Hulusi Akar, 15 Temmuz’da bizzat görüştüğü AKP’li Şirin Ünal’ı Genelkurmay’ın kayıt defterinden sildirmiş

Gazeteci Ece Sevim Öztürk, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin yaşandığı gecenin gündüzünde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile AKP Milletvekili emekli Tümgeneral Şirin Ünal arasındaki görüşmenin detayını yazdı. Şirin Ünal’ın saat 14:00’de karargaha geldiğini ve geri dönecekken Akar tarafından geri çağrıldığını anlatan gazeteci Öztürk, ”Bir sanığın ifadesinde, ”Hulusi Akar bu görüşmeyi Genelkurmay kayıt defterinden sildirdi” dedi. Savcılık veritabanında inceleme istemeli. Ayrıca bir astsubay, ‘Biz Ünal’a, Bakan Albayrak’a, Erdoğan’a darbeyi 11 Haziran’da haber verdik” dedi.” ifadesini kullandı.

Ece Sevim Öztürk’ün sosyal medya paylaşımları şöyle;

1) 15 Temmuz’a dair dikkatimi çeken isimlerden birisi de Emekli havacı Tümgeneral olan AKP’li milletvekili Şirin Ünal.
Bu tefrika üzerinden onunla ilgili ifadeleri ve kayıtları inceleyeceğim.

2) Genelkurmay Karargahın işgal edilmesine ilişkin olarak hazırlanan iddianamede Şirin ÜNAL’ın ismi karşımıza çıkıyor. İddianamede saat 16.00’da AKAR’ı ziyaret ettiği, saat 18.10’da da FİDAN’ın gelerek, MİT’e baskın düzenleneceğine ilişkin ihbarı Akar’a ilettiği yer alıyor.

3) Hulusi AKAR’ın Özel Kaleminde çalışan Mehmet AKÇARA’nın el yazısıyla hazırladığı ifadesine ulaştım. Çok önemli tanıklıkları var. AKÇARA, Şirin ÜNAL’a ilişkin olarak da 14:00’da karargaha geldiğini ve geri dönecekken Hulusi AKAR tarafından geri çağrıldığını anlatıyor.

4) Mehmet AKÇARA’nın ifadesinden:
“Saat 14:00’da Emir Subaylığı personeli arayarak AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin ÜNAL’ın geldiğini, Komutan’ın günlük ve aylık ziyaretçi takip programına kaydetmemi ve üçer adet çıktı alıp getirmemi talep etti. Dediklerini yaptım. ++

5) AKÇARA (devamla): Özel Kalem Müdürü Albay Ramazan GÖZEL’e bu çıktıları gösterip, onayını alıp Emir Subaylığına bıraktım. O gün söz konusu çıktıyı verip odama geri döndükten bir müddet sonra Emir Subayı Levent TÜRKKAN arayarak yanına çağırdı. ++

6) AKÇARA (devamla): Komutan’ın “Şirin ÜNAL’ın ziyaretini programdan kaldırın” dediğini söyledi. Tam o esnada Ramazan GÖZEL Emir Subaylığına girdi. Komutan’ın ziyareti programdan kaldırmamızı istediğini GÖZEL’e söyledim. Ramazan GÖZEL de, “Komutan söylüyorsa sil, tamam” dedi.

7) AKÇARA (devamla): Bu esnada Komutan Şirin ÜNAL’ın nizamiyeden çıkmadan geri dönmesini talep etmişti. Hatırladığım kadarıyla Emir Subay Yardımcısı Serdar TEKİN acele bir şekilde Şirin ÜNAL’ı karşılamak için kapıya gitmişti. ++

8) AKÇARA (devamla): Ziyaretçi programını güncelleyip, Komutan’In istediği gibi Şirin ÜNAL’ın ziyaretini programdan kaldırıp güncel çıktıları Emir Subayına verdim. (Bakın bu çok önemli: Hulusi AKAR’ın emriyle AKP’li Şirin ÜNAL’ın ismini veritabanından sildiğini söylüyor)

9) Konuyu da şöyle özetleyerek noktalıyor:
-Programı çok önemseyen bir Komutan, ama ziyaretçiyi sildiriyor!
-Ziyaretçi Şirin ÜNAL çıkış yapıyor ancak nizamiyeleri kapatın Şirin ÜNAL geri gelsin, Komutan çağırıyor deniliyor, Şirin ÜNAL geri geliyor!

10) 15 Temmuz günü AKP’li Şirin ÜNAL neden Genelkurmay Karargahındaydı? Bu sorunun cevaplarını aramaya devam ediyorum. Bu hususta önemsediğim diğer ifade Genelkurmay Özel Kalemi’nde görevli olan ve 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan Yüzbaşı Oktay FELEKOĞLU’na ait. İnceleyelim.

11) Yüzbaşı Oktay FELEKOĞLU’nun ifadesine göre de, 15 Temmuz saat 09:00 ile 12:00 arasında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in de katılığı üst düzey toplantının dışında, Genelkurmay karargahı AKP’li Milletvekili Şirin ÜNAL’ın ziyaretine sahne olmuştu.

12) Yüzbaşı FELEKOĞLU’nun ifadesinden:
“Öğleden sonra ilk önce Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Şirin ÜNAL, daha sonra Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki ÇOLAK ve saat: 16:00 sıralarında MİT Müsteşarı Dr. Hakan FİDAN Genelkurmay Başkanı ile görüşmeye geldiler.”

13) Şirin ÜNAL’ın bu kritik ziyareti için en hayatı ifadeyi veren isimse Astsubay Hüseyin GÜRLER oluyor. GÜRLER, 02.09.2016 saat 00:50 tarihinde başvurulan ifadesinde AKP’li Şirin ÜNAL’a “darbeyi önceden haber verdiğini” söylüyor.

14) Ast. GÜRLER: “Edindiğim tüm bilgileri Tabip Binbaşı Eray Serdar YURDAKUL isimli şahıs ile de paylaştım. Bu şahıs beni AK Parti İstanbul Milletvekili Emekli Tümgeneral Şirin ÜNAL ile görüştürdü. Bu bilgi ve belgeleri kendisine de ilettik. ++

15) GÜRLER (devamla): “Darbe yapılacağına dair bilgiyi aldıktan sonra da özellikle Sayın Cumhurbaşkanımıza ulaşmanın yollarını aradık. Eray Bey’in girişimleri vasıtası ile Ahmet ALBAYRAK ile İstanbul’da görüştük.”
(==> Bakan ALBAYRAK’a darbe bilgisini verdik diyor)

16) GÜRLER (devamla): “ALBAYRAK ile görüşmemiz neticesinde gerek Eray Bey’in gerekse benim hazırladığım tüm bilgi ve belgeler Sayın Cumhurbaşkanımıza 11 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Topkapı Sarayı’nda Eray Bey tarafından arz edilmiştir.”
(Erdoğan’la yüz yüze görüştük diyor)

17) AKP’li Şirin ÜNAL, iddianamedeki fotoğrafının yayımlanmasının ardından önce sessiz kalıyor, sonra da “Siyonist medya üstüme geliyor” diye açıklama yapıyor:
TSK’da darbe yapacak bir kişi bırakmadık. Siyonistler bunu bildiği için şahsım üzerinden Cumhurbaşkanına saldırıyorlar.”

18) Şirin ÜNAL neden ziyaret ettiğine ilişkin bir ifade vermedi, hiçbir savcı da sormadı zaten. Ben biraz araştırınca 5 Ağustos 2016 tarihinde Sultangazi’de düzenlenen Demokrasi Nöbetinde konuşurkenki bir videosuna ulaştım ÜNAL’ın.

19) Şirin ÜNAL’ın ulaştığım bu videosu yukarıdaki ifadeleri doğruluyor:
“15 Temmuz günü, Cuma namazını kıldıktan sonra, Sayın Genelkurmay Başkanımızın talebi üzerine, Gn karargahında saat 14.00’ten 16:15’e kadar beraberdik. YAŞ ile ilgili çalışmaları beraber gözden geçirdik.”

20) Özetliyorum:
AKP Milletvekili Şirin ÜNAL 15 Temmuz günü Hulusi Akar’la birlikteydi.
Bir sanık “AKAR bu görüşmeyi kayıttan sildirdi” dedi.
Savcılık veritabanında inceleme istemeli.
Bir astsubay “Biz ÜNAL’a, Bakan ALBAYRAK’a, ERDOĞAN’a darbeyi 11 Haziran’da haber verdik” dedi.

21) Bunu ben bilmiyordum. Yukarıda ifadesini okuduğunuz astsubay Hüseyin GÜRLER, duruşmada Şirin ÜNAL’ı akşam 9’da “darbe var” diye aradığını söylemiş. Duruşmada kendisine bu soruları soran avukat Kemal UÇAR’ın tutuklu olduğunu hatırlatalım.

 

3 YORUMLAR

  1. Darbenin en karanlık noktalarından biri Hulusi Akar’dır. O yüzden hep kaçak güreşiyor. Düğünleri kaçırmıyor, yurtdışı gezilerinde boy gösteriyor, ama konu darbeyle ilgili tanıklığa gelince “ultra yoğun” programa sahip biriymiş gibi davranıp davetlere icabet etmiyor.

    En son Ankarada’ki davada, duruşma gününden önceki bir tarihte gidip ifade verdi. Soruların çoğunu da Savcılık ifademi tekrar ederim diyerek geçiştirdi.

    Biliyor ki duruşmaya gerçek gününde gitse, sanıklardan biri, bir iki soruyla işini bitirecek. Mesela; “Mit Başkan Yardımcısı o gün saat 17:00 sıralarında karargaha gelip darbeyi haber verdi sonra da MİT başkanı geldi. Yani darbe girişimini o saatlerde öğrendiğiniz halde neden kuvvet komutanlarına bildirmediniz? neden onların düğüne gitmelerine izin verdiniz? neden TSK yı teyakkuza geçirip komutanları da yanınıza alarak darbe karşıtı açıklama yapmadınız, neden CB’ye ve BB’ye haber vermediniz vb.?” Bu soruların cevabını veremez.

    Mahkemede hakim “neden kışlalardan çıkış yasağı emri vermediniz?” diye sorunca “Zaten akşam olduğu için kışlalarda yeterli personel bulunmuyordu” mealinde absurd bir cevap vermiş. Gerçek duruşmada bu abuk cevabı verse orada yargılanan subaylar anında ağzının payını verirdi. O yüzden duruşmalara gidemiyor işte.

    Ama bu kaçış nereye kadar sürecek? Adım gibi eminim ki birgün her cümlesini didik didik eden bir heyetin karşısına çıkarılacak ve her şeyi itiraf etmek zorunda kalacak. Bugünün çakma kahramanları ogün tescilli hain ilan edilecek. Hem de en üstten başlanarak.

    Bugün bu baskı ortamında bile sağdan soldan uç veren gerçekler ileride mutlaka ortalığa saçılacak hem de patlayan bir “kanal” misali. Manzara korkunç olacak.

    Darbeye katılmadığı ve hatta darbecilerle mücadele ettiği halde işkence gören, aylardır hapis yatan binlerce subayın ve askerin vebali Akar’ın üzerindedir. Ahiretini daha o gece karartmıştı. Dünyası da pek aydınlık olmayacak bu gidişte.

  2. Yanlış anlaşılmamak için şu açıklamayı da yapayım. Darbeye fiilen katılan veya bir şekilde destekleyen, içinde yer alan ve hele de masum insanları katleden kim olursa olsun en ağır cezaları almaları gerektiğini düşünüyorum.

    Ama sayıları erler dahil 3-4 bini geçmeyen darbeci güruh bahane edilerek başta TSK içindeki suçsuz insanlar olmak üzere, zulme uğrayan onbinlerce masumun hakkını savunmak da “dilsiz şeytan” sıfatı kazanmak istemeyen herkes için bir vecibedir düşüncesiyle kendimi bu satırları yazmak zorunda hissediyorum.

  3. Askerine pusu kuran, golgesinden korkan, insanlari somuren, isi bitince kagitmendil gibi kenara atan bir fiyasko kisi.
    Kendisini cok akilli sansa da neye ne kadar alet oldu kendisi bile farkinda degil belki.
    Hak ve hukuk duzeni yeniden kaim oldugunda nasil insan icine cikacak merak konusu.
    O yuzden karanliklarin izinde, bir yarasa gibi…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin