Hasret kavurdu yüreğimi!

YORUM | Doç. Dr. MAHMUT AKPINAR

Bulunduğum kente çalışmak için Türkiye’den iki genç geldi. Birisinin işyeri varmış, ekonomik kriz nedeniyle işleri düşmüş, faturalarını ödeyemez hale gelmiş. Dükkanını kapatıp gurbet yollarına düşmüş. Elektronik aletlerin tamirini, bakımını yapıyormuş. Otuzların başında, becerikli, elinden iş gelen bir arkadaş. Şimdi etle, yağla, bulaşıkla, hamurla, temizlikle uğraşıyor. Alışamadığı için bunalıyor, sıkılıyor, zorlanıyor. Dilini, yolunu bilmediği bir ülkede, bilmediği bir işte ekmek parası için çabalıyor.

Diğeri daha 21-22 yaşında genç, narin bir delikanlı. Ana kuzusu. Yaptığı işler nedeniyle eli kabarıyor, üşüyor, alerji oluyor. Her gün başka bir dertle uğraşıyor. Anasının yemeğini, evini özleyip, iç çekiyor. Her yemeği yiyemiyor, yattığı yere alışamıyor, ortamı sevemiyor vs. Gençler vatanında iş-güç bulamadığından dolayı hayata tutunmak, birikim yapmak için gurbet ellere gelmişler. Ama geldikleri ülkenin her şeyi farklı, kolay alışamıyorlar. Birkaç cümlede bir “ah şimdi Türkiye’de olacaktım!” “ah şimdi şu yemek olacaktı!” diye söylenip duruyorlar. Memleketi, arkadaşlarını, analarının yemeklerini, güneşi özlüyorlar.

Aslında buralarda da pek çok şey var, ama bilmedikleri için bulamıyorlar. Geçen onlara çekirdek aldım pek bi sevindiler. Buralarda sallama çay var. Bir demlik buldum ve Türk çayı alıp götürdüm, sevinçten uçacaklardı. Gece boyunca beraber sürekli çay içtik o gün. Izgara türü ve hazır yiyeceklerden bıkmışlar, suyuna ekmek banacak yemek arıyorlar. “Kursağımızdan sulu bir yemek geçmedi kaç aydır!” dediler. Bunlara bir kaç akşam elimden geldiğince sulu yemekler yaptım. Türlü yaptım, bezelye ile patatesi karıştırıp içine havuç atıp bir sulu yemek ürettim. Teşekkür etmekten yerlere yattılar. Genç olan çok dayanamadı. Ana kuzusu, anasının yolunu tuttu. Becerikli bir çocuktu. Sebat etse insanoğlu nelere alışıyor, nelere dayanıyor, ama ısrarla Türkiye’ye dönmek istedi. Belki özlediği, bekleyeni vardı. Geçen hafta yolcu ettik.

Britanya ikliminin eskiye nazaran oldukça güneşli hale geldiğini söylüyorlar. Küresel ısınma, iklim değişikliği adayı giderek daha ılıman, güneşli hale getiriyor. Ama geçenlerde aralıksız 2 hafta yağmur yağdı ve neredeyse hiç güneş yüzü görmedik. Gençler zaten kapalı ortamda çalışıyorlar. Hasret, iklime/coğrafyaya yabancılık, dil bilmemek, kendini çaresiz hissetmek gibi çelişkili duygularla boğuşurken, bir de uzun süreli kapalı havaya maruz kalınca patladılar. Bir tanesi zor kontrol ettiği duygularını dışa vurdu: “Türkiye’ye dönünce eğilip toprağı öpeceğim” dedi. Geleli iki ay ancak oldu, ama hasret başına vurmuş. Kaldı ki bu genç Türkiye’de büyümüş, Bulgaristan doğumlu bir Türk. Ama yetiştiği ülke, ortam, kültür insanı kuşatıyor ve zamanla hücrelerine kadar işliyor.

İnsanda vatan duygusu 17-18 yaşına kadar tamamlanırmış. Yani, bu yaşlara kadar nerede büyüdü iseniz vatan orası oluyor. Hayatınız boyunca artık hep oranın özlemini duyuyor, çocukluğunuzun geçtiği kentleri, sokakları, ortamları özlüyorsunuz. Ömrünün geri kalan 60 yılını yaşasan da, sonraki ülke sana vatan olmuyor. Genç arkadaşım öyle deyince bir anda aynada kendimi gördüm. O istediği zaman ülkeye gidebilirdi, engeli yoktu. İçimden: “A kardeşim ya ben ne yapayım?” diye geçirdim. Ben de zaman zaman benzer hasret, özlem duygularıyla kuşatılmışlık yaşıyorum. Ama ülkeye dönüşün hayalini bile kuramıyorum şu anda. Hayatında bir kuş vurmamış, kalemden başka tehlikeli madde tutmamış ben, ülkenin en büyük teröristlerindenim artık. Küçük çocuklarım Türkiye’nin nasıl bir yer olduğunu unuttu. Akrabaları, arkadaşları, büyüdükleri sokaklar hafızlarından siliniyor yavaş yavaş.

Bulunduğumuz şehirde Allah’tan herşeyi bulabiliyoruz. Bazen bir Kırkağaç kavunu bulup merasimle kesip, özlemle yiyoruz. Kavun kokusunda ülkenin kokusunu arıyoruz. Bazen Salihli-Alaşehir Sultan üzümü geliyor; kasayla alıp, Ege’nin bağlarını hayal ediyoruz. Türkiye’deki insanların durumunu düşünüp 3 yıl boyunca ailecek lokantaya gitmedik. Pek çok arkadaşımın aynı duyguları yaşadığını biliyorum. Ama geçenlerde bir çocuğumun doğum günü için ailecek Türk lokantasına gittik ve lahmacun, ardından künefe yedik. Aslında boğazımızdan geçen lahmacun, künefe değildi; Türkiye hasretiydi. Ayran içerken ülke özlemini yudumladık. Burada bir köprü var, uzakça bir şehirde. İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nü yapan firma yapmış. Bir haliçin üzerinde. Boğaziçi köprüsüne epeyce benziyor. Özellikle İstanbul’lu arkadaşlarla saatlerce yolculuk yapıp o şehre gidiyor, köprünün altında çay içiyoruz. Hayallere dalıp köprünün altından İstanbul’u seyrediyoruz. Kış gelince çiğ köfte toplantıları en önemli sosyal faaliyetimiz oluyor. Buralarda da makluben vazgeçmiyoruz. Maklube sadece bir yemek değil. Onun içinde dostluk var, özlem var, hatıralar var, Türkiye var.

Aşık maşukuna ulaşamayınca aşk bazen nefrete dönüşebiliyor. Biz Türkiye’ye aşığız, seviyoruz. Hep seveceğiz. Bize yapılanlar, yaşatılanlar bir grup zalimin işi. Yaşadıklarımız, gurbette hissettiklerimiz nedeniyle hasretle dudaklarımızı ısıracağız, özlemlerimizi içimize gömeceğiz, ama ülkemiz ve insanımız aleyhine konuşmayacağız. Dün ülkeye adanmış hayatlarımızı artık hem ülkemize, hem insanlığa adayarak yolumuza devam edeceğiz. Bazen verdiğimiz ölçüsüz tepkiler aşığın maşukundan uzak kaldığında, vefa göremediğinde verdiği tepkiler türünden. Onlar arızi! Ülkeye sevdamız ise kalıcı; devam ediyor, edecek! 

Gördüğümüz ağır lince, dışlamaya, kötü muameleye rağmen ülkemize tutkumuz, aşkımız sürecek ve bir gün mutlaka döneceğiz. Ülkenin güneşli günlerini yeniden göreceğiz. Belki bir ayağımız yeni vatanımızda olacak; ama döneceğiz. Bekle bizi Türkiye! Hayalerimizde, hatıralarımızda, sohbetlerimizde hep sen olacaksın! Sana olan sevdamız sönmeyecek! Aşık usandıran bir naz içinde olsan da, vefanı bizden esirgesen de, biz usanmayacağız, vefalı olacağız ve seni hep seveceğiz. Nazım Hikmet gibi, Ahmet Kaya gibi, M.Akif Ersoy gibi, Cem Karaca gibi.. Kavuşamazsak, gözlerimiz açık gideceğiz.

4 YORUMLAR

  1. şerdoğan ingilterede bağlantılarla peşinize takılmak için yeni bir atak için anlaşmalar yaptı mafya çete vesaire
    .. illegal koşturacak!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin