Hem arsız hem hırsız hem katil ama mağdur

YORUM | ALPER ENDER FIRAT 

Musa Orhan’ın Ezgi Mola’dan ‘özür’ istemesi bugünkü adalet sisteminin dört başı mamur fotoğrafıdır. Hem arsız, hem katil ama mağdur…

Siirt’te 17 yaşında bir kıza tecavüz edip ölümüne sebep olduğu öne sürülen Musa Orhan’ın serbest bırakılması kamuoyunda büyük infial uyandırdı. Yüksek sesle tepki gösterenlerden biri olan Ezgi Mola hakkında dava açılmıştı. Yeni Türkiye normlarına uygun biçimde tecavüz şüphelisi Musa Orhan, mağduriyetinin (!) giderilmesi için Ezgi Mola’nın kendisinden özür dilemesini istemiş.

Orhan’ın Ezgi Mola’dan özür beklemesi tuhafınıza gitmesin bu ülke son 7-8 yıldır ülkedeki bütün hırsızlardan, katillerden, tecavüzcülerden ve şikecilerden birer birer özür diliyor.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Adalet, daha dün, şike yaparken suçüstü yakalanan Aziz Yıldırım ve ekibinden bir kere daha özür diledi. Suçluyu yakalayan polis ve savcılar yüzlerce yıl ceza aldı. Olaya sos katmak için de Samanyolu Grubu Başkanı Hidayet Karaca 1,406 yıl hapisle cezalandırıldı. Avrupa’nın bile şike olarak kabul ettiği ve kulübü bu şekilde cezalandırdığı gerçeği, orada öylece dururken olayı soruşturup yakalayanları ibreti alem olsun diye cezalandırdılar. 

Tabi bunlar olurken kamuoyunun pek ilgi göstermediği davalarda da katiller, birer ikişer, üçer beşer, onar yirmişer aklandı, aklandığı gibi diyeti mağdur edilenler ödedi.

Daha iki yıl önce JİTEM davası da çöp olmuştu. 1992-1996 yılları arasında Mardinin Kızıltepe ilçesinde 22 kişinin faili meçhul bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ilgili açılan ve kamuoyunda JİTEM davası olarak bilinen dava, sanıkların beratıyla sonuçlanmıştı. Albay Hasan Atilla Uğur tıpkı Ergenekon davasında olduğu gibi bu davadan da aklandı. Onunla birlikte dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve bazı köy korucuları da haklarında açılan “silahlı örgüt kurmak veya yönetmek, silahlı örgüte üye olmak ve tasarlayarak öldürmek” suçlamalarının yersiz olduğuna kanaat getirilerek sütten çıkmış ak kaşığa dönüştürüldüler.

Aynı yargı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ı öldürmek gerekçesiyle 83 yaşında bir adamı yürüyemeyecek kadar hasta olmasına rağmen hapiste tutmaya devam ediyor. 22 Ekim 1993 tarihinde işlenen suikast tepeden tırnağa şaibeliydi ve asıl faillerin Lice’yi yakanlardı. Deliller JİTEM davasında yeni dönem yargı eliyle aklanan Eşref Hatipoğlunu işaret ediyordu.

Bugün 83 yaşında ve hasta olan Mehmet Emin Özkan 1996 yılında Mersinde, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. 2 itirafçının verdiği ama daha sonra geri çektiği ifadelere dayanarak Orgeneral Bahtiyar Aydın’ı öldürmekten yargılandı, yargılanma boyunca olay ile hiçbir alakasının olmadığını ısrarla anlatmaya çalışmasına rağmen ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2014 yılında Lice dosyasının zaman aşımından düşmesine bir gün kala hazırladığı iddianamede “Mehmet Emin Özkan’ın bu eyleme katıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır” demesine rağmen, yaşlı adamı hapiste tutmaya devam ettiler.

Mehmet Emin Özkan kimi kimsesi olmayan, hakkını arayamayan, sesini duyuramayan, katillerin kendi işledikleri suçu kolayca yükleyebilecekleri biriydi sadece.

Durum tam Hz Peygamber’in (asm) söylediği gibiydi, “sizden öncekiler, fakirler, zayıflar kabahat işledikleri zaman onları hemen cezalandırır, nüfuzlu ve zengin olanlar işlediğinde cezada muaf tutmaları yüzünden helak oldular.”

Hatta daha da ileri gidip nüfuzluların işledikleri cinayetleri de zayıf ve yoksulların üzerine yıktılar.

17/25 Aralık hırsızlarını, Ergenekon terör örgütünü, mafyaları, katilleri, şikecileri birer birer aklayan ve sizin de en azından sessizlikle destek verdiğiniz böyle bir adalet sisteminde, Musa Orhan’ın Ezgi Mola’dan sadece özür istemesine şükredin bence.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin