor. Halk Partisi ideolojisi, Ateizm ve deizm artıyor diyorlarsa sakın inanmayın. Söyledikleri, anket ve istatistik sonuçları değil, bir asırdır bir türlü gerçekleştiremedikleri dinsizlik rüyalarıdır. Dindarların gırtlağına kadar sekülerizme batmaları, dini kendi şehvetleri doğrultusunda yorumlamaları malesef bu rüyaların gerçekleşmesi için yeterli olmaz.

Bir anda, köşe başı büfesine düşen Ateizm ve Deizm gibi, bir çok kimsenin manalarını bilmediği ve merak etmediği entellektüel tecrübeler, işgüzar yazarlar tarafından “Ne oluyoruz, Türkiye Dinsizleşiyor mu?” gayretkeşliğini köpürtüyor. Seksen öncesi yıllarda, üniversiteli gençlerin bir çoğu, kendisini tanımlarken sosyalist ve komünist eğilimlerle ifade ediyordu. “Komünist” dendiğinde, “Dinsiz, imansız!” takımı anlaşılırdı. Gençlik hevesleri geçtikten sonra, herkes soluğu kıyısından, köşesinden cami avlusunda, minber önünde ya da kimse görmesin diye, küçük mahalle mescidinde buldu. Hatta geçtiğimiz hafta içinde, dünyaca meşhur Piyanistimiz’in dini gayret ve ciddiyeti benim gibi birçok kimseyi şaşırtmış olmalı. Şahsen ben, sözkonusu şahıs hakkında, medyadan edindiğim, kanaatlerimi tekrar gözden geçirme ihtiyacı hissettim. “Ne yani? Tek dindar ve müslüman sen misin?” çemkirmelerine alışkın olduğumuz için bu tür tepkileri önemsememekle beraber, medyanın yanlış yönlendirmelerine karşı daha dikkatli olmam gerektiğini bir kez daha anlamış oldum.

Kötü Baykuş!

Mevlana, bütün nezaket ve nezahetine rağmen, Mesnevi’sinde, ibadet ve kulluğun adresini şaşıran kimselere, biraz sert yüklenir; “Uyusan bile rüyada müşteri görüyorsun. Kötü baykus, rüyada harabeden baska bir sey gorebilir mi? Sen her an, müşteri isteği ile kivraniyorsun. Fakat, neyin var ki, satacaksın?. Hiç hiç…(5/97)

Eski cazibe ve şöhretini kaybetmiş sanatçılardan birkaçı, Halk Partisi İdeolojisine sahip çıktıklarını, destek verdiklerini göstermek için ya Ateist ya da Deizm’e kaydıklarını ifade ederek, spot ışıklarının bir kez daha kendilerine çevrilmesini sağladılar. Bu tür spekülatif çıkışlar, bazı sanatçılar için, sanat kabiliyetlerinden daha fazla iş yapıyor. Hani o, ihtiyarladıktan ve bir köşeye atıldıktan sonra, sadece estetik ameliyatları ile gündeme gelen, Mahmut Paşa kalitesindeki sanat camiası var ya, işte o döküntüler.

Hatta bir tanesi, gençlik yıllarında aldığı film, sahne ve tiyatro tekliflerini alamadığını, hayata küstüğünü ve Deizme sığındığını falan da ifade etti. Dinin İş ve İşçi Bulma Kurumu olmadığını hiç anlamamış. “Bana, kariyerime uygun, maaşı dolgun ve geçmiş günlerdeki debdebe ve ihtişamına münasip iş teklifleri getirmezseniz, deist de olurum ateist’te! Hatta, isterseniz benim gibi olanların isim listesini de verebilim!” demeye getiriyor. Batılı birinin dediği gibi, “Sigarasını yakmadığı için güneş’e düşman olmak!” gibi akıldışılık ile karşı karşıyayız. Bu garibanın aklına, Saray’a medhiyeler yağdırıp, günlük maişetini kurtarmak gibi kısa yollar da gelmemiş. Bitpazarı kalitesindeki sanat kabiliyeti, sanat camiasında tutunmasına yetmemiş, hiç olmazsa maişetini temin edecek kadar kafası bassa ne olurdu?

Bu türden ikinci kalite müzayedeye düşmüş sanat camiası kendilerini bir de din’de ve son otuz-kırk yıldır, İslami tecrübede denemeyi severler. Bu kısa da olsa onları, magazin piyasasının nimetleriyle buluşturur. Yine onlardan bir tanesi, on yıl kadar önce, Hacc’a gitmiş ve bütün Türkiye’yi Hacc’ı mebrur’dan haberdar etmişti. Sonra ne kadar mütedeyyin ve dikkatli yaşadığını kamera ve denklanşörlerden esirgemedi. Boynuna taktığı tesbih ile İstiklal Caddesi gibi şöhretlerin uğrak yerlerinde dolaşmayı da ihmal etmedi. Tabi biz de, boyna takılan tesbihin, Evrad u ezkar ile çok meşgul olmanın bir göstergesi mi, yoksa, tercih edilen İslami Kıyafetin (!) olmazsa olmaz bir aksesuarı mı oldğunu bir türlü çözemedik.

Türkiye’de “İslam’dan uzaklaşılıyor!” saçmalıkları çok konuşulmaya başlayınca o sanatçımız da boynundaki tesbihi çıkardı, altmış yaşına yaklaşmasına rağmen, liseli çocukların giydiği T-Shirt ve Blue Jean modasına uymayı tercih etti. Belli ki, İslami Kıyafet (!) ve tesbih hazret’i pek fena yormuş.

Yabancı bir erkek oyuncuyla evlenmeye karar verdiği için, din değiştiren, boşandıktan sonra da tekrar İslam’a dönüp, televizyon ekranlarında İslami Konular ile alakalı fikir beyan eden, hanımefendiyi bilmem zikretmeye gerek var mı? İhtimal ki, İslam’a olan alakası, yeni bir gelinlik ve pahalı bir nişan yüsüğü ile tecrübe edilene kadar devam eder.

Mısır ve Abetedü’ş-Şeytan

İslam Coğrafyası, din konusunda bütün aşırılık ve marjinalliklerin konuşulduğu, tartışıldığı bir zemindir. O coğrafya, büyük medeniyet ve imparatorlukların kurulup yıkıldığı bir atmosfer olmanın yanında, büyük dini eğilim ve tercihlerin de doğup, öldüğü muhitlerdir. İyilik-Kötülük dualizmi, Eski Fars kültürünün mirası. Ucuz Asrtorolog ve modern falcılar kızacak ama, gök cisimlerinde tasarruf ve güç vehmi eski Hermenist, İrfani mektebin yadigarı. Ortak yaşama ve bütün ahlaki değerlerin bir kenara bırakılması Manihimz’in kalıntısı.

1997’li yıllarda Mısır’da iken oradaki bir arkadaşım, “Mısır’ın Abedetü’ş-Şeyta’in, Şeytana Tabanların merkezi olduğunu duymuş muydun?” dediğinde çok şaşırmıştım. Cuma günleri, Sabah’tan, Cuma vaktine kadar, Üstad Mustafa İsmail sesinden Kehf Suresi dinlenen Mısır’dan bahsediyorum. Neredeyse, üç çeyrek asırdır, İslami düşünce ve aksiyon konusunda kendisinden bahsedilen İhvan-ı Müslimin’in doğduğu, ilim ve alim zenginliği açısından İslam Dünyası’nın gözbebeği Mısır…

Dünyanın bir çok gelişmiş ülkesinde, bilinen İlahi dinlerden bağlarını koparan insanlar, modern hayatın streslerini, dozajı her gün artan anti-depresyon ilaçları ile tedavi ediyorlar. Bu ilaçların rekor seviyede kullanıldığı Japonya ve ABD’de intihar teşebbüslerinin ürkütücü boyutlarda olduğu söyleniyor. İntiharlar, öyle ya da böyle dinin umursanmadığı yerlerde, nihilizmin ve iç çöküşün mecburi istikameti olarak duruyor.

Sanat camiasının budala dindar ve ateist takımını ciddiye almasak da, gnostizm’den deizme, oradan ateizme zihni serüven deneyenlerin hayata tutunacak inatları olmasını önemsiyoruz. İslam şimdilik onları rahatsız eder, sonra alışırlar. Hep öyle olmadı mı? İslami Coğrafya, dini düşüncenin sahilleri dövmeye devam ettiği hususi bir yer olma özelliğini hala muhafaza ediyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin