İlk fragmanıyla tepki çeken “Çatlı” filminin bazı sahneleri, gasp edilen İpek Üniversitesi’nde çekildi

‘Derin devlet’ tartışmalarının odağındaki en önemli isimlerden biri olan Abdullah Çatlı’nın hayatını konu alan “Çatlı” filminin ikinci fragmanı yayımlandı.

İki ay önce paylaşılan ilk fragmanıyla tartışmalara neden olan filmin bazı sahnelerinin, 2016 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılarak gasp edilen İpek Üniversitesi’nin Ankara’daki ana yerleşkesinde çekildiği görüldü.

Başrolünde Vedat İnceefe’nin yer aldığı ve 20 Mart’ta vizyona girmesi planlanan filmin ikinci fragmanı, filmin X hesabından “Bu yolun sonunda ne şan var, ne şöhret, ne de rahat bir ölüm. Ama en mühimi, ileride Türk milletinin bundan duyacağı şeref” notuyla paylaşıldı.

Fragmanın 23. saniyesinde yer alan çatışma sahnesinin geçtiği merdivenli bölümde İpek Üniversitesi’nin kampüsünün açıkça görülüyor. İlk fragmanda da yine üniversiteden görüntüler yer alıyor.

İpek Üniversitesi, İpek Holding’in sahibi Akın İpek tarafından yaptırılmış; ancak ilk mezunlarını vermesine kısa süre kala, 2016 yılında hiçbir somut gerekçe ortaya konulmadan yayımlanan KHK ile kapatılmıştı.

Öte yandan, 2021 yılında TRT 1’de yayımlanan ve insanların kaçırılması ile işkenceyi meşrulaştırdığı gerekçesiyle eleştirilen “Teşkilat” dizisinin bazı dış mekân çekimleri de yine İpek Üniversitesi kampüsünde çekilmişti.

İLK FRAGMAN TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Filmin proje sorumluluğunu Onur Tan üstlenirken yönetmen koltuğunda Deniz Enyüksek oturuyor. Projenin danışmanlığını ise Ömer Faruk Sorak yürütüyor. Çatlı’nın kızları Gökçen ve Selcen Çatlı’nın hem oynadığı hem de danışmanlık yaptığı filmde, Abdullah Çatlı’nın ASALA ile mücadelesi “kahramanlık” destanı gibi anlatılıyor.

Çatlı filmin ilk fragmanı yayımlandığında insan hakları savunucuları, gazeteciler ve yazarlar sosyal medyada projeye tepki göstermişti. Çatlı’nın adının karıştığı cinayetlere dikkat çeken birçok kişi, “7 TİP’li gencin öldürüldüğü Bahçelievler katliamındaki rolünü, uyuşturucu kaçakçılığını ve Susurluk skandalını da anlatacak mısınız?” sorusunu gündeme getirmişti.

ABDULLAH ÇATLI KİMDİR?

Uyuşturucu kaçakçılığı, kontrgerilla faaliyetleri ve derin devlet bağlantılarıyla anılan Abdullah Çatlı, Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı isimlerden biri olarak biliniyor. 1977’de Ankara Ülkü Ocakları İl Başkanı olan Çatlı, 1978’de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Siyasi cinayetler, bombalamalar, silahlı saldırılar ve insan kaçırma gibi birçok olayla bağlantılı olduğu iddia edildi.

1978’de Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesiyle bağlantılı olarak hakkında yakalama kararı çıkarılan Çatlı, aynı yıl Sakarya’da tutuklandı; ancak kısa süre sonra serbest bırakıldı. Ankara’nın Bahçelievler semtinde 9 Ekim 1978’de Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi 7 öğrencinin öldürülmesi olayının planlayıcısı olduğu iddialarıyla hakkında yıllar sonra tutuklama kararı çıkarıldı. 1982’de Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından uluslararası düzeyde aranması için kırmızı bülten çıkarıldı.

1979’da Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin öldürülmesiyle bağlantılı olarak tutuklanan Mehmet Ali Ağca’nın cezaevinden kaçırılmasında rol oynadığı da iddialar arasında yer aldı.

12 Eylül askeri darbesinin ardından yurt dışına çıkan Çatlı’nın Bulgaristan, Avusturya, İsviçre ve Fransa’da bulunduğu biliniyor. Yıllar sonra ortaya çıkan belgelere göre 1983’te Paris’te Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile temas kurduğu da ileri sürüldü. 1984’te Fransa’da yakalanarak hapis cezasına çarptırıldı; ancak 1990’da İsviçre’deki Bostadel Cezaevi’nden firar etti.

1993’te sahte pasaportla Türkiye’ye döndüğü ve kısa süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldığı belirtiliyor. Çatlı’nın adı, Papa II. Jean Paul’e yönelik 1981’deki suikast girişimiyle ilgili tartışmalarda da gündeme geldi.

Abdullah Çatlı, 3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen ve devlet–mafya–siyaset ilişkilerini ortaya çıkaran Susurluk kazasında hayatını kaybetti. Kazada dönemin Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ ve Gonca Us da yaşamını yitirirken, DYP milletvekili Sedat Bucak yaralı kurtuldu. Olay, Türkiye’de “derin devlet” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

1 Yorum

  1. Devlet içindeki kirli odaklar tarafından kullanılacak yeni geri zekâlılara ihtiyaç olmasa Çatlı isimli cahil ve oportünist bir katili şişirmek için filmini yapmazlardı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin