BÜLENT KORUCU | YORUM
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kent Uzlaşısı” kapsamında terör ve yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alındı. İmamoğlu artık ‘terörist ve suç örgütü lideri’ olarak da hedefte…
‘Buraya nasıl geldik, sıra kimde, Mansur Yavaş da bu dalgada mı ekarte edilecek, medya ayağı nasıl olacak, Halk TV’ye kayyım atanır mı’ ve benzeri sorulara cevap aranacak. Ama asıl can alıcı soru şunlar: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan en güçlü rakibini daha kolay yarış dışına itebilecekken, neden böylesine zor ve yıpratıcı bir yol seçti? Ve buna nasıl karşı konulup oyun bozulabilir?
Bu sorulara cevap verip, onu yenebilecek stratejiyi belirlemek için Erdoğan’ın pozisyonunu ortaya doğru koymak lazım. Anayasa’daki açık hükme rağmen üçüncü kez aday olup seçildi, şimdi dördüncüyü zorluyor. Erdoğan’ı evine göndermenin tek yolu seçime girmesini engellenmek.
Dönemin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, anayasaya aykırı adaylığı hatırlatıldığında “Buyursun gelsin, biz onu sandıkta yeneceğiz!” deme gafletinde bulunmuştu. Halefi Özgür Özel de aynı kafada gidiyor: “Kasım 2025’te seçime gidelim, o da aday olsun.” havasında.
Erdoğan’ın gerçek anlamda ve kurallara riayet ederek seçim yapacağına hala inanan varsa, ya çok saf ya da işbirlikçidir. 35 yıl önceki diplomayı iptal eden, İstanbul’da üç kere seçim kazanan ve kendisini yeneceğine kesin gözüyle bakılan adayı, evini kuşatarak gözaltına alan birinin daha ne yapmasını bekliyorsunuz! Sizi uyandırmak için daha ne yapması gerekiyor? Sandık hilesi yapmayacağına, kaybettiğinde çamura yatmayacağına ihtimal mi veriyorsunuz?

İlk şokla birlikte ‘hemen seçim’ çağrısını çözüm olarak sunanlar bu gerçeği görmüyor olamaz. Halkın bir günde yüzde 10’dan fazla fakirleşmesine de yol açan hamlenin asıl hedefinin, ülkeyi erken seçime zorlamak olduğunu düşünüyorum. Mevcut parlamentoyu buna ikna edemezse Erdoğan aday olamıyor.
Cumhur İttifakı’nın resmi sandalye sayısı 324, 10 bağımsız vekilden ve diğer partilerden transferle 360’ı tamamlamak kolay olmayacak. Ya DEM partinin 57 sandalyelik blok desteğine muhtaç ya da CHP’yi dolduruşa getirip hileli sandığı önüne koyacak.
Kürt siyasal hareketi ancak anayasada bir kısım haklar elde etme karşılığında söz konusu desteği verir. Yani önce anayasa sonra bir dönem daha koltuk. Ancak hepimiz biliyoruz ki Erdoğan’ın hayali ölene kadar Saray’da oturmak ve sonrasında da ‘Esad Rejimi’ benzeri bir ülke. Buna ‘evet’ demeyi mümkün kılacak ne hak verebilir ki Kürtlere? Geceyle gündüz gibi iki zıddın bir arada bulunması benzeri bir imkansızlık.
İmamoğlu’nun legal siyasetçilerle Kent Uzlaşısı yapmasını, ‘PKK’ya ve teröre destek’ olarak suç saydılar. Bu suçun bir tarafı İmamoğlu ise diğer tarafı da Kürt siyasal hareketi. Yarın Selahattin Demirtaş’a da aynı suç yüklenebilir. Malum İstanbul’u iptal edilen seçimde onun sayesinde kazanmıştı. DEM Parti bu oyuna gelir mi?
Söz konusu Türkiye ise ‘olmaz’ olmaz! Ama orayı kolay görmediği için CHP’yi zorlayacak. Ekonomik zorluklardan bunalmış halk, seçimi çözüm olarak görebilir. Muhalefet de siyaseten köşeye sıkışmışlığa ve yargı kıskacına karşı ‘ya herrü ya merru’ diyebilir. Bana göre bu seçeneğin fare tuzağındaki peynirden farkı yok.
Sadece ve sadece seçime giremediği durumda Erdoğan’dan kurtulma ihtimali var. Onun ötesinde her durumda seçim hilesiyle kazanacaktır. Vatandaş üç yıl daha dişini sıksın ve bu rejimi tarihin çöplüğüne göndersin. Acı reçete ama tek yol bu…

yazar biraz toz pembe goruyor olayı sanki, RTE bu kadar kolay bu isi bırakmaz. Hele o kadar zulum ve zorbalıktan sonra, bosuna mi yaptı bunları…
Ekrem İmamoğlu’nu Zor Günler Bekliyor
Ekrem İmamoğlu, siyasi kariyerinde belki de en zorlu süreçlerden birine giriyor. Son dönemde yaşanan gelişmeler, onun önündeki engelleri daha da artırıyor.
Özellikle son 6 aydır “Apo çıkışı”, “toplumsal barış” ve “DEM Partisi ile ilişkiler” gibi söylemler , iktidar ve MHP’nin de PKK ile barış görüşmeler gündeme gelmiş durumda. Ancak bu süreçte Kürt seçmenden İmamoğlu’na beklenen destek zor görülüyor.. Öte yandan, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP’den tamamen tasfiye edilmesi, parti içindeki dengeleri değiştirirken, CHP’nin kurumsal hafızasında bir boşluk oluşturuyor.
İktidar, kendi geleceğini garanti altına almak için uluslararası arenada bazı tavizler veriyor. İç siyasette ise İmamoğlu’na yakın gazeteci, sanatçı ve siyasetçilerin uzun süredir baskı altına alındığı biliniyor. CHP’nin örgütsel gücünün zayıflaması ve parti liderliğinin güçlü bir strateji ortaya koyamaması da İmamoğlu için işleri daha da zorlaştırıyor. Mansur Yavaş’ın CHP içerisinde cumhurbaşkanlığı yarışına katılmaması ise bir başka eksikliğini hissettiriyor.
Bugünkü CHP liderliği, belki de son yılların en zayıf yönetimini sergiliyor. Parti içerisindeki söylem birlikteliğinin bozulması ve iktidara karşı güçlü bir muhalefet dili oluşturulamaması, seçmeni örgütlemede ciddi sıkıntılar oluşturuyor. Üstelik CHP’ye destek verecek güçlü bir medya organının olmaması da büyük bir dezavantaj.
Bu süreçte göz altında ve belki de tutuklanması durumunda Ekrem İmamoğlu’nun önünde tek güçlü seçenek var: Eşinin Riskleri göze alarak sahaya inmesi ve cumhurbaşkanlığı adaylığını resmen açıklaması. Ancak mevcut şartlarda bu mücadeleyi tek başına yürütmesi oldukça zor görünüyor. Dilek İmamoğlu’nun sahalarda halk ile doğrudan temas kurması, toplum nezdinde yeni bir sinerji oluşturabilir.
Şu an için CHP’nin mevcut yapısıyla Ekrem İmamoğlu’na yeterli desteği sağlaması zor görünüyor. Ancak güçlü bir liderlik ve toplumun farklı kesimlerini kucaklayacak yeni bir söylem, bu zorlukların aşılmasını sağlayabilir. İmamoğlu ve ekibinin önümüzdeki süreçte atacağı adımlar, Türkiye’deki siyasi dengeleri doğrudan Tabiki Dilek hanımın kurtlar sofrasında bu siyaseti yapabilir olması gerekir.