Hope (Umut)

YORUM | FATMA BETÜL MERİÇ

Kadim bir hikayedir. Eski zamanlarda bir adam, şehrin surlarının dibinde bekler ve gelen giden yolcularla konuşurmuş. Bir grup yolcu gelmiş bir gün.

“Dostum söylesene” demişler. “Bu şehirde yaşayanlar nasıl insanlardır? İçeri girip burada konaklamaya değer mi?”

“Peki ya sizin geldiğiniz yer nasıldır?” diye sormuş adam.

“Aman aman” demiş yolcular. “Herkes o kadar kötü o kadar hırslı, o kadar düzenbazdı ki, kendimizi buraya zor attık.”

“Buradaki insanlar da öyledir”, demiş adam. “Varın siz yolunuza devam edin. Bu şehrin size verebileceği bir şey yok.”

Günün birinde başka yolcular gelmiş ve aynı soruyu sormuşlar. Adam da aynı soruyu sormuş.

“Bizim geldiğimiz şehirde; insanlar iyi, cömert ve yardımseverdir. Biz orada çok mutluyduk,” diye cevaplamış yolcular.

“O halde girin ve şehrin tadını çıkarın. Zira, bu şehir ahalisi de öyledir,” demiş adam.

*****

‘Hayata nasıl baktığımız, neyi gördüğümüzü belirler’ der Kemal Sayar bir kitabında. “Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır” buyurur Zamanın Bedii.

‘Güzelliğe aşina olanlar, onu her yerde kaim kılmak isterler’. Öyleyse minik bir ‘Umut’ hikayesine gelin, kulak verelim.

Afrika kıtasının ağabeyi konumunda. Afrika’nın nüfus açısından en kalabalık birinci, dünyanın ise yedinci büyük ülkesi. Nüfusu tam iki yüz milyon. İngilizce başta olmak üzere, beş yüze yakın yerel dilin de konuşulduğu dil bakımından zengin, fakat halkı gelir düzeyi bakımından fakir mi fakir bir ülke burası.

İki yüz elliye yakın etnik kökenli grubun yaşadığı ve çok sayıda farklı dine mensup insanları barındıran bu ülke, aynı zamanda Afrika kıtasının en fazla Müslüman nüfusuna sahip. Ortalama yaşam süresi -ne yazık ki- erkeklerde 53 kadınlarda 56 yıl ile sınırlı.

İsmini pek çoğunuz anımsadı belki. Fakat hatırlamayanlar için hatırlatalım. Nijerya burası. Hikayemiz 2016 yılı ocak ayında başlıyor. Ülkede yaygın olan Hristiyanlık dininin bir mezhebini oluşturan Pentakostalizm inanışına göre bazı çocuklar çeşitli sebeplerle, lanetlenmiş ve içlerine ‘cadı’ girmiş olarak itham edilip sokağa atılıyor. Onlardan biri de henüz 16 aylıkken sokağa terk edilen Hope. Tam 8 ay ailesinden uzakta, sokakta yaşam mücadelesi verir. Lanetlenmiştir diye kimse bir parça kuru ekmek, bir yudum su dahi vermez minik yavruya. Sekiz koca ay, iki yüz kırkı aşkın gün; yorgun, bitkin, aç ve susuz dolaşır sokaklarda minik Hope.

İki yaşına gelmiştir. Kilosu sadece 3.5 kilogramdır. Yüzü gözü yara bere içinde. hastalıklarla boğuşmaktadır. Ama günün birinde, Danimarkalı bir yardım görevlisi bulur onu sokakta. Zayıflıktan bir deri, bir kemik kalmış; kaburgaları sayılır hale gelmiş, saçı başı toz toprak içindeki minik çocuğa hemen su içirir önce. Tüm dünyaya bu fotoğraf karesiyle Afrika kıtasının susuzluğunu resmeder sanki. Ardından  bir battaniyeye sarıp hastaneye götürür gönüllü onu. Çocuğun gözündeki ışık neredeyse sönmek üzeredir.

Hastanede bakımları yapılır. Mis gibi ılık bir banyo ile kirlerinden arınır. Serum verilir. İlaç tedavisi ve kan takviyesi alır minik savaşçı. Gittikçe kilo alır. Hastane odasında bir kare vardır ki, gülümseyerek gözlerinden yaş getirir görenin. Kendisine yardım eden Danimarkalı gönüllü Anja Ringgren Loven’in verdiği o anlamlı isim ile Hope yani ki Umut, bir erkek çocuğu olduğu halde temiz ve o anda ancak bulunabilen pembe kız kıyafetleri içinde objektiflere gülümsemektedir. Bir çocuğu sevindirmek bu kadar kolaydır işte, der gibidir.

Aradan geçen üç yılın ardından. Bugün 2019 yılı ocak ayında; kendisi gibi sokağa terk edilen çocuklar için kurulan African Children’s Aid Education and Development Foundation isimli merkezde, hayatına devam etmektedir. 5 yaşında 16,5 kilo ve yaşıtları ile aynı gelişime ve motor becerilerine sahiptir.

‘Çocukların işkenceye uğradığını, terörize edildiğini ve öldürüldüğünü gördük. Bu yüzden savaşıyorum. Bu yüzden her şeyimi sattım ve Danimarka’yı bırakıp bu keşfedilmemiş topraklara geldim.’  diyen Anja Ringgren Loven,; 3 yıl önce bugünlerde hayata tutunmasına vesile olduğu Hope ve nice çocuk için gösterdiği gayretler neticesinde, OOOM isimli derginin Dünya’ya ilham veren 100 isimden biri olarak Papa ve Obama gibi isimlerin üstünde yer almıştır.

Güzel gören gözleriniz olsun, bir de her şeye rağmen umut veren hikayeleriniz. Bir çocuğu güldürmenin çoğu zaman size bir maliyeti yoktur. Sakınmayın sevginizi. Esirgemeyin şefkatinizi çocuklarınızdan.  Çocuklardan. İnsanlardan ve tüm canlılardan.

Unutmayın. İçimizde büyüttüğümüz ve  üzerine titrediğimiz ‘merhamet çınarlarımız’ olmazsa, nerede gölgelenir, nerede soluklanırız.

Unutmayın.

“Dünyayı iyilik, güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”*

 

*Zülfü Livaneli/ Ada şiiri

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin