Ekrem Dumanlı, “Okuma Zamanı” programında bu hafta Fethullah Gülen’in eserleri etrafında şekillenen kavramları ele aldı. Geçen programda yapay zekâ ile Gülen’in eserleri üzerine hazırlanan bir çalışmadan söz ettiğini hatırlatan Dumanlı, bu tür girişimlerin dilciler, edebiyatçılar ve entelektüeller için yeni araştırma kapıları açabileceğini söyledi.
Kendisinin de daha önce kış kamplarında benzer bir sunum yaptığını belirten Dumanlı, burada Gülen’in eserlerinde öne çıkan “üç kelime, üç kavram ve üç tespit” üzerinde durduğunu ifade etti. Bu vesileyle insanların söz konusu kavramlara nasıl yaklaştığını gözlemleme imkânı bulduğunu dile getirdi.
Programın ana eksenini ise Türkiye’de fikir adamlarına yaklaşım biçimi oluşturdu. Dumanlı, bir düşünürün, mütefekkirin ya da entelektüelin çoğu zaman eserlerine bakılmadan değerlendirildiğini söyledi. Ona göre Türkiye’de yaygın olan tavır, bir kişiyi ya tümüyle reddetmek ya da tümüyle sahiplenmek. Bunun düşünce tembelliğinin bir sonucu olduğunu belirten Dumanlı, insanların bir satır bile okumadan hüküm vermesini eleştirdi.
Dumanlı, bu çerçevede Fethullah Gülen hakkında da benzer bir yaklaşım bulunduğunu savundu. Bazı çevrelerin, Gülen’in tek bir cümlesini ya da kitabını okumadan kanaat oluşturduğunu belirten Dumanlı, bunun rejimin dayatmalarıyla da pekiştirildiğini söyledi. İnsanların kaynaklara inmeden, kendilerine sunulan kalıplarla hareket ettiğini ifade etti.
Programda ilk olarak “ruhumuzun heykelini dikmek” kavramı üzerinde duran Dumanlı, bunun Gülen’in düşünce dünyasında merkezi bir yere sahip olduğunu anlattı. Bu ifadenin yalnızca edebi bir tercih olmadığını, aynı zamanda iman, İslam ve ihsan üçlüsünü esas alan bir iç inşa sürecini anlattığını söyledi. Dumanlı’ya göre bu kavram, insanın inanç, ibadet ve ahlak boyutlarını birlikte geliştirerek manevi bir olgunluğa ulaşmasını ifade ediyor.
Bu yorumunu desteklemek için Gülen’in vaaz serilerini de hatırlatan Dumanlı, 1975’ten itibaren uzun yıllara yayılan derslerin belli bir müfredat halinde ilerlediğini aktardı. Önce iman esaslarının, ardından İslam’ın şartlarının, daha sonra da ahlak bahislerinin işlendiğini söyleyen Dumanlı, bunun Cibril hadisi merkezli sistematik bir anlatım olduğunu dile getirdi. Ona göre bu yapı, “ruhumuzun heykelini dikmek” ifadesinin arka planını oluşturuyor.
İkinci kavram olarak “ruhunun ufkuna yürümek” ifadesini ele alan Dumanlı, bunun ölüm yerine kullanılan son derece estetik ve derinlikli bir anlatım olduğunu söyledi. Türkçede ölüm için çok sayıda ifade bulunduğunu ancak bu sözün ayrı bir anlam taşıdığını belirten Dumanlı, kavramın hem Kur’an’a hem de hadislere dayanan bir çağrışım alanı bulunduğunu ifade etti.
Dumanlı, özellikle müminin ölümü sırasında meleklerin gelişiyle ilgili hadis rivayetlerini hatırlatarak, “ufuk” kavramının burada önemli bir anlam kazandığını anlattı. Ona göre “ruhunun ufkuna yürümek”, müminin dünyadan ayrılıp rahmete doğru yönelişini anlatan güçlü bir tasvir niteliği taşıyor.
Üçüncü kavram olarak ise “efrez” üzerinde duran Dumanlı, bunu “farzlar ötesi farz” şeklinde açıkladı. Bazı dönemlerde bazı dini yükümlülüklerin daha hayati hale gelebileceğini belirten Dumanlı, buna örnek olarak Hz. Ebubekir döneminde zekât vermek istemeyenlere karşı gösterilen tavrı anlattı. Ona göre o gün zekâtın korunması nasıl öne çıktıysa, her çağın da kendi “efrez” meselesi bulunuyor.
Dumanlı, bu çağın “efrez” konusunun ise iman meselesi olduğunu söyledi. Bediüzzaman Said Nursi’nin “mesaimizi imana teksif ettik” sözünü hatırlatan Dumanlı, inanan insanın zaaflarının temelinde de çoğu zaman iman eksikliği bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle imanın sürekli yenilenmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Programın sonunda Dumanlı, bu bölümde üç kavramı anlattığını, bir sonraki yayında ise Fethullah Gülen’de gördüğü “üç önemli tespit” üzerinde duracağını belirtti.